YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/503
KARAR NO : 2023/2633
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.02.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin opal cam olarak adlandırılan beyaz renkli camdan mutfak eşyası üretimi ile iştigal ettiğini, faaliyetine devam ederken, fabrikayı işletmeye açtığı zaman davalı … firması ile görüştüğünü ve 19/10/2015 başlangıç tarihli 0001-1110-00971694 sayılı “Yeni tüm iş yeri sigorta poliçesi” ile iş yerini sigortaladığını, sigorta poliçesi düzenlenmeden önce, sigorta şirketinin görevlendirdiği eksper tarafından şirkete gelinerek fabrikanın denetlendiğini, çalışan makinelerin yerinde tespit edildiğini ve sigorta değerine ilişkin kıymetlendirmenin de bu eksper tarafından yapıldığını, daha sonra 02/02/2016 tarihinde fabrikadaki ana üretim kısmı olan fırında meydana gelen sızıntı sonucunda yangın oluştuğunu ve bu yangına bağlı olarak makineler, demirbaşlar ve ham maddeler, emtiaların doğrudan hasara uğradığını, yangının hemen akabinde davalı firmaya 03/02/2016 tarihinde hasar bildirimi yapıldığını, davalı tarafından görevlendirilen eksperlerce fabrikaya gelerek tutanak tutulduğunu, fotoğrafların çekildiğini ve belgelerin alınarak gidildiğini, eksperler tarafından sadece hasara uğrayan fırındaki refraktar (yüksek ısıya dayanıklı ateş tuğla) örülmesiyle ilgili araştırma yapılmaya başlandığını, üstelik fiyat araştırmasının yapılması müvekkili şirket yetkilisi … ‘tan istendiğini, müvekkil şirket yetkilisi tarafından bütün araştırmaların yapıldığını, İngiltere, Fransa, İtalya ve diğer ülkelerden refrektar fiyatları alındığını ancak ısrarlı bir şekilde eksperlere hasarın net ve tam olarak hesaplanması, refrakter haricindeki lüzumlu onarım ve değişimlerin de tespiti talep edildiyse de buna yanaşılmaması sebebiyle bu kez Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/13 D.İş sayılı dosyasından tespit yaptırılarak fabrikadaki makinelerin durumlarının raporla tespit ettirildiğini, gelen raporda sadece makinelerle ilgili durum tespitinin yapıldığını, ve fabrikanın işler hale gelmesi için gereken yaklaşık yeniden tesis ve teminat bedelinin 12.420.000,00 TL olacağının belirtildiğini, aradan geçen sürede ekspertiz raporunun yapılmaması ve ekspertiz raporu ile tespit edilecek hususların mahkeme aracılığı ile tespit edilmiş olması sebebiyle posta yoluyla davalıya bildirimde bulunarak hasarın tespit edildiği ve ödenmesi istendiğini, anılan ihbarın davalıya 10/05/2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen taraflarına herhangi bir yazılı ve sözlü dönüş yapılmadığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci maddesi gereğince 10.000 TL demirbaş zararı, 50.000 TL makine hasarı, 5.000 TL ham madde hasarı, 5.000 TL ofset(karton), 5.000 TL kırılan ürün, 5.000 TL cam kırılması, 10.000 TL kar kaybı olmak üzere toplam 90.000 TL’nin hasarın ihbar tarihi olan 03.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 14.275.030,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafından Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/12 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen zararın müvekkilinden talep edildiğini, basiretli bir tacirin işletmesinde meydana gelen zarar miktarını belirleyememesinden söz edilemeyeceğini, davacı tarafından hasara ilişkin belgelerin ibraz edilmediğini, bu nedenle ekspertiz çalışmasının mevcut bilgi ve belgelere göre yürütüldüğünü, davalının 6102 sayılı Kanun’un 1447 nci maddesine ve poliçe şartlarına aykırı davrandığını, davacı tarafından Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespit üzerine bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın ödenmesinin talep edilmesi üzerine müvekkili tarafından verilen cevapta hasar tespiti için gerekli olan eksik hususların tamamlanmasının istenildiğini, ancak davacının gerekli bilgi ve belgeleri iletmediğinden ekspertiz raporunun mevcut bilgi ve belgelere göre düzenlendiğini, müvekkil tarafından yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda hasarın, cam ergitme fırını içerisindeki refrakter tabakasında meydana gelen delinme sonucu 1400 C sıcaklıktaki sıvı camın fırının boğaz
