YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1151
KARAR NO : 2023/7778
KARAR TARİHİ : 03.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1 Esas, 2016/189 Karar
KATILANLAR : …, …, …, …, Akbank T.A.Ş, …
SUÇLAR : Nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER : a- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli zimmet suçlarından beraat,
b- Sanık … hakkında nitelikli zimmet suçundan beraat c- Sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ve zincirleme nitelikli zimmet suçlarından mahkumiyet.
TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar … ve … vekilleri, sanık … müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2014/1 Esas, 2016/189 sayılı Kararının O yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar … ve … vekilleri ile sanık … müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Katılan … vekilinin temyizinin sanıklar hakkında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan tüm hükümlere yönelik olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle vekilinin sadece katılan …’e yönelik olarak işlenen ve iddianamede nitelikli zimmet olarak nitelendirilen olaylar açısından davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer mağdur … katılanlara yönelik eylemler ile kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle katılma ve bu suçlardan verilen hükümleri temyiz hakkı olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca açıklanan husus dışında temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2013 tarihli ve 2012/1075 Soruşturma, 2013/4900 Esas, 2013/325 numaralı İddianamesiyle sanıklar …, …, … ve … hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi uyarınca, sanık … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi uyarınca, sanık … hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, 43 üncü maddesi, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2014/1 Esas, 2016/189 sayılı Kararı ile sanık …’ın zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ve resmi belgede sahtecilik suçundan 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna, diğer sanıklar hakkında ise atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri
Sanığın anılan iş yerinde temizlik, çay kahve servisi için işe alındığına, herhangi bir mesleki vasfı olmadığına, SGK kayıtlarının el tezgahı dokumacısı olarak düzenlendiğine, eğitim durumu yönüyle de atılı suçu işlemeye yetecek vasfı taşımadığına, ilgili kurum düzenlemelerinde sanığın görev tanımının amirlerinin talimatlarını yerine getirmek olması nedeniyle atılı suçu işlemesinin fiilen ve hukuken mümkün olmadığına, bankadan para çekme işlemlerini amirlerinin talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiğine, bankanın talimat üzerine ilgili şahsı arayarak onay aldıktan sonra işlemi gerçekleştirdiğine, bu hususun evrak üzerine yazıldığına ancak mahkemenin bu hususu ilgili bankadan sormadan ve gerekli araştırmayı yapmadan hüküm kurduğuna, hatalı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğuna, banka müdürünün tanık olarak dinlenmemesi nedeniyle eksik kovuşturmayla hüküm kurulduğuna, ilgili kurumun topladığı paranın yasal dayanağının olmaması nedeniyle zimmet suçuna konu olamayacağına, zimmet suçunun ancak kamu görevlileri tarafından işlenebileceğine,
B. Katılan … vekilinin temyiz sebepleri
Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların suç işleme kastı ile hareket ettiklerine, sanık … hakkındaki mahkumiyet kararlarında teşdit uygulanmaması ile takdiri indirim nedeninin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, gerekçeli karar başlığında ve kararın son sayfasında suç tarihinin farklı yazılmasına,
C. Katılan … vekilinin temyiz sebepleri
Hüküm kurulurken yeterli inceleme yapılmadığına, hatalı değerlendirme yapıldığına, iddianame ile hüküm arasında uyumsuzluk bulunduğuna, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığına,
D. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri
Sanık … hakkında nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle, sahte belgelerin zimmet suçunun ağırlaştırıcı nedeni olduğuna ayrıca resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilmemesi gerektiğine, sanıklar … ve …’ın denetim görevinin ihmali suçundan, yine sanık …’nun görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları için yeterli delil bulunduğuna ve atılı suçları işlediklerinin sabit olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
… İskenderun Temsilciliği’nde temsilci olarak görev yapan sanık …’in, temsilci yardımcısı olan sanık …’in ve büro memuru olarak çalışan sanık … ile … ‘in temsilciliğin kullanmış olduğu bilgisayar sistemi üzerinden hazırlanması gereken serbest inşaat mühendisi belgesi (SİM) ve iş yeri tescil belgesi (İTB) isimli belgeleri sistem dışı olarak office programları kullanmak suretiyle hazırladıkları, bu belgeler doğrultusunda üyelerden tahsil edilen ücretlerden 334.500,66 TL’yi zimmetlerine geçirdikleri ve resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri, sanık …’in annesine ait iş hanında yer alan bir büronun lokal adı altında temsilciliğe kiralandığı, bu şekilde kira, demirbaş, elektrik faturası gibi ödemelerin temsilcilik hesabından yapıldığı, denetimlerde bu lokalin işletilmesinin usulsüz olduğu belirtilmesine rağmen kapatılmadığı ve yapılan ödemelerin zimmet suçunu oluşturduğu, sanık …’ın da bu lokalden kira geliri elde etmesi nedeniyle zimmet suçuna iştirak ettiği, sanıklar …,…,… ‘in kardeşi olan diğer sanık … ‘in zaman zaman temsilciliğe gelerek sanıkların sahte belge hazırlamalarına yardım ettiği, olayların ortaya çıkmasını engellemek amacıyla iğfal kabiliyeti bulunmayan sahte banka hesap defterleri hazırlamaya çalıştığı ve sanıklar …,…,… tarafından işlenen zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarına iştirak ettiği, sanık …’ın da İTB ve SİM belgeleri olmamasına rağmen ve bu belgeler olmadan temsilcilikte herhangi bir işlem yapamayacağını bilmesine rağmen sanık …’i sahte belgeler düzenlemesi konusunda suça teşvik ettiği ve resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiği iddialarıyla sanıklar hakkında açılan davalarda mahkemece sanık … hakkında üzerine atılı suçlardan mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında ise üzerlerine atılı tüm suçlardan beraat kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. 13.07.2016 olan karar tarihinin gerekçeli karar başlığında doğru yazılmasına rağmen kararın sonunda 14.04.2016 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
B. Sanıklar …, …, … ve … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli zimmet suçlarından, sanık … hakkında nitelikli zimmet suçundan kurulan beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında, katılanlar vekilleri ile O yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
C. Sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve nitelikli zimmet suçlarından verilen beