Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/9844 E. 2023/2005 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9844
KARAR NO : 2023/2005
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/642 E., 2015/13 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü/ Hükmün Onanması

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli ve 2019/5787 Esas, 2020/6153 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Kararın düzeltilmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, karar düzeltme şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Konya Vergi dairesine bağlı Selçuklu Vergi Dairesi mükellefi olan davalı şirketin 23.11.2012 tarihi itibariyle 151.922,18 TL vergi borcunun bulunduğunu, 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun uyarınca davalı şirket hakkında takibe geçildiğini ancak şirket adına kayıtlı gayrimenkul malvarlığı ile araç kaydının bulunmaması nedeniyle şirket müdürü diğer davalı …’e 22.02.2012 tarihinde tebligat yapıldığını, bu şahsın malvarlığı ile yapılan araştırma sonucunda da borca yeter mal olmadığının tespit edildiğini, ancak annesi olan Havva Özdemir’in 25.04.2008 tarihinde vefat etmesi nedeniyle annesinden dolayı hissesine isabet eden İzmir İli Konak İlçesi 2. … Mahallesi 109 pafta, 2882 ada, 51 parsel, 8807 kütük sayfa 53/293 işleme konu hisse nispetindeki taşınmazı annesinin ölümünden sonra 15.07.2010 tarihinde adına tescil ettirip aynı gün 15.07.2010 tarihinde davalı …’a 2.000,00 TL bedelle satışını yaptığını, yine İzmir İli Konak İlçesi 2. … Mahallesi 109 pafta, 2882 ada, 51 parsel, 8810 kütük sayfa 60/293 işleme konu hisse nispetindeki taşınmazı da 15.05.2012 tarihinde davalı …’a 21.666,67 TL bedelle satış yaptığının tespit edildiğini belirterek davalılar arasındaki taşınmazların satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde, davaya konu taşınmazın 5 katlı olup her katta bir dairenin bulunduğunu, müvekkilinin halen taşınmazda oturduğunu, taşınmazın 5. katındaki daireyi satın alırken davaya konu 53/293 arsa paylı bodrum kat 1 nolu dairesinin 1/6 hissesini de satıcı … Şabaplı’dan satın aldığını, satışta muvazaanın bulunmadığını hissedarları tanımadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

2. Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bedelde muvazaa olmadığı gibi muvazaanın diğer türlerini çağrıştıracak bir özellik bulunmadığı gerekçesiyle davalı …’a devredilen taşınmaz payı yönünden davanın reddine, davalı …’a yapılan taşınmaz devri yönünden, akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akit kapsamına girdiğinden davalı …’in hissesinin 21.666,66 TL değerde bedeli ile davalı …’a muvazaalı olarak satışının yapıldığı gerekçesiyle davalı … yönünden davanın kabulü ile; İzmir Konak ilçesi İkinci … Mahallesi 2882 ada 51 parsel sayılı taşınmazda ikinci kat dört nolu meskende davalı …’e intikal eden hissenin davalı …’a devrine dair tasarrufun iptaline, alacaklı Gelir İdaresi Başkanlığına ve dava konusu olan Vergi alacağının tahsili için bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli ve 2019/5787 Esas, 2020/6153 Karar sayılı ilamıyla;
“…
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA” gerekçesi ile karar onanarak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı … vekili karar düzeltme dilekçesinde; müvekkilinin temyiz talebinde bulunduktan sonra eksik temyiz giderinin tamamlanması yönündeki muhtıranın ikametgah adresine tebliğ edilmediğini, gerekçeli kararın da yine …’ın ikametgah adresine değil, aynı apartmanda başka bir konuta tebliğ edildiğini, tebligatı haricen öğrendiğini, temyiz dilekçesini temyiz harç ve masraflarını yatırmak suretiyle yasal süresi içinde İzmir’den yerel mahkemeye gönderdiğini, temyiz talebinin usul ve yasaya uygun olmasına rağmen, eksik temyiz harcı da ikmal edilmiş olmasına rağmen, temyiz talebi ile ilgili olarak Yargıtay’ca karar verilmesi gerekirken bir karar verilmediğini, davaya konu 4 nolu bağımsız bölümü satın alırken her biri eşit hisseye sahip ve kardeş olan üç mirasçıdan satın aldığını, bu taşınmazın maliklerini satış işlemleri öncesinde hayatı boyunca hiç tanımadığını, tapu kaydında sadece hissedarlardan … aleyhine Konya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2012/4250 E. sayılı dosyasından haciz olduğunu, müvekkilinin bu haciz bedeli olan 30.000,00 TL’yi icra dosyasına yatırıp, haczi kaldırdığını belirterek davalı …’ın temyiz itirazlarının incelenerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 24 ve devamı maddeleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1-2, 21/2 maddeleri.

3. Değerlendirme
1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiştir. TK’nın 21/2. maddesinde ise; gösterilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatabın o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnamenin gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırılacağı düzenlenmiştir.

