Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/8842 E. 2023/5810 K. 02.05.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 21:59
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8842
KARAR NO : 2023/5810
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1018 E.-2022/1416 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf isteminin kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü/ Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Menderes 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/280 E.-2021/253 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen gün ve saatte davacı ve Av. ... ile davalı ... ve vekili Av. ... geldiler. ... ile vekili ve davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.05.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ile davalı ... arasında İzmir ili, Menderes ilçesi, Bulgurca Kızıldamlar mevkii 219 ada 67 parselde bulunan 700/75921 oranındaki ve İzmir ili, Menderes ilçesi, Bulgurca Kekliktepe mevki 219 ada 41 parselde bulunan 1/5 ve 1/4 oranındaki tarla niteliğinde bulunan taşınmazların satışına ilişkin 14.03.2017 tarihinde sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmeye göre, ...'nın bu taşınmazları ...'e 500.000,00 TL bedel ile satacağını, 15.08.2017 tarihinde davacı tarafından, ...'ya bu miktarın ödendiğini, ancak sözleşme gereği davalı satıcı ...'nın edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle ödediği miktara karşılık kendisine bono verdiğini, fakat ödeme günleri gelen hiç bir senedin bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine davalı ... hakkında Menderes İcra Müdürlüğü'nün 2020/621 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve davalı ...'ya ait herhangi bir menkul veya gayrimenkul mal varlığı tespit edilemediğini, dava konusu taşınmazını diğer davalı ...'a mal kaçırmak amacıyla devrettiğini, davalıların yakın ilişki içerisinde olduğunu belirterek davanın kabulü ile bu tasarrufun iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ve ... ile kardeşi ...'nın aynı işyerinde ortak olduklarını, bu ortaklıklarından dolayı müvekkiline borçlarının bulunduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşma doğrultusunda davaya konu taşınmaz hissesinin müvekkiline devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın ipotekli olarak devrinin mümkün olması ve davacının bu borçtan şahsen sorumluluğunun olmamasına rağmen sözleşmede taşınmazın ipotek kaldırıldıktan sonra devredileceği yazılması tarafların tercihi ise de, davacının bu miktar bir parayı elden teminatsız olarak davacıya adi yazılı sözleşmeye güvenerek vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, senetlerin takibe çok uzun süre sonra konulması ve tasarruf tarihinin senetlerin tanzim tarihinden önce olması gerekçesiyle, davacının alacağının gerçek bir alacak olduğu ispatlanamadığından dava koşulu yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'nın müvekkili ile arasında akdedilen 14.03.2017 tarihli sözleşmeye göre tüm bedeli almasına rağmen edimini yerine getirmediğini, bedele karşılık verdiği iki ayrı senedi de ödemediğini, bu nedenle icra takibi yapıldığını, dava konusu taşınmazın satışı bakımından davalıların birbirini tanıdığını, tanık beyanlarının bu hususu desteklediğini, satışların gerçek olmadığını, bizzat davalı ...'nin duruşmada sözleşmeyi ve sözleşmenin düzenlenme tarihini kabul ettiğini, satış bedelleri ile rayiç değerler arasında fahiş farkların bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davanın reddedilmesi nedeniyle müvekkili lehine taşınmazın tespit edilen gerçek değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ...ile ...'in aynı iş kolunda ortak olarak çalışıyor olmaları, davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde müvekkilinin davalı ...'yi önceden tanıdığını, aralarında ticari ilişki olduğunu ve alacağın bir kısmına istinaden işbu tapu tescil işlemini gerçekleştirdiğini beyan etmesi, davalı ...'nin icralık olduğu için malının gitmemesi amacıyla bu satışın yapıldığını beyan etmesi nazara alındığında, davalı-üçüncü kişinin İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında borçlunun amacını ve durumunu bildiği, ayrıca alacağa karşı taşınmaz devrinin de satış bedelini mutat ödeme yollarından biri olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; Menderes 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.11.2021 tarih, 2020/280 E. 2021/253 K. sayılı kararının, HMK'nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, esasa ilişkin yeni hüküm tesisine, davanın kabulüne, davalılar ... ile ... arasında satışa konu edilen İzmir ili, Menderes ilçesi, Bulgurca mahallesi 219 ada 67 parselde kayıtlı taşınmazın 70/75921 oranındaki hissesinin devrine ilişkin tapunun 14.11.2017 tarihli ve 14071 yevmiye sayılı tasarrufun davacı yönünden iptaline, davacı tarafa Menderes İcra Dairesinin 2020/621 esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iş bu taşınmaz hissesi üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile diğer davalının birlikte hareket ettiklerini, davacı ile davalı arasında düzenlenen belgelerin muvazaalı olduğunu, taşınmaz üzerinde ipotek olduğundan dolayı taşınmazı devir almayan bir kişinin hiç bir güvence almadan 500.000,00 TL para verdiğinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taşınmazın alacağa karşılık alındığını, davalıların birbirini tanıması ve ticari ilişkilerinin bulunmasının kötüniyet olarak yorumlanamayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal, devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3. şahıs tarafından üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır.
Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle aciz nedenine dayalı tasarrufun iptali davasında davalı 3. kişi aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebilir. Çünkü dava şartlarından birisi de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gereğidir. Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmelidir. Bu nedenledir ki 3. kişi davalının borcun gerçek olmadığı iddiası ve muvazaanın varlığı yönündeki savunmasının mahkemece incelenmesi gerekir. Eğer gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmaz.
Diğer bir yönüyle konu ele alındığında da, İİK.277.vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3. kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen 3. kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli 3. kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir.
Somut olayda davalı ... vekili; davacı ile davalı ... arasında muvazaalı işlem olduğunu, davacı ile davalı ... arasında gerçek bir alacak verecek ilişkisinin bulunmadığını, davalı ...'un taşınmazı devralmasının üzerinden yıllar geçtikten sonra; her zaman ve geçmişe yönelik düzenlemesi mümkün olan, hayatın olağan akışına aykırı adi bir sözleşme ve sözleşme sonrasında verildiği iddia edilen senetlere dayalı takip yapıldığını, tapu başvurusu olmadan bir kişinin başka bir kişiye 500.000,00 TL ödemesinin mümkün olmadığını savunmuştur. Davacı taraf ise; davalı ... ile arasında iki adet taşınmazın satışına ilişkin 14.03.2017 tarihinde sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmeye göre, ...'nın bu taşınmazları ...'e 500.000,00 TL bedel ile satacağını, 15.08.2017 tarihinde davacı tarafından, ...'ya bu miktarın ödendiğini, tapu devrinin taşınmazların üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasından sonra yapılacağını, ancak sözleşme gereği davalı satıcı ...'nın edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle ödediği miktara karşılık kendisine bono verdiğini iddia etmiştir. Ancak davacı tarafından davalı ...'ya verildiği iddia edilen 500.000,00 TL gibi yüksek bir miktarın banka yoluyla havale edildiği ya da bu miktarın bankadan çekildiğine dair bir belgenin olmadığı, her ne kadar tapu devrinin taşınmazların üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasından sonra yapılacağı iddia edilmişse de, ipotek yüküyle taşınmazların devralınması konusunda herhangi bir hukuki engel olmadığı, 14.03.2017 tarihinde 500.000,00 TL gibi yüksek bir miktarın taraflarca her zaman düzenlenebilecek nitelikte olan bir sözleşme karşılığında başka herhangi bir teminat alınmadan elden verilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, öte yandan davalı tarafından davacıya verilen bonoların ödeme tarihleri 10.02.2018 ve 01.10.2018 olmasına rağmen aradan yaklaşık 2 yıl geçtikten ve dava konusu taşınmaz davalı ... tarafından davalı ...'a devredildikten sonra davacının icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince sözü edilen tüm bu maddi ve hukuki olguların dikkate alınması sonucunda davacı ile davalı ... arasında gerçek bir borç - alacak ilişkisinin olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.