Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/11900 E. 2023/8241 K. 10.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/11900
KARAR NO : 2023/8241
KARAR TARİHİ : 10.07.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/12 Esas, 2014/202 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı
SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme (diğer sanıklar hak.)
HÜKÜMLER : 1) Sanıklardan … hakkında beraat, …, … ve … hakkında mahkumiyet
2) 21.06.2018 tarihli ek Karar ile suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteminin süreden reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar …, … ve … müdafileri, suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekili, O yer Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2014 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/202 sayılı Kararının bir kısım sanıklar müdafileri, suçtan zarar gören vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilinin yokluğunda verilip 22.05.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen hükümlere yönelik, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 20.06.2018 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, bu itibarla temyiz isteminin reddine dair ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin ve suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek kararın; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden sanıklar müdafiilerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının hükümleri, suçtan zarar gören vekilinin ek kararı temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca sanıklar müdafiilerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının hükümlere yönelik, suçtan zarar gören vekilinin ise ek karara ilişkin temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.01.2014 tarihli ve 2013/2645 soruşturma, 2014/185 Esas, 2014/11 numaralı İddianamesi ile sanıklar …, … ve … hakkında zincirleme şekilde rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, sanık … hakkında zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan aynı Kanun’un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2014 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/202 sayılı Kararı ile sanıklar …, … ve … hakkında zincirleme şekilde rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 252 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına ayrıca sanık … hakkında 53 üncü maddenin beşinci fıkrası gereği yasaklama kararına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta geçirdikleri sürelerin cezalarından mahsubuna, sanık … hakkında zincirleme şekilde rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.
3.İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/202 sayılı ek Kararı ile suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz başvurusu hakkında, 1412 sayılı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrası gereği “temyiz isteminin reddine” karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Suçtan zarar gören vekilinin temyiz sebepleri; kendilerine yapılan tebligatın bürokratik işlemler nedeniyle ellerine geç ulaştığına, …’e isnat edilen suçun sübut bulduğuna ve mahkumiyetine karar verilen sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine yöneliktir.
2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine ve sanık …’e isnat edilen eylemlerin sübut bulduğuna dairdir.
3.Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri; soyut ihbar üzerine alınan iletişimin tespiti kararları ile elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğuna, elde edilen telefon görüşmeleri içeriğinden rüşvet anlaşmasına ulaşmanın mümkün olmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
4.Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri, rüşvet anlaşmasının açıkça ortaya konulamadığına, müvekkili ile … arasındaki para alışverişlerinin borç ilişkisinden kaynaklandığına, sanığın atılı suçu işlemediğine yöneliktir.
5.Sanık … müdafii 26.12.2014 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıklardan … ve …’un birlikte hareket ederek, jandarma karakol komutanı olan …’ın sorumluluk alanında bulunan Boğazköy baraj sahasından kaçak kum çıkardıkları, kaçak kum çıkarılması ve nakline göz yumması, yüksek tonajlı yük taşıyan kamyonlarına cezai işlem uygulanmaması ayrıca rakip gördükleri firmalara yüksek tonaj nedeniyle ceza uygulaması için …’a çeşitli tarihlerde birden çok kez rüşvet verdikleri, baraj sahasında altyapı işlerini yapan firmanın şantiye şefi olan …’in ise diğer sanıklar arasındaki rüşvet ilişkisinden bilgisi olduğu ve herhangi bir denetim anında …’ın bu kumları sözleşme dahilinde barajın alt yapı işinde kullanmak üzere çıkardığını ve ticarete konu etmediğini söyleyerek örtbas etmeye çalıştığı ve kum çıkarılmasından dolaylı olarak menfaat sağladığı iddiasıyla haklarında rüşvet verme ve rüşvet alma suçlarından açılan kamu davasında, Mahkemece; sanıklardan …, … ve …’ın eylemlerinin sübut bulduğu kabul edilerek haklarında mahkumiyet hükümleri kurulmuş, …’in ise beraatine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Rüşvet anlaşmasının ne şekilde gerçekleştiğinin tespiti açısından Yargıtay denetimine olanak verece şekilde mahkemece hükme esas alınan görüşme kayıtları dosya arasında bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
Ayrı ayrı rüşvet anlaşması yapılmadığı müddetçe başlangıçta kararlaştırılan menfaatlerin farklı zamanlarda sağlanmasının birden fazla rüşvet suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, rüşvet anlaşmalarının farklı zamanlarda yapıldığına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan sanıklar hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/202 sayılı ek Kararında hukuka aykırılık görülmediğinden suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2014 tarihli ve 2014/12 Esas, 2014/202 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.07.2023 tarihinde karar verildi.