YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4203
KARAR NO : 2015/14243
KARAR TARİHİ : 15.09.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/60485
Görevi kötüye kullanma suçundan V.. Y.. olan şüpheliler hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/06/2014 tarihli ve 2014/80038 soruşturma, 2014/77488 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/11/2014 tarihli ve 2014/784 Değişik İş sayılı Kararının;
Dosya kapsamına göre, müştekinin tapu tahsis belgesine istinaden sahip olduğu taşınmazı hakkında V.. Y..nce usulsüz bir şekilde yıkım kararı verildiği, yıkım kararı aleyhine açılan davada mahkemece tedbir kararı verilmesine karşın sürecin devam ettiği, şüpheli yetkililerce gönderilen ihtarnamede tedbir kararının mesnetsiz olduğu belirtilerek taşınmazın tahliyesinin istendiği, usulsüz işlemler yapıldığı yönündeki 28/05/2014 tarihli dilekçe ile şikâyeti üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca iddiaya konu yıkım kararı ve bahsi geçen yargı sürecine ilişkin araştırma yapılmadığı savcılıkça herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan sadece müştekinin beyanına istinaden hukuki ihtilaf ve delil yetersizliği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu gibi müştekinin iddia ettiği üzere tahliye ve yıkım kararı aleyhine açılan bir dava olup olmadığı, tedbir kararı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, böyle bir durumun tespiti halinde mahkeme kararına uymayarak görevi kötüye kullanma suçu oluşabileceği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli,12.02.2015 gün ve 94660652-105-34-0281-2015/3724/11196 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 10/11/2014 tarihli ve 2014/784 Değişik İş sayılı Kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.