Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/8491 E. 2022/11957 K. 11.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8491
KARAR NO : 2022/11957
KARAR TARİHİ : 11.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin itirazın kabulüne dair kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü;

K A R A R

Davacı vekili, 18/12/2012 tarihinde, müvekkilinin, yolcu olduğu aracın karıştığı trafik kazasında, davacının yaralandığını ve %16,2 oranında maluliyetinin oluştuğunu, sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 121.625,00 TL ‘ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun usulden reddine karar verilmiş; davacı vekili, karara itiraz etmiştir. İtiraz Hakem Heyetince, davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, buna göre başvurunun kabulü ile 121.625,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 27/04/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekili kararı temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacı tarafından hakeme başvuru sırasında dosyaya sunulan 31/11/2017 tarihli Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Bilirkişi raporunda davacının kazadan kaynaklı olarak, travma sonrası stres bozukluğuna dayalı maluliyetinin %16,2 olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar işbu rapor kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre hazırlanmış ise de kaza tarihinin 2012, rapor tarihinin 2017 yılı olması, aradan geçen 5 yıllık süreçte psikiyatrik tedavisinin bulunup bulunmadığı ve travma sonrası stres bozukluğunun davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceği hususunun tespit edilmediği anlaşıldığından karar vermeye elverişli bir rapor değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının kazadan kaynaklı olarak, maluliyetinin tespiti için geçmişe dayalı tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek üzere, içerisinde psikiyatri uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden (ATK İhtisas Kurulu’ndan ya da üniversitelerin adli tıp bölümünden) kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “travma sonrası stres bozukluğu” nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, varsa oranının ne olduğu ve maluliyet oranının davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceği hususlarında bizzat muayenesi de yapılarak ayrıntılı, gerekçeli, kaza ile illiyet bağı kuran, denetime elverişli bir rapor alınarak temyiz eden davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.