Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2017/1894 E. 2021/991 K. 08.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1894
KARAR NO : 2021/991
KARAR TARİHİ : 08.03.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet verme
HÜKÜM : Rüşvet vermeye teşebbüs suçundan mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı Yasaya göre rüşvet suçunun bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıyla oluşacağı, taraflar arasında serbest irade ile yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda rüşvet suçunun meydana geleceği, suç tarihinde Sungur köyünde yapılan önleyici hizmet devriyesi esnasında bir evde duran araç içerisinde kaçak eşyaların bulunduğu duyumu alınması üzerine Cumhuriyet savcısının yazılı talimatıyla arama yapılmak istendiği sırada sanığın mağdura “arabam dolu, boş araba ile değiştirelim ne olur abi sana 10.000 TL para vereceğim, askerlere de para vereceğim, beni bırak” demek suretiyle rüşvet teklifinde bulunduğu ancak mağdur tarafından bu teklifin kabul edilmediği ve bu hususta tutanak düzenlendiği iddia edilen dava konusu somut olayda sanığın, kamu görevlisi mağdura yapması gereken bir işi yapmaması için rüşvet vermeye teşebbüs ettiği kabul edilmiş ise de; olay tarihinde sanığın kaçakçılık yaptığı iddiasına konu eylemleriyle alakalı Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/114 Esas ve 2015/143 Karar sayılı ilamı ile sanık … Şerif Tun hakkında 4733 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen beraat kararının Yargıtay 19. Ceza Dairesince onanarak kesinleştiği anlaşılmakla, sanığın meşru zeminde bulunduğunun kabulü gerekeceği, 5237 sayılı TCK’nın, 05/07/2012

günü yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin, yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için rüşvet teklifinde bulunulması durumunda suçun icra hareketleri başlamış olacağından rüşvete teşebbüs, haklı bir hususun temini için rüşvet önerilmesi halinde ise koşullarının bulunması durumunda eylemin kamu görevlisinin şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde olması nedeniyle aynı Yasanın 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararı nedeniyle yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 08/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.