kısmından dışarı sızması sonucu meydana geldiğinin, sıvı camın elektrik kablolarına ve tesisatına temas ederek hasara neden olduğunun, alevli yangın söz konu olmadığının, mevcut hasarın alevli yangın teminatında değerlendirilemeyeceğinin ve fırında mevcut hasardan önce 26.04.2014 tarihinde yine delinme nedeniyle hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, sigortalı tarafından ilk hasardan sonra fırının tamamen yenilendiğini, savurma makinesi ile pres makinesinin de büyük oranda yenilendiği bilgisinin verildiğini, ancak yapılan incelemede fırının yenilenmediği, daha önce delinen kısımlarına ve diğer zayıf bölgelerine kısmi olarak refrakter ilave edildiğinin anlaşıldığını, mevcut hasarın nedeninin onarımın yetersiz olmasından kaynaklandığını, müvekkili tarafından talep edilmesine rağmen fırının yenilenmesine ilişkin fatura ve diğer belgelerin ibraz edilmediğini, yapılan incelemede fırının onarılabileceğinin tespit edildiğini, davacı tarafından önce onarımının kabul edildiğini, sonrasında ise bilirkişi incelemesi çerçevesinde talep oluşturulduğunu ve ekspertiz sürecinin devam etmesine müsaade edilmediğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun tebliğ edilmediğinden rapora itiraz edilemediğini, hasarın alevli yangın nedeniyle oluşmadığından davacının taleplerinin yangın teminatı kapsamında olmadığını, makine kırılması teminatı kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini, poliçede yer alan bakım anlaşması özel şartı gereğince davacı tarafından bakım sözleşmesine dair herhangi bir belge sunulmadığı gibi sözleşme süresinde düzenli olarak bakım yapıldığına dair belge de sunulmadığını, özel şart gereği bakım çalışmaları yapılmadığından, ilk hasar sonrası fırın yenilenmediğinden, onarımı da tam ve düzgün gerçekleştirilmediğinden, işletmeye uygun yeterli önlemler alınmadan devreye alındığından hasarın teminat dışı olduğunu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, ilk hasardan sonra fırının yenilendiğine dair alış faturası sunulmadığından fırının tamirinin mümkün olduğu, pres ve savurma makinesinde meydana gelen hasarın nedeninin makinelerin kendisinden kaynaklanan bir arıza nedeniyle meydana gelmediğini, hasarın nedeninin eriyik sıvı camın makinenin içinde donması olduğundan poliçe teminatı dışında olduğunu, demirbaş, emtia ve cam kırılması hasarlarının yangın sigortası kapsamında verilmiş teminatlar olduğunu, hasar alevli yangından meydana gelmediğinden bu taleplerin teminat dışı olduğunu, müvekkili usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden ve davanın niteliği gereği ticari faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…davacının fabrikasında 02.02.2016 tarihinde fırında kırılma sonrası yüksek sıcaklıktaki eriyiğin akması ile makine kırılması ve diğer hasarların meydana geldiği, bu sebeple fabrikanın çalışmasının durduğu, fabrikadaki fırının hasarlandığı ve sonrasında tamamen yıkıldığı, fırın duvarlarını oluşturan refrakter tuğlaların nitelikleri gereği ve laboratuvar ortamındaki tetkikleri neticesinde verilen rapor gereği tekrar kullanılmalarının fiziken mümkün olmadığı, davacı Lenon Cam San. ve Tic. A.Ş. tarafından, fabrikanın faal olduğu 01.08.2015-02.02.2016 tarihleri arasında imalatta kullandığı bina ve ekipmanların kontrol ve bakımlarının zamanında ve tekniğine uygun şekilde yaptırdığı, hasarlanan makinelerin bir kısmının yenilenmesi bir kısmının onarılması gerektiği, meydana gelen yangın sebebiyle tesisin yeniden faaliyete geçip üretime başlayabilmesi için gereken ortalama sürenin 210 gün (7 ay ) olduğu, fabrikada kırılmış halde cam çerçeve ve tespit edilemediği, hasarın geçerli bir poliçe varken, poliçe kapsamında meydana geldiği, meydana gelen hasarın makine kırılması kapsamında kaldığı, fırının komple hasarlandığı, savurma ve pres makineleri bakım ve onarımının gerektiği, tesiste bu hasardan önce 2014 yılında meydana gelen hasardan sonra fırın tertibatının onarılmayıp yeniden inşa edildiği, hasarın fırın içinde eriyen ve dönüşler yaparak damlalar halinde üretim kanallarına giden eriyik maddenin fırının boğaz kısmını aşındırması sonucu meydana geldiği, hasarın sigortalının ağır ihmal, ağır kusur ve kastı sonucu