Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2013/4284 E. 2014/9494 K. 02.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4284
KARAR NO : 2014/9494
KARAR TARİHİ : 02.10.2014

Tebliğname No : 4 – 2011/100313
MAHKEMESİ : Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/11/2010
NUMARASI : 2009/204 Esas, 2010/233 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma

İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 21/05/2008 tarih ve 12857 sayılı yazısı ile 04/05/2009 tarih ve 2009/35 sayılı Yolcu İşlemleri ile ilgili Genelgesinin 2. maddesinde “Yolcular hakkında yazılı, imzalı ve adresli ihbar mektupları bulunmadıkça veya geçerli bir gerekçeye dayanılarak idare amirlerince ve gümrük muayene memurlarınca lüzum görülmedikçe yolcuların yurda giriş ve çıkışlarında araçlarından inmeden sözlü beyanlarıyla ve sadece harici muayene ile yetinilecektir” hükümlerinin bulunduğu, sanığın; araçta bulunanların muafiyet haricinde eşyaların bulunmadığını beyan ettiklerini, araç içerisinde gözle görülen fazlalık bir eşya bulunmadığını, araç hakkında herhangi bir ihbarın ve şüphenin de bulunmaması karşısında araç üzerinde ayrıntılı arama yapılmadığını savunmasında ileri sürmesi, 20/01/2009 tarihli Yakalama, Arama ve Elkoyma tutanağında, suça konu eşyaların, aracın bagaj kısmında ele geçirilmesi karşısında, görevinin gereklerine aykırı bir eylemi bulunmayan sanığın beraeti yerine yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesi,
Kabule göre de;
TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde açıkça süre belirtilmeksizin karar verilmesi,
Hükümden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1. maddesi ile TCK’nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.