Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/9747 E. 2022/14969 K. 21.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9747
KARAR NO : 2022/14969
KARAR TARİHİ : 21.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı …. aleyhine 21.09.2020 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine, Uyuşmazlık Hakemince yapılan inceleme sonucunda; davanın kabulüne dair verilen karara davacı vekili ve davalı vekilinin itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazının reddine, davalının itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm oluşturulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.01.2021 tarih ve 2021/İHK-790 sayılı kararın taraf vekillerince süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Geri çevirme kararı üzerine noksan ikmalinin yapıldığı anlaşılmakla, tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 30.07.2019 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın, davacının sürücüsü olduğu araçla karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak %5 oranında malul kaldığını, karşı aracın kusurlu olduğunu belirterek belirsiz alacak davası olarak 5.100,00 TL sürekli maluliyet tazminatının 16.10.2019 başvuru tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 30.10.2020 tarihli miktar artırım dilekçesiyle talebini 47.510,07 TL’ye, 18.11.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle de talebini 64.782,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davanın usulden reddi gerektiğini, kusur oranının belirlenmesi ve SGK tarafından yapılan bir ödeme varsa tespiti gerektiğini, faiz başlangıcının komisyona başvuru tarihinden itibaren yasal faiz olabileceğini belirterek, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; hesaplanan 64.782,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatından %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, ancak davacının talebini 18.11.2020 tarihli dilekçesiyle 47.510,00 TL olarak ıslah etmesi nedeniyle taleple bağlılık ilkesi gereğince ıslah edilen miktarın ödenmesine karar verildiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 47.510,07 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri itiraz yoluna başvurmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince; belirsiz alacak davası olarak açılan davada üç kez artırım yapılamayacağı, TRH 2010 tablosuna göre artırma talebinin üçüncü talep olduğu, davalının TRH 2010 yaşam tablosuna göre karar verilmesine yönelik itirazına itibar edildiği, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının hesap tarzını etkiler nitelikte olmadığı, bilirkişinin TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre hesapladığı 47.510,07 TL hükme esas alınıp %20 müterafik kusur indirimi yapıldığı, davalının vekalet ücretine yönelik itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle; davacının itirazının reddine, davalının itirazlarının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 38.008,05 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17.08.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK’nın 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir.
Somut olayda dava, HMK 107. maddesine dayanılarak belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacı dosya kapsamında 26.10.2020 tarihli kök aktüer raporu alındıktan sonra hesaplanan miktara göre 30.10.2020 tarihli miktar artırım dilekçesi ile talebini 47.510,07 TL’ye artırmış; 02.11.2020 tarihli ek aktüer raporunda hesaplanan miktar daha fazla çıkınca 18.11.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 64.782,00 TL’ye yükseltmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince davanın belirsiz alacak davası olduğu belirlenmesine karşın, belirsiz alacak davasında üç kez artırım yapılamayacağı yönündeki yanılgılı değerlendirmeyle davacının 18.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalıya geri verilmesine 21.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.