Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2017/228 E. 2020/14228 K. 17.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/228
KARAR NO : 2020/14228
KARAR TARİHİ : 17.12.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Katılan Hazinenin vekili aracılığı ile ibraz ettiği 02/11/2016 havale tarihli temyizden vazgeçme dilekçesi gözetilerek incelemenin sanık müdafin temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 87. maddesi ile TCK’nın 252/4. maddesinde yapılan değişiklik karar yerinde tartışılıp değerlendirilmemiş ise de mahkemece TCK’nın 35. maddesi uyarınca yapılan indirim oranı dikkate alındığında söz konusu değişikliğin sanık lehine sonuç doğurmadığı anlaşıldığından bozma nedeni sayılmamış, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında TCK’nın 252/4. madde ve fıkra hükmünün delalet maddesi olarak gösterilmesi ile sanığın rüşvet verme yerine rüşvet alma suçunu işlediği kabul edilerek hüküm kurulması suretiyle hükümde çelişkiye ve karışıklığa neden olunması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/06/2008 tarihli ve 2008/149-163 E.-K., 13/11/2007 tarihli ve 2007/171-235 E.-K. sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilemeyeceğinin CMK’nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu ve CMK’nın 231/8. maddesine 18/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile eklenen cümle de eylem tarihinde yürürlükte bulunmadığından 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların niteliği gereği yasal engel teşkil etmeyeceği gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, bozmaya uyulmasına rağmen CMK’nın 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin “Sanığın daha önceden hakkında HAGB kararı verildiğinden…” biçimindeki yasal ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
Hüküm fıkrasının beşinci paragrafında uygulama maddesi olan TCK’nın 51. maddesinin 3, 6 ve 7. fıkralarına yer verilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 17/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.