Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/13488 E. 2022/14637 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/13488
KARAR NO : 2022/14637
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, icbar suretiyle irtikap, rüşvet alma
HÜKÜM : Mahkumiyet (icrai davranışla görevi kötüye kullanma, icbar suretiyle irtikap ve icbar suretiyle irtikaba teşebbüs suçları hak.)
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan cezaların ayrı ayrı miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafin duruşma talebinin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca REDDİNE ve incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Suç tarihinde … belediye başkanı olarak görev yapan sanığın, belediyede inşaat teknikeri olarak görev yapan katılan …’ün sözleşmesini feshettiği, bu işleme karşı … İdare Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli ve 2009/498 Esas sayılı dava dosyasında yürütmenin durdurulması kararı verilmesine rağmen, karara itiraz edildiğinden bahisle karar gereğini yerine getirmediği ve katılan …’ü işe başlatmadığı, belediye çalışanları olan katılanlar …, … ve … ile şikayetçi …’den başka kurumlara geçişleri sırasında muvafakat vermek için belediyeye bağış olarak menfaat temin ettiği ve etmeye çalıştığı iddiasıyla açılan kamu davasında; katılanlar …, … ve … ile şikayetçi …’e yönelik eylemlerinin icbar suretiyle irtikap ve icbar suretiyle irtikaba teşebbüs suçlarını oluşturduğu kabul edilmiş ise de; 5237 sayılı TCK’nın 250/1. maddesinde tanımlanan suçun, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına kişinin icbar edilmesiyle oluşacağı, somut olayda ise sanığın kamu kurumu olan belediye lehine menfaat temin ettiği ve etmeye çalıştığı, kendisine veya başka bir kişiye menfaat sağlamaya yönelik eyleminin söz konusu olmadığı nazara alındığında irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemlerinin katılan …’e yönelik eylemle birlikte kül halinde zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118-2016/208 E.-K. sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, irtikap suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun millete ve devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı nazara alınarak, fiilin zincirleme suç olarak kabulüyle tek suçtan hüküm kurulup, TCK’nın 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, ilgili kanun maddesinde öngörülen temel cezanın tayini ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımda alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması suretiyle sonuç cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, sanığın icbar suretiyle irtikaba teşebbüs ve icbar suretiyle irtikap suçundan mağdur sayısınca olmak üzere ikişer kez cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini,
TCK’nın 61. maddesinin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilerek ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması suretiyle temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre; sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümde temel cezanın belirlenmesinde teşdit gerekçelerinden biri olan ‘…kişisel çıkar sağlama amacına yönelik eylemi nedeniyle suç işleme sebep ve saikleri’ biçimindeki dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi,
Sanık hakkında ”Sanığın kasta dayalı kusur ve sorumluluğunu samimi olarak kabullenmemesi, pişmanlığını ortaya koyar nitelikte söz ve davranışlar sergilememesi, karşı tarafla uzlaşma, anlaşma ya da kendisini affettirme yönünde bir çabasının tespit edilememesi ve hakkındaki şikayetin devam etmesi karşısında, kişiliğinin değerlendirilmesinde aleyhe kanaat edinilmekle” şeklindeki dosya kapsamına uygun ve yasal olmayan gerekçeyle TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,
Yüklenen suçları TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Yasa’nın 53/5. maddesinin uygulanması sırasında, sadece 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasından yasaklanması yerine, hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmeksizin maddenin tümünü kapsayacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 20/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.