YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9340
KARAR NO : 2022/11835
KARAR TARİHİ : 10.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazlarının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Geri çevirme kararı üzerine noksan ikmalinin yapıldığı anlaşılmakla, tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 27/06/2017 tarihinde davacının yolcu konumunda olduğu araçla, davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının %20 oranında malul kaldığını, davalıya yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 17/01/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 139.325,92 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi göndermemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun kabulü ile 139.325,92 TL sürekli maluliyet tazminatının 02/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz Hakem Heyetince; davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Dava, trafik kazası sonucu bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun belirlenmesi, sorumluluk açısından zorunludur.
Somut olayda; kaza neticesinde davacı çocuk muayene edilerek Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 09/04/2018 tarihli raporda, travma sonrası stres bozukluğu tanısına bağlı tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen/fonksiyon kaybı oranı %20 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları
Hakkında Yönetmelik ekindeki cetvellerin kullanılması Dairemizin yerleşik uygulamalarıyla kabul edildiğinden, kullanılan cetvel bakımından rapor usule uygundur. Ne var ki, davacının yakınmaları nedeniyle Eylül 2017 tarihinde Artvin Devlet Hastanesi psikiyatri bölümünde görülmeye başlandığı, yakınmalarına yönelik prozac 20 mg/gün şeklinde tedavisinin halen devam ettiği belirtilmiştir. Rapor bu hali ile karar vermeye elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının kaza tarihinde 14 yaşında olması, olay tarihindeki yaşı nedeniyle kalan muhtemel ömür süresi ve bu süredeki iyileşme ihtimalinin yüksekliği, tedavisinin halen devam ettiği dikkate alındığında, davacının psikolojik tedavisine ilişkin bugüne değin tüm tedavi evrakları da dosya arasına getirtildikten sonra muayenesi de yapılarak, dosyada bulunan rapor da irdelenmek suretiyle en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre kazadan sonra oluştuğu belirtilen psikolojik rahatsızlığın kaza ile illiyet bağı olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, tedavinin halen devam edip etmediği, travma sonrası stres bozukluğuna ilişkin maluliyetin davacının ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceği konusunda açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2)5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30.maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.