Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/6153 E. 2023/1170 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6153
KARAR NO : 2023/1170
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
KATILANLAR : Hazine, … Belediye Başkanlığı, …, …, …
SUÇ : Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Zincirleme şekilde nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ve zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık müdafin vaki istemi üzerine kendisine usulüne uygun yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmediği, ayrıca bir talepte de bulunmadığı anlaşıldığından incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Sanığın üzerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı TCK’nın 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 24/12/2014 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;
Her ne kadar suç tarihlerinde … Köylere Hizmet Götürme Birliğinde birlik müdürü olarak görev yapan sanığın, birlik başkanı olan kaymakamlar adına sahte imzalarla düzenlenen banka ödeme talimat yazıları ve sübutu kabul edilen eylemleri yönünden mükerrer ödeme belgeleri ya da sahte evrakla birlik banka hesaplarından çektiği paraları mal edinerek zincirleme şekilde nitelikli zimmet, dosya içerisinde yer alan kriminal raporlara konu belgeleri de sahte olarak düzenleyerek kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarını işlediğinin kabulüyle hakkında mahkumiyet kararları verilmiş ise de;
5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 14. maddesine göre birliğin harcama yetkilisinin birlik başkanı olduğu ve bu yetkisini birlik müdürüne devredebileceğinin hükme bağlandığı, Ahırlı Köylere Hizmet Götürme Birliği Tüzüğünün 29. maddesinde de aynı hususa yer verildiği, 22. maddesinde ise; birlik müdürünün görevinin birliğe ait hizmetlerin başkan adına onun direktifi ve sorumluluğu altında yürütülmesini sağlamak olarak belirlendiği ayrıca başkanın hangi işleri birlik müdürüne devrettiğini bir yönerge ile belirleyeceğinin bildirildiği,
06/06/2009 tarihli ve 7 sayılı birlik encümen toplantı tutanağına göre; birliğin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılacak olan taşıma ve yemek sözleşmelerine ilişkin … Bankası A.Ş. Bozkır Şubesi Müdürlüğüne yazılacak ödeme talimat yazılarına birlik müdürü sanık …’in imza kullanmasına karar verildiği, suç tarihlerinde birlik başkanı olarak görev yapan kaymakamların alınan ifadelerinde bu hususu beyan ettikleri, bunun dışında sanığa harcama yetkisi verilmediğini bildirdikleri, … Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan kanuni soruşturma raporunda da sanığa birlik adına harcama yetkisi verildiğine dair bir belgeye rastlanmadığının, birlik hesaplarından çekilen paraların birlik başkanlarının imzalarını taşıyan ödeme talimatlarına istinaden sanığa ödendiğinin ancak talimatlardaki imzaların çoğunun sahte olduğunun belirtildiği,
17/04/2012 tarihli iddianamede ve mahkeme kabulünde birlik başkanları …, … ve …’un sahte imzaları ile düzenlenen talimat yazılarına istinaden bankadan çekilen miktara yer verilmediği, dava dosyası ile birleşen Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 28/01/2013 tarihli ve 2013/27 Esas, 2013/9 sayılı Kararına dayanak 11/01/2013 tarihli iddianamede ise yine birlik başkanı … adına sahte düzenlenen talimat yazıları ile (42.345,45-3.081,14) 39.264,31 TL’nin bankadan çekilerek sanık tarafından uhdesine geçirildiğinin iddia edildiği, Konya Valiliği Muhakkikliğinin 12/08/2011 tarihli soruşturma raporunda hangi talimat yazılarının sahte olduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı, … Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu raporu ekinde yer alan belgelerde tüm birlik başkanlarının imzalarının taklidi sonucu bankadan çekilen meblağın 69.544,69 TL olduğunun tespit edildiği, kovuşturma aşamasında temin edilen bilirkişi kurulu raporunda ise 12/08/2011 tarihli soruşturma raporundaki tespitlerin daha sağlıklı olduğu bildirilmesine karşın diğer raporlardan farklı olarak sanığın birliği toplam 102.562 TL zarara uğrattığına, bu zarardan 15.346 TL’nin sahte ödeme talimatlarına dayandığına yer verildiği, bu haliyle raporlar arasında çelişki bulunduğu gibi sanığın sübutu kabul edilen birlik başkanlarının imzalarını taklit etmek dışında mükerrer ödeme belgeleri ya da sahte evrakla birlik banka hesaplarından çektiği paralara ilişkin bankaya yazılan talimat yazılarının kriminal raporlarla sahteliği tespit edilen talimat yazıları içerisinde yer alıp almadığı yönünde herhangi bir araştırmanın veya tespitin yapılmadığı,
