Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/8190 E. 2022/14279 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8190
KARAR NO : 2022/14279
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2019 gün 2016/9763 E, 2019/9136 K sayılı ilamında; “…Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın “Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı”, Yasanın geçici 1. maddesi ile de “Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği” öngörülmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir.
Karayolları Trafik Kanununa göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur.
Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır, Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk “Sosyal Güvenlik Kurumu’na” geçtiğinden, yasa kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden bilirkişiden ek rapor alınarak 2918 sayılı yasanın değişik 98. maddesi kapsamında kalanların belirlenmesi, 2918 sayılı yasanın değişik 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden yasal hasım olan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun davaya dahil edilmesi, yasa kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise davalıların sorumlu tutulması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar lehine takdir olunan manevi tazminatın fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonunda; davacıların murisi …’nün 3.208,98 TL geçici iş göremezlik zararı ile 5.725,97 TL sürekli iş göremezlik zararının davalılardan … ile … kaza tarihi olan 20.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile diğer davalı ….’den dava tarihi olan 09.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar … ve …’ye miras payları oranında ödenmesine, davacıların murisi …’nün tedavi gideri zararlarından 15.452,05 TL’nin davalılardan … ile … kaza tarihi olan 20.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile diğer davalı ….’den dava tarihi olan 09.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar … ve …’ye miras payları oranında ödenmesine, bakiye 5.193,23 TL zararın ise davaya dahil edildiği tarih olan 27.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile dahili davalı …’ndan alınarak davacılar … ve …’ye miras payları oranında ödenmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine
karar verilmiş; hüküm, dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla mülga 1086 sayılı HUMK’un 427. maddesinde öngörülen temyiz kesinlik sınırı 01.01.2022 tarihinden itibaren 5.810,00 TL’ye çıkarılmıştır.
Dahili davalı … aleyhine hükmedilen 5.193,23 TL tazminata ilişkin karar, anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden, miktar itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, dahili davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalı … vekilinin temyiz isteminin, mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE; 09.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.