YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9666
KARAR NO : 2022/12844
KARAR TARİHİ : 24.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Uyuşmazlık Hakemince başvurunun usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 27/02/2021 tarih 2021/İHK-5476 sayılı itirazın kabulü ile başvurunun kabulüne dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu ve kaza tarihinde … poliçesi olmayan aracın yaptığı tek taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile talebini 69.104,57 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının tahkim öncesinde usulüne uygun maluliyet raporunu davalıya sunmadığı gerekçesiyle başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, başvurunun kabulü ile 69.104,57 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 03/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Eldeki dosyada; kaza sonrası düzenlenen SBÜ Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulunun 05/11/2018 tarihli raporunda davacının kazadan kaynaklı sürekli işgücü kaybının % 4 olduğu, raporun geçerlilik süresinin 6 ay olduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetince söz konusu rapor usule uygun olmadığı için başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verildiği, karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince yeni bir maluliyet raporu alınmasına karar verildiği, bunun üzerine davacının Sağlık Bakanlığı Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulundan aldığı 18/01/2021 tarihli raporu dosyaya sunduğu, söz konusu rapora göre davacının kazadan kaynaklı sürekli işgücü kaybının % 5 olduğu, kaza tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin yürürlükte olduğu, alınan raporun hangi yönetmeliğe göre tanzim edildiğinin belli olmadığı, ancak kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlandığının anlaşıldığı, İtiraz Hakem Heyetince % 5 oranlı bu rapor benimsenerek davacı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, başvurunun kabulü ile 69.104,57 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 03/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü uyarınca taleple bağlılık kuralına aykırı olarak talepten fazlasına karar verilmesi usule aykırıdır.
İtiraz Hakem Heyetince; davacının tahkime başvuru dilekçesinde % 4 oranında malul kaldığını belirterek tazminat talep etmiş olmasına rağmen, talep edilen maluliyet oranı aşılarak % 5 maluliyet oranına göre hesap edilen tazminat miktarına karar verilmesi talep aşımı mahiyetinde olup hatalıdır.
O halde İtiraz Hakem Heyetince; davacının tahkime başvuru dilekçesinde % 4 oranında malul kaldığını belirterek tazminat talep ettiği dikkate alınarak, % 4 maluliyet oranı üzerinden, hükme esas alınan 25/05/2021 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki diğer hesaplama unsurları sabit kalmak kaydıyla ve özellikle davacının gelirinin asgari ücretin 2,161659763 katı olduğu kabul edilerek hesap edilecek tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle % 5 maluliyet oranına göre yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-2918 sayılı KTK’nın 87/1. maddesinde “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir” düzenlemesine yer verilmiş; aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun hükmünün atıf yaptığı genel hükümler, Türk Borçlar Kanunu’nun sorumluluğa ilişkin hükümleri olup böylesi durumda 6098 sayılı TBK’nın 51. (818 sayılı BK’nın 43.) maddesi uygulama alanı bulacaktır.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. (818 sayılı BK’nın 43.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Davalı taraf, davacının araçta hatır için taşındığı savunmasında bulunarak bu sebeple tazminattan indirim yapılmasını talep etmiş; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacının hatır için taşındığına ilişkin savunma değerlendirilmemiştir.
Somut olayda; davacının araçta yolcu olduğu, dosya arasında ceza dosyasının ve ceza dosyasında alınan taraf beyanlarının bulunmadığı, araç sürücüsü ile davacının akraba veya arkadaş olup olmadığı, taraflar arasındaki bağlantının dosya kapsamından anlaşılamadığı, hakem heyetince taraflar arasındaki taşımada davacının da yararı bulunup bulunmadığı, ailevi ya da ahlaki bir sorumluluğun ifası için taşımanın yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan sebeplerle; ceza dosyası ve ceza dosyası kapsamında alınan taraf beyanları ile, davacı ve araç sürücüsü ile araçtaki varsa diğer yolcuların nüfus kayıt örnekleri temin edilip davacının araç işleteni/sürücüsü ile olan yakınlık derecesinin saptanması; yakınlık derecesi de gözetilerek taşımanın ailevi ya da ahlaki sorumluluğun ifası dışında bir nedenle yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi; yapılacak bu tespitlere göre tazminattan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağının gerekçelendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Davalı taraf; davacının, alkollü sürücünün aracına bilerek binmesi nedeniyle müterafık kusurlu olduğunu savunmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince, bu husus değerlendirilmemiş, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine (818 sayılı BK 44) göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
Somut olayda, kaza tutanağına göre davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü 1,62 promil alkollü olup, davacının bu hususu bilebilecek durumda olduğu anlaşılmaktadır. Alkollü sürücünün aracına bilerek binmek zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vermektedir.
Bu durumda mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi (818 sayılı BK 44) gereğince davacının müterafık kusurunun bulunduğu kabulü ile %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
5-Somut olayda, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına tam ve nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.