YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9085
KARAR NO : 2023/5051
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/34 E., 2022/80 K.
DAVALILAR : 1- …
DAVA TARİHİ : 21.02.2011
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davası sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kusura ve tazminat miktarına itiraz ederek davanın reddini istemiştir.
III.KARAR
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 1.156.870,56 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili, ıslah dilekçesinin süresinde verilmediğini, dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin bulunmadığını, zamanaşımının dolduğunu, kusura ilişkin alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacının bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun 51 ve 54 üncü maddesi,
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, ıslah dilekçesinin tahkikat bitene kadar verilebilecek olmasına, davanın ve ıslah yönünden zamanaşımı süresinin dolmamasına, dava dilekçesinin açıklama kısmında maddi tazminat talep edilmiş olmasına, maluliyet raporunun karar vermeye elverişli ve denetime uygun olmasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekili, davacının sürücüsü olduğu araç ile davalıların sorumluluğunda olan karşı aracın çarpışması ile meydana gelen çift taraflı kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalılar meydana gelen kaza nedeni ile davacıda oluşan gerçek zarardan sorumlu olup gerçek zararın kapsamının belirlenmesi açısından davalıların kusur durumunun … bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Eldeki davada tarafların kusur durumunun tespiti bakımından alınan kusur raporunda davacının oluşan kazada kusursuz olduğu, davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu tespit edilmiş, davalılar; ceza dosyasında alınan anılan raporda davacının da kusuru olduğunun tespit edildiğini belirterek kusur raporuna itiraz etmişler, mahkemec rapor hükme esas alınarak davalının % 100 kusuruna göre karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez
Davalı sürücünün sanık olarak yargılandığı ceza davasında alınan bilirkişi raporunda iki ihtimale göre kusur raporu düzenlenmiş, ilk ihtimalde davalının şeride tecavüz ettiği kabul edilirse davalının % 100 oranında kusurlu olduğu, ikinci ihtimalde davacının şeride tecavüz ettiği kabul edilirse davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde 3/8 kusurlu olduğu belirtilmiş, ceza mahkemesince davalının meydana gelen kazada 3/8 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.
Buna göre eldeki davada alınan kusur raporu ile ceza yargılamasında alınan kusur raporları arasında açık bir çelişki bulunmakta olup mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kaza tespit tutanağında davacı sürücünün şerit ihlalinde bulunarak tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda kazanın, davacının karşı yönden gelen davalının şeridine girerek üzerine gelen aracı gördüğünde sağda bulunan korkuluk nedeni ile sağa kaçamayıp davalı sürücünün idaresindeki araç ile çarpışması şeklinde kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda mahkemece, ceza dosyası getirtilerek her iki rapordaki tespitler ve sürücü ve tanık beyanları da irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
….04.2023 tarihinde Üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Ceza mahkemesinin kusura ilişkin kabulü TBK 74. madde uyarınca hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi vakıanın gerçekleşme şekline ilişkin kabulü hukuk hakimini bağlar. Bu yargı kararlarına olan güvenin bir sonucudur. Ceza mahkemesinde maddi vakıa davacının (suçtan zarar gören) şeride tecavüz etmesi şeklinde kabul edildiğine göre hukuk hakimince de bu şekilde kabul edilmesi gerekir. Bu itibarla, bozmanın bu kabule göre kusur oranının yeniden tayin ve tespiti yönünde olması gerektiğini düşündüğümden … çoğunluğun yazılı gerekçe ile bozma görüşüne katılamıyorum.