YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8876
KARAR NO : 2013/11899
KARAR TARİHİ : 09.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, görevi kötüye kullanmak
…
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sadece sanıklar …, …, …, … (… oğlu), …, …, … (… oğlu), …, … ve … haklarında zimmet suçlarıyla sınırlı olarak Hazinenin katılma talebinin kabulüne,
Zimmet suçundan sanıklar …, …, … haklarında kurulan beraet hükümleri ile ilgili temyizlerin gerekçeye yönelik olmadığından ve sanık … hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme (ortadan kaldırma) kararına karşı temyiz de hukuki yararı bulunmadığından bu hususlara yönelik temyiz taleplerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 317. maddesi uyarınca reddine,
İncelemenin sanıklar …, …, …, … (… oğlu) ve … hakkında zimmet suçundan kurulan beraet, … hakkında zimmet suçundan açılıp güveni kötüye kullanma olarak kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle kurulan düşme (ortadan kaldırma) hükümlerine ilişkin katılan vekilinin, …, …, … ve … (… oğlu) haklarında zimmet suçundan verilen mahkumiyet
…/…
-2-
hükümlerine yönelik ise sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın hükümden sonra temyiz incelemesi sırasında 07/05/2012 tarihinde öldüğü UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322, 5237 sayılı TCK’nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının sanığın ölümü sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
Zimmet suçundan sanıklar …, …, …, … oğlu … ve … hakkında kurulan beraet, … hakkında kurulan ortadan kaldırma, …, … ve … (… oğlu) haklarında verilen mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde ise;
İddianameye esas alınan İçişleri Bakanlığı Kontrolörü tarafından düzenlenen 19/08/2005 gün ve 23/35 sayılı tevdii raporunda haklarında beraet kararı verilen sanıkların … Sulama Birliği mutemetleri olarak görev yaptığı belirtilmesine karşılık, kovuşturma evresinde dosyaya sunulan 31/08/2010 gün ve 53 sayılı cevabi yazıda ilgili sanıkların bilgisine başvurularak suç tarihlerindeki görevlerinin bildirildiği ve bu konudaki bilgilerin emanete alınmış karar defterinde olduğunun ifade edildiği, ayrıca dava konusu eylemlerle ilgili olarak mahkemece aldırılan tek kişilik 17/04/2009 tarihli bilirkişi raporunun sanıkların 1995-2004 yılları arasında görevli olup olmadıkları ve görevlerinin ne olduğu, hangi tarihte başladığı ve sona erdiği hususlarını irdelememesi, eylemleri tek tek analiz ederek görüş bildirmemiş olması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı gözetilip Birliğe ait defter, kayıt, belgeler, banka hesap ekstreleri ve tüm dökümanlar kül halinde dava dosyasıyla birlikte konunun uzmanı Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan bilirkişiler kuruluna tevdii edilerek; tüm iddia, savunma ve kanıtlar birlikte değerlendirilerek, kasıtlarını belirleme bakımından sanıkların suç tarihlerindeki konumları, görevleri de açıkça gösterilmek suretiyle iddianamede yer alan eylemlere konu paraların kim tarafından, nasıl ve ne miktarlarda hangi tarihlerde çekildiği, nerelerde kullanıldığı veya kullanılmış gibi gösterildiği, bunlara dair harcama ve gider belgelerinin bulunup bulunmadığı, sanıkların iddianamede belirtilen eylemleri ile ilgili sorumluluklarının olup olmadığı, sorumlulukları varsa nasıl ve neden kaynaklandığı, kendilerine veya başkalarına haksız bir menfaat temin edip etmedikleri, var ise, her işlem itibarıyla ayrı ayrı olmak üzere mal edindikleri miktarın ne kadar olduğu hususlarında ayrıntılı mütalaa alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik tahkikatla yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Kabule göre de;
…,… Sulama Birliği başkanı …, birlik genel sekreteri … ve birlik saymanı …’in suç tarihlerinde birlik hesaplarından çektiği paraları mal edinmeleri şeklindeki
…/…
-3-
eylemlerinin, Birliğin 2002-2005 tarihleri arasındaki hesap ekstrelerinin istenmesi üzerine gönderilen 01/08/2001 cevap ekindeki hesap dökümlerinin birliğe ait belgelerle karşılaştırılması sonucunda yani daire dışı bilgi ve araştırmayla saptanabildiği gözetilip zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK’nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme uyarınca, gerçeğe aykırı sahte harcama pusulaları düzenlemek suretiyle gerçekleştirdikleri kabul edilen eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak, buna göre lehe yasanın belirlenmesi suretiyle sanıkların zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçundan mahkümiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sadece basit zimmet suçundan hükümler kurulması,
5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ve dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, meydana gelen zararın ağırlığı ile konumlarına göre bireyselleştirilmesi gerektiği gözetilmeden tüm sanıklar haklarında aynı cezaların tayini,
5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı zimmet suçunu işleyen sanıklar hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezaların yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve …, … ve … (… oğlu) müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
…