Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/11996 E. 2023/6618 K. 23.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/11996
KARAR NO : 2023/6618
KARAR TARİHİ : 23.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/182 Esas, 2014/78 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 tarihli ve 2012/182 Esas, 2014/78 sayılı Kararının bir kısım sanıklar müdafileri ile diğer sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Tebliğnamede ismine yer verilen sanıklar …, …, …, … ve … haklarında bir temyiz olmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası karşısında itiraza tabi olup temyizinin mümkün bulunmadığı ayrıca sanığın vaki itirazının mercii … Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2014 tarihli ve 2014/948 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek bu hususta gerekli kararın verildiği anlaşılmıştır.
Sanıklardan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.10.2012 tarihli ve 2010/3041 Soruşturma, 2012/1722 Esas, 2012/99 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi, sanık … hakkında zincirleme şekilde rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, diğer sanıklar hakkında rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2014 tarihli ve 2012/182 Esas, 2014/78 sayılı Kararı ile sanık …’ın zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 252 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına, sanık …’nın zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 252 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına, sanık …’nın kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına, sanık …’ın zincirleme şekilde rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’in rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına, sanıklar …, …, …, … ve …’ın rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları uygulanmasına, sanık … hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar … ve … kovuşturma aşamasında savunmaları alınmadan hüküm kurulduğu ve suçun unsurlarının oluşmadığı, diğer sanıklar ise suçun unsurlarının oluşmadığı ve verilen kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçeleriyle hükmü temyiz etmişlerdir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sosyal Güvenlik Kurumu personeli olup Ağrı Valiliği bünyesinde kurulan yeşilkart başvurularını kabul eden birimde çalışan …’ın başvuruya gelen şahıslardan rüşvet aldığı yönünde elde edilen bilgiler ışığında Ağrı Sulh Ceza Mahkemesinin 15.06.2010 tarih ve 2010/184 Değişik iş sayılı Kararıyla teknik takip çalışmalarına başlanıldığı, soruşturmanın devamı sırasında 02.05.2010-11.05.2010 tarihlerinde Ağrı ili ve çevresinde sel felaketinin meydana geldiği, sanık …’nin sel felaketinden dolayı hasar gören mülklerin sahipleriyle görüşerek para istediği ve bu konuda sanık … ile Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne vekaleten bakan sanık … ile birlikte hareket ettiklerinin tespit edildiği, Afet yardımından yararlanmak isteyen sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nın konutlarının hasar durumuna göre Afet yardımından yararlanamayacaklarının belirlendiği ancak sanıkların, … ve … vasıtasıyla … ile irtibata geçerek rüşvet karşılığında konutların hasar durumunu yükseltip afet yardımı almaya çalıştıkları, diğer sanıklar … ve …’un sanık …’a rüşvet vererek sanık …’in emeklilik süresini erkene çekmeye çalıştıkları, sanıklar … ve …’ın yeşilkart çıkartmak ve sosyal yardımlardan faydalanmak için sanık …’ye rüşvet verdikleri kabul edilerek, sanık …’ın zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan, sanık …’nın zincirleme şekilde rüşvet alma ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından, diğer sanıkların ise rüşvet verme suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık …’nın resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz talebine ilişkin olarak dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
Sanıklardan …, … ve …’ın hükümden sonra öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin edilen nüfus kayıtlarından anlaşıldığından, bu hususlar mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince bir karar verilmesi lüzumu,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2014 tarihli ve 2013/12-74 Esas, 2014/140 Karar sayılı ilamı ve istikrarlı diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılamasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunması alınmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesine yanlış anlam verilerek sanıklar … ve … ile temyiz talebinin süresinde olmadığından bahisle reddine karar verilen …’nın sorgusu yapılmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 147 nci ve 191 inci maddelerine aykırı davranılması,
Rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olmasının zorunlu olduğu, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirinin uygulanması sırasında tespiti yapılan ikili görüşmelerin, görüşmenin tarafı olmayan ve görüşme içeriklerini ve suçu kabul etmeyen sanıklar aleyhine delil olarak kullanılamayacağı gözetilerek, rüşvet alma ve rüşvet verme ile resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı gözetilerek, kararların dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanıkların eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin ve 230 uncu maddesinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … müdafilerinin ve diğer sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma kararının mahiyetine göre kararın 1412 sayılı Kanun’un 325 inci maddesi gereğince hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü süresinden sonra temyiz eden sanık …’ya TEŞMİLİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.05.2023 tarihinde karar verildi.