Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/8863 E. 2022/14776 K. 16.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8863
KARAR NO : 2022/14776
KARAR TARİHİ : 16.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; İtiraz Hakem Heyetince verilen 07.12.2019 – 2019/İHK-18792 sayılı kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, …’nın sorumluluğunda olan plakasız aracın, 22.01.2009 tarihinde yolda yaya olarak bulunan başvuru sahibi …’ya çarpması sonucu, müvekkilinin yaralanarak malul kalması neticesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik zararının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş; talebini 100.045,18 TL sürekli ve 3.686,22 TL geçici iş görmezlik olmak üzere toplam 103.731,40 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
… tarafından, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden, başvuru sahibine daha önce Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 4118 sayılı 2013 tarihli sağlık kurulu raporu ile bildirilen %13 maluliyet oranına istinaden sigorta kuruluşu tarafından 24.02.2014 tarihinde ibra karşılığı 19.954,00 TL tazminat ödemesi yapıldığı, başvuru sahibinin iş bu başvuru ile bu kez Karadeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinin 21.06.2017 tarihli raporunu sunmak suretiyle tazminat talep ettiği, ancak her iki rapor arasında başvuru sahibinin gelişen zararı olduğunu kanıtlayacak tedavi, operasyon vs. tıbbi müdahaleye konu ve gelişen zarara ilişkin belge ve delil sunulmadığı gibi, esasen başvuru sahibinin başvurusunda gelişen zarar iddiasının da bulunmadığı, dosyada gelişen zarar olduğu kabul edilerek KTK’nin 111. maddesindeki 2 yıllık yasal hak düşürücü sürenin bertaraf edilmesinin hukuken mümkün görünmediği gerekçesiyle; başvurunun reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne, kararın kaldırılmasına, başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 100.045,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.686,22 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 103.731,40 TL tazminatın 05.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline dair verilen karara karşı davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır.
Dosya kapsamından, davacı tarafından sigorta kuruluşuna ibraz edilen ve ödemeye esas alınan Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 4118 sayılı 2013 tarihli raporda, davacının sürekli iş göremezlik oranının %13 olarak tespit edildiği; ardından sigorta tahkim başvurusu sırasında sunulan ve Hakem Heyeti tarafından karara esas kabul edilen Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 21.06.2017 tarihli raporda ise sürekli iş göremezlik oranının %30 olarak saptandığı, ancak davacının maluliyetinde gelişen durum olduğuna ilişkin gerekçeli bir değerlendirme yapılmadığı ve artan maluliyetin sebebinin açıkça belirtilmediği anlaşılmıştır.
Raporlar arasında maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunmakla birlikte, bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı konusunda yapılmış bir araştırma da yoktur. Davacıya %13 maluliyet oranı üzerinden tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, maluliyette gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Açıklanan vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyetince; davalının davacıya %13 oranı üzerinden yaptığı ilk ödeme tarihi öncesi ve sonrasındaki eksik tüm tedavi evraklarının dosyaya temininin sağlanması, davacının %13 oranındaki maluliyetini belirleyen rapor ile davacının gelişen durumuna ilişkin olarak dosyaya sunduğu %30 oranındaki maluliyet raporunun karşılaştırılması, maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, iki rapor arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı, ilk ödeme tarihi ile eldeki başvuru tarihleri arasındaki süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, kaza tarihi olan 22.11.2009 tarihi itibariyle yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine göre, Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan dosya kapsamındaki raporun alındığı Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığının haricinde başka bir kurumdan gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması, davacının 2014 yılında % 13 maluliyet oranı üzerinden tazminat alıp ibraname verdiği gözetilerek, anılan maluliyet oranını aşan maluliyet için tazminata karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 16.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.