YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/800
KARAR NO : 2022/13024
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 3.Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ile davalı … vekili tarafından talep edilmiş, davalı … vekilince duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 25.10.2022 Salı günü davacı vekili Av. … geldi, davalı … adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalılardan borçlu …’nın müvekkili şirkete olan borcundan dolayı hakkında icra takipleri başlatıldığını, borçlunun adresine fiili olarak hacze gidildiğini, adresin boş olup haczi kabil mal varlığı bulunmadığını, ancak dava konusu edilen taşınmazlardan birini diğer davalı …’ya, diğer taşınmazını ise davalı …’ya satış yolu ile devrettiğini, söz konusu devirlerin kötü niyetli olarak müvekkili olan alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile yapıldığını belirterek dava konusu bu tasarruf işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; davalı …’nın evi beğenmesi üzerine 600.000,-TL’lik kısmı nakden ödenmek ve müvekkilinin İNG Bank A.Ş.’ye olan 150.000,-TL civarındaki borcun da alıcı tarafından üstlenilmek sureti ile satıldığını, İzmir’deki taşınmazın da aynı şekilde 06.12.2012 tarihinde 150.000,-TL bedelle davalı … ‘ya satıldığını, ödemenin 06.12.2012 tarihinde banka aracılığı ile yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …; 600.000,-TL ödemeyi nakden satıcının banka hesabına yaptığını, aynca bankadan ipotekli olduğu için ipotek bedeli olan 103.000,-TL’yi de ödemek şartı ile anlaştıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; davalı … ‘ya ait İzmir’deki işyerini 06.12.2012 tarihinde …’ya ait Denizbank … Şubesi hesabına 150.000,-TL havale ederek satın aldığını, ödenen bedelin piyasa değeri olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı …’e devredilen taşınmazın rayiç değerinin 150.000,00 TL olup tapudaki satış bedeli ile örtüştüğü, 150.000,00 TL’nin 06/12/2012 tarihli havale ile Denizbank üzerinden ödendiğinin de dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, bu satışın alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan bir satış olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı …’ya devredilen Beşiktaş …, 1440 Ada, 11 parsel 6 no.lu bağımsız bölümün 11/12/2012 tarihli satışına ilişkin tasarrufun davacı yönünden iptali ile davacıya bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisinin tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili ile davalı … ve … vekilinin ayrı ayrı istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince dava konusu taşınmazlardan Beşiktaş, … Mah. 1440 ada, 11 parseldeki 6 nolu bağımsız bölüm yönünden; davalı …’nın 10/12/2012 tarihinde konut satışı için 300.000,00 TL … hesabına yatırdığını, aynı gün bu paranın … tarafından çekildiğini, ertesi gün …’nın aynı şekilde 300.000,00 TL daha yatırdığını, bu paranın da aynı gün borçlu tarafından çekildiğini, dinlenen tanık …’nın ifadesi ile birlikte bu işlemler değerlendirildiğinde 300.000,00 TL’nin çek yatır yapılmak suretiyle satış bedelinin ödendiği, bu satışın bu şekilde muvazaalı olarak düzenlendiği sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, sözü edilen dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı sabit olmuştur. Mahkemece dinlenen tanık …’nın ifadesi ile birlikte 300.000,00 TL’nin çek yatır yapılmak suretiyle satış bedelinin ödendiği, bu satışın bu şekilde muvazaalı olarak düzenlendiği belirtilmişse de; tanık olarak dinlenen …; davalı 3.kişi …’nın eski eşi …’nun 300.000,00 TL parasını yatır çek yaparak … adına bankaya yatırarak iki işlemde bedel kapattığını söylediğini beyan etmişse de tanığın bu beyanları duyuma dayalı olup, beyanının hükme esas alınması isabetli görülmemiştir. 10/12/2012 tarihinde davalı 3.kişi …’nın; davalı borçlu …’ün Bankasya … Şubesindeki hesabına 300.000,00 TL konut satışına istinaden açıklamasıyla para yatırdığı, hemen ardından davalı borçlu …’ün bu parayı çekip teslim aldığı, ertesi gün 11/12/2012 tarihinde yine davalı 3.kişi …’nın; davalı borçlu …’ün Bankasya …. Şubesindeki hesabına 300.000,00 TL yine konut satışına istinaden açıklamasıyla para yatırdığı, hemen ardından …’ün yine bu parayı çekip teslim aldığı sabit ise de, bu yatırılan 300.000,00 TL paranın aynı para olduğu, aynı paranın çek-yatır yapıldığı ya da paranın esasen …’e ait olduğu ispatlanmış değildir. Bu halde, mahkemenin tasarrufun iptali için gerekçe gösterdiği çek yatır yapılmak suretiyle satış bedelinin ödendiği gerekçesi yerinde değildir. Ancak her ne kadar mahkemece bu yönde belirtilen gerekçe yerinde değil ise de; davalı borçlu … ile davalı 3.kişi olan … arasında; İİK’nun 280/1 maddesine göre tanışıklık, arkadaşlık, akrabalık, iş ilişkisi vs. gibi durumların olup olmadığı, davalı 3.kişinin borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı konusunda yeterince araştırma yapılmamıştır. Davalı 3.kişi …’nın ya da ailesinin dava konusu taşınmazı alabilecek ekonomik durumunun olup olmadığı, dava konusu edilen taşınmaz üzerinde ING Bank A.Ş. lehine tesis edilmiş ipotek bulunup, davalılar tasarruf tarihinde bu ipotek borcunun 103.000,00 TL olduğunu ve bu borcun davalı 3.kişi … tarafından ödeneceğini belirtmişse de, bu borcun ne kadar olduğu, daha sonra ödenip ödenmediği, ödendi ise kim tarafından ödendiği, dava konusu taşınmazda tasarruf tarihinden itibaren kimin oturduğu, kiraya verildi ise kim tarafından verildiği ve kira bedellerinin kime ödendiği hususları araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davalı 3.kişi …’nın İİK’nun 280/1.maddesi kapsamında davalı borçlu …’nın mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Kabule göre de; tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve ferilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1 maddesi gereğince istinaf mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, duruşma da vekille temsil olunmayan davalı … yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya geri verilmesine 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.