5237 sayılı TCK’nın 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için “kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesinin” gerektiği ayrıca sanık tarafından gerçekleştirilen her bir usulsüz işlemin ayrı bir eylem olup TCK’nın 44. maddesi kapsamında tek bir fiil olarak kabulünün mümkün olmadığı ancak suç vasfına göre zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilebileceği,
Sahteliği kabul edilen banka ödeme talimat yazılarını düzenleme yetkisinin harcama yetkilisi olan birlik başkanına ait olması karşısında bu evrak yönünden sanığın görevi kapsamında düzenlemeye yetkili olduğu bir belgeden bahsedilemeyeceği, yukarıda değinildiği üzere birlik tüzüğünün 22. maddesi gereği banka ödeme talimat yazılarına konu diğer evrakı sanığın görevi kapsamında düzenlemeye yetkisinin bulunduğu, bu nedenle TCK’nın 204/2. maddesinde düzenlenen suç yönünden 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alınması gerektiği fakat dosya içerisinde buna ilişkin herhangi bir izne rastlanmadığı dikkate alındığında;
Sanık hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle sübutu kabul edilen eylemler yönünden sınırlı inceleme yapılarak, sanığın mükerrer ödeme belgeleri ya da sahte evrakla birlik banka hesaplarından çektiği kabul edilen paralara ait banka talimat yazılarının kriminal raporlarda veyahut diğer raporlarda belirlenen sahte talimat yazıları içerisinde yer alıp almadığını, buna göre sanık tarafından birlik başkanı olan kaymakamlar adına sahte imza ile bankadan çekilen paraların ve gerçek talimat yazılarına istinaden çekildiği halde mal edinilen meblağların miktarlarını ayrı ayrı gösteren, diğer raporlardaki çelişkinin nedenlerini açıklayan ayrıntılı bir rapor temin edilmesi amacıyla dosyanın Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan farklı bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor aldırılmasından, sanığın görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belgelere ilişkin 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alınarak sübutu kabul edilen sahte evrakın asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip duruşmada incelenerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılmasından ve iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra, sahte talimat yazılarına istinaden mal edinilen miktar yönünden sanığın harcama yetkisi bulunmadığı ve yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği gözetilip bu eylemlerinin zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık, gerçek talimat yazılarına istinaden bankadan çekildiği halde ödenmemesi gereken miktar yönünden ise harcama yetkilisinin talimatının varlığı nedeniyle yasal tevdi unsurunun gerçekleştiği gözetilip bu eylemlerinin zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçlarını oluşturacağı, bununla birlikte sanığın düzenlemeye yetkili olduğu belgelere ilişkin TCK’nın 204/2. maddesinde düzenlenen suç yönünden soruşturma izni verilmemesi halinde banka ödeme talimat yazılarını düzenleme yetkisinin birlik başkanlarına ait olması nedeniyle eylemlerinin TCK’nın 204/1. maddesi kapsamında resmi belgede zincirleme sahtecilik suçunu, soruşturma izni verilmesi halinde ise eylemlerinin kül halinde kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yetersiz raporlara itibar edilip suç vasfında yanılgıya düşülerek, eksik araştırma ve TCK’nın 204/2. maddesinden soruşturma izni alınmadan genel hükümlere göre açılan kamu davasında yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 62. maddesi ile yapılan indirimler sırasında hesap hatası sonucu zimmet suçundan 11 yıl 3 ay yerine 10 yıl 15 ay hapis, sahtecilik suçundan ise 4 yıl 4 ay 15 gün yerine 3 yıl 16 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini,
Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak hükümden sonra yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Sanığın kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu 5237 sayılı Yasa’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilmesine rağmen hakkında aynı Kanun’un 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 15/02/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.