gerçekleşmediği, sigortacının poliçenin kurulmasından evvel sigortalanan yeri, şeyleri ve riski bilmekte olduğu, sigortalanan makinelerin sınıflandırılması ve kıymetlendirilmesi, risk analiz raporunu müteakip sigortacı tarafından yapıldığı, hasarın süresi içinde sigortacıya ihbar edildiği, hasarla ilgili incelemenin sigortacı tarafından 3 ay içinde tamamlanmadığı, incelemenin 3 ay içinde tamamlanmamasının sigortacının davranışlarından kaynaklandığı, sigortalanan tesisteki fırının yeni imal edilmiş olma gibi bir şartın poliçede yer almadığı, sigortacının molten itirazının niteliği itibarı ile ancak poliçede kloz olarak teminat dışı bırakılmış olması halinde geçerli olabileceği, ancak buna dair bir özel şart poliçede yer almadığı, alınan bilirkişi raporlarına göre fırının yeniden inşa bedeli, kar kaybı ve taleple bağlı kalınarak ham madde zararına hükmedilmesi gerektiği, meydana gelen olay nedeniyle kırılan cam tespit edilemediği, davacının ofset ve kırılan ürün tazminatı taleplerinin ispatlanamadığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 877.740,00 TL kar kaybı, 12.420.000,00 TL makine kırılması ve demirbaş tazminatı, 5.000 TL ham maddeden kaynaklanan emtia zararının 18.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davanın 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ancak davanın belirsiz alacak davası şekilde açılmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, davacı tarafından Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/13 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile zararın tespit ettirildiğini, her ne kadar zarar tespit tutarı taraflarınca kabul edilmese de davacının alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceğinin kabul edilemeyeceğini, davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacağın belirsiz kabul edilmesi gerektiğini, davacı sigortalının hasar sonrası, meydana gelen zarar miktarını belirlemek için müvekkil şirket tarafından verilecek bilgiye ihtiyacının bulunmadığını aksine, Türk Ticaret Kanunu ve Poliçe Genel Şartları gereği rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde son derece önemli olan bilgi ve belgelerin, gerek eksper gerekse müvekkil şirket tarafından davacı sigortalıdan ısrarla talep edilmiş olmasına rağmen bu bilgi ve belgelerin davacı sigortalı tarafından ibraz edilmediğini, bu nedenle, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1420 nci maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğradığını, bu nedenle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava ıslah edildiğinden ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu davaya konu hasarın meydana geldiği fırının daha önce de hasarlandığını, önceki hasarın onarımı düzgün yapılmadığı için işbu davaya konu hasarın meydana geldiğini, davacı tarafın ise gerçeğe aykırı beyanda bulunarak ilk hasardan sonra fırının yenilendiğini ileri sürse de bu iddiasını ispatlar delil sunamadığını, sonuç olarak davacının 6102 sayılı Kanun’un 1435 inci maddesine aykırı beyanları nedeniyle sigorta sözleşmesinin hükümsüz kaldığını, her ne kadar ilk hasardan sonra fırının yeniden kurulduğu beyan edilmiş ise de bilirkişi raporlarında belirlenen yeni ocak maliyeti ile davacı tarafından sunulan gümrük beyannamelerindeki miktar arasındaki fark gözetildiğinde tek bir makine olarak ithal ya da yurt içinden tedarik edilemeyen komplike bir tesisin yenilenmiş olduğunun söylenemeyeceğini, poliçede fırının yeni imal edilmiş olma gibi bir şart bulunmasa da önceki hasar nedeniyle fırının yenilenip yenilenmediği hususu 6102 sayılı Kanun’un 1435 inci maddesine göre sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte önemli bir husus olduğunu, dava konusu hasarın alevli yangından meydana gelmediğini, dolayısıyla makine kırılması teminatı bakımından değerlendirme yapılması gerektiğini, poliçeye göre garanti kapsamındaki hasarların teminat dışı olduğunu, yeni kurulacak fırının maliyeti gözetildiğinde bu kadar yüksek bedelle kurulan yeni bir ocakta kullanılacak makinelerin garantilerinin olmadığının söylenemeyeceğini, ancak davacının önceki hasar sonrası yenilemeye ilişkin fatura dahil hiçbir belgeyi dosyaya sunmadığını, fabrikadaki