YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/6879
KARAR NO : 2021/1013
KARAR TARİHİ : 10.03.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK’nın 260/1. maddesine göre rüşvet verme suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak CMK’nın 237/2. maddesi hükmü uyarınca katılma talebinin KABULÜNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın rüşveti tanımlayan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05/07/2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin TCK’nın 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, rüşvet suçuna konu kaçakçılık fiillerine ilişkin olarak, yapılan incelemede Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 17/12/2020 tarihli ve 2017/11367 Esas, 2020/18957 sayılı Kararıyla sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet ve beraat hükümlerinin zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş olmasına göre atılı rüşvet verme suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında, sanıkların eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 257/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisini görevinin gereklerine uygun davranması için çıkar sağlamaya azmettirme suçunu oluşturacağı, anılan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla TCK’nın 66/1-e ve 67/4.
maddelerinde belirlenen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 02/05/2008 olan son suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 10/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.