Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/8811 E. 2022/11447 K. 05.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8811
KARAR NO : 2022/11447
KARAR TARİHİ : 05.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili; davacının 14/05/2015 tarihinde yolcu olarak bulunduğu araç ile davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan araç arasında gerçekleşen çift taraflı kazada yaralandığını ve malul olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.001,00 TL sürekli maluliyet tazminatının başvuru tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslahla talebini 63.456,60 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, uzlaşma nedeniyle başvuru sahibinin talebinin reddine karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine davacı vekilinin itirazının kabulüne, 63.456,60 TL sürekli maluliyet tazminatının 29/06/2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, 14/05/2015 tarihinde kazanın gerçekleştiği, davacının yaralandığı dosya kapsamıyla sabittir. Olaya ilişkin olarak açılan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/43432-16 Soruşturma sayılı dosyasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, Savcılık tarafından Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253. maddesi kapsamında, uzlaştırmanın sağlandığı bu sebeple Cumhuriyet Başsavcılığınca da uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
5271 sayılı CMK’nın 253/17. bendi; “Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder” hükmünü; aynı maddenin 19. bendi ise “…Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç
nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” hükmünü haizdir.
Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 166. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre; “Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.” İbranın diğer müteselsil borçlulara etkisine ilişkin bu özel hükümle alacaklının sadece bir borçluyu ibra etmesi üzerine, ibra ettiği borçlunun iç ilişkideki payı kadar, diğer borçlulara karşı da alacak hakkını kaybedeceği hükme bağlanmıştır.
Karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortası, işletenlerin ve işletenlerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğu araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan diğer yardımcı kişilerin kusuru ile meydana gelen ve 2918 sayılı KTK’nın 85/1 maddesi kapsamında kalan zararlardan sorumlu olduğuna göre (KTK m. 91/1) işleten ve/veya araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan diğer yardımcı kişilerin zarar görene karşı tazminat yükümlülüğünün kalmadığı durumlarda …’nin de bu kişilere karşı herhangi bir sorumluluğu kalmayacaktır.
Somut olayda; davaya konu trafik kazası nedeniyle önerilen uzlaşma teklifinin davacı tarafından edimli olarak kabul edildiği ve soruşturmanın bu şekilde sonuçlandırılmasının talep edildiği anlaşılmakla, yukarıda zikredilen yasal düzenlemeler doğrultusunda soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının kabulü ile davacının tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle talebin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 05/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.