makinelerin her ayın ilk haftasında mühendis tarafından periyodik olarak kontrol edildiği, bu kontrollerin yapılan işin niteliğine ve makinelerle fırınların çalışma prensiplerine göre dikkat gerektiren ve takip edilmesi gereken soru başlıkları altında kontrol listesi (check list) şeklinde yapıldığının belirtildiğini, poliçe düzenlenmeden önce alınan Risk Analiz Raporu’nda mevcut durumda üretici firma ile bakım anlaşması olduğu, periyodik olarak kontroller ve bakımlar için üretici firmanın servis verdiğinin belirlendiği, davacı tarafça, üretici firma ile bakım anlaşmasının varlığına, periyodik olarak kontroller ve bakımlar için üretici tarafından servis hizmeti alındığına dair hiç bir belge dosyaya sunulmadığını, mahkeme kararında kar kaybına ilişkin alınan 23.09.2019 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmama gerekçesinin açıklanmadığını, poliçedeki muafiyet şartı gereğince kar kaybı tazminat süresinin 180 gün olduğunu, fırının yenilendiğine dair ispat yükünün sigortalıda olduğunu, sigortalının buna dair faturaları sunması gerektiğini, fırın yenilenmeden, tamir edilerek kullanıldı ise bu durumda da sigortalının zararın artmasına sebebiyet vermesi nedeniyle, kusurunun ağırlığı oranında tazminat miktarında indirim yapılması gerekirken, bu konuda hiç bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…hasarın, fırın içinde eriyen ve dönüşler yaparak damlalar halinde üretim kanallarına giden eriyik maddenin fırının boğaz kısmını aşındırması sonucu meydana geldiğinin anlaşıldığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle, dava ve ıslah dilekçelerindeki açıklamaya göre davanın 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmasına, zamanaşımı süresi, belirsiz alacak davası açılması ile tüm alacak için kesildiğinden, davacının belirleyemediği alacağının zamanaşımına uğramasının söz konusu olmamasına, bu durumda somut olayda ıslah edilen kısım yönünden de 6102 sayılı Kanun’un 1420 nci maddesinde belirtilen süre geçmeyip, alacağın zamanaşımına uğramamasına, dava konusu fabrikada dava konusu olaydan önce 26/04/2014 tarihinde fırında infilak ve yangın meydana geldiğinin davalı tarafça bilindiğinin 13/10/2015 tarihli sigorta öncesi risk analiz raporundan anlaşılmasına, sigortanın buna rağmen yapılmış olmasına, usul ve yasaya uygun, denetime elverişli bulunun keşif sonucu aldırılan 15/11/2017 tarihli bilirkişi heyet raporuna ve bu raporu destekleyen 13/12/2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna istinaden meydana gelen hasarın makina kırılması kapsamında kalmasına, sigortalanan tesisin bakım ve kontrollerinin işin gereğine ve niteliğine uygun olarak yaptırıldığının anlaşılmasına, sigortalanan tesisteki fırının yeni imal edilmiş olması şartının poliçede yer almamasına, sigortalının olayın meydana gelmesinde kusur, kast ya da ihmalinin bulunmamasına, davacının poliçe kapsamında kar kaybı talebinde haklı olmasına ve kar kaybının brüt karlılığa göre hesaplandığı 01/11/2021 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda kar kaybına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmamasına, gerek poliçede, gerek dosyaya sunulan zeyilname 2’de kar kaybı tazminat süresinin 12 ay, muafiyetin 10 gün olarak belirtilmesine, 6102 sayılı Kanun’un 1425 inci maddesi uyarınca sigortalı lehine yorumun esas olmasına göre ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı nezdinde iş yeri sigorta poliçesi ile sigortalı olan iş yerinde meydana gelen zararın poliçe kapsamında tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1453 üncü ve devam eden maddeleri, Makina Kırılması Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davanın niteliği gereği belirsiz alacak davası olarak açılabileceğine, zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına, ilk hasardan sonra zarara sebebiyet veren fırının tamamen yenilenmiş olduğunun dosya kapsamından anlaşılmasına, zarara sebebiyet veren fırının yapısı gereği garanti kapsamında bulunmayacağına, poliçe hükümleri gereğince bakım anlaşması yapılmış olmasına, meydana gelen zararın Makina Kırılması Genel Şartları ve poliçe hükümlerine uygun belirlenmesi ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.