Somut olayda, gerekçeli kararın davalı …’a 23.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 03.07.2015 tarihinde süresinde temyiz ettiği, ancak nispi temyiz harcı yatırmadığından mahkemece temyiz harçlarının tamamlanması için düzenlenen muhtıranın 13.02.2019 tarihinde mernis adresi olarak … Mah. 688/11 Sk. No:12-12 İç Kapı No:3 …/İzmir adresinde, komşusu muhatabın işe gittiğini beyan ettiğinden TK 21/2’ye göre muhtara tebliğ edilmesi üzerine mahkemece 21.05.2019 tarihinde verilen ek kararla; davalı …’ın temyiz başvurusunun eksik temyiz peşin harcının Adliye veznesine yatırılmaması nedeniyle temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, verilen bu ek kararın muhtıranın tebliğ edildiği aynı adreste 13.06.2019 tarihinde yine TK 21/2’ye göre muhtara tebliğ edildiği ve davalı … tarafından bu ek kararın temyiz edilmediği anlaşılmış ise de; karar düzeltme aşamasında yapılan yeniden incelemede; davalı …’ın 12.12.2018 tarihinde … Mah. 688/11 Sk. No:12-12 İç Kapı No:6 …/İzmir adresine taşındığı, ikametini buraya aldırdığı, mernis adresinin burası olduğu, mahkeme tarafından davalı …’a muhtıra ve ek kararın yapılan tebligatında mernis adresinin İç Kapı No:3 numara olarak yanlış gösterildiği, böylece yapılan tebligatların usulsüz olduğu, temyiz harcı ve giderlerinin ise daha sonra davalı … tarafından tamamlandığı anlaşıldığından; davalı …’ın temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmekte olup, karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkemenin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair 21.05.2019 tarihli ek kararının ve Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli ve 2019/5787 Esas, 2020/6153 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak işin esasına geçildi.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı borçlu tarafından davalı 3. Kişi …’a devredilen taşınmaz hissesi yönünden tapuda gösterilen değer ile gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunmamasına ve davalı …’in davalı borçlunun alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için borçlu hakkında 6183 sayılı yasaya göre bir takip yapılmış ve kesinleşmiş olması gerekir. Ancak aciz belgesine gerek olmayıp borçlunun borcunu ödeyememe durumunun gerçekleşmiş olması yeterlidir. Öte yandan 6183 sayılı Yasa’nın 28/2 maddesine göre kendi verdiği malın akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağış niteliğinde olup iptali gerekmektedir. Yine aynı Yasanın 30. maddesine göre de kamu alacaklarının bir kısmını veya tamamının tahsiline olanak bırakmamak amacı ile borçlu tarafından bir taraflı tasarruflar ile borçlunun maksadını bilen veya bilmesi gereken kimseler ile yaptığı tasarrufların tarihleri ne olursa olsun geçersiz olacağı hüküm altına alınmıştır.

Mahkemece; davalı …’a yapılan taşınmaz devri yönünden, akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akit kapsamına girdiğinden davalı …’in hissesinin 21.666,66 TL değerde bedeli ile davalı …’a muvazaalı olarak satışının yapıldığı gerekçesiyle davalı … yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı 3.kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanması mümkün olup bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığı değerlendirilmelidir. Somut olayda; dava konusu İzmir İli Konak İlçesi 2. … Mahallesi 109 pafta, 2882 ada, 51 parsel, 8810 kütük sayfa 60/293 hissenin davalı borçlu … Özdemir kendisine düşen 1/3 hissesini 15.05.2012 tarihinde 21.666,67 TL bedelle davalı 3.kişi …’a tapuda devretmiş; bilirkişi tarafından dava konusu bu hisse için 50.000,00 TL rayiç bedel belirlenmiştir. Ancak dava konusu bu hisse üzerinde 20.04.2012 tarihinde tesis edilmiş Konya 3.İcra Müdürlüğü’nün 2012/4250 sayılı icra dosyasından 34.278,09 TL haciz olduğu, bu hacizle birlikte davalı …’a devredildiği ve tapu devrinden sonra bu haczin 30.000,00 TL olarak davalı … tarafından ödenerek kapatıldığı anlaşıldığından bu miktarın da tapuda ödendiği anlaşılan miktara eklenmesi gerekmektedir. Bu durumda bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen değer arasında mislini aşan bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Buna göre; davalı 3.kişi …’ın davalı borçlu ile yakınlığı ve tanışık olduğu yada 6183 s. Yasanın 30. maddesi gereğince borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından davanın davalı borçlu ile … arasındaki tasarruf yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün 1 numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı … vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair 21.05.2019 tarihli ek kararının ve Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli ve 2019/5787 Esas, 2020/6153 Karar sayılı onama ilamının belirtilen şekilde KALDIRILMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün 2 numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, değerlendirme bölümünün 3 numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 08.01.2015 tarih ve 2012/642 E., 2015/13 K. sayılı kararının BOZULMASINA,

Tashihi karar peşin harcın karar düzeltme isteyen davalı …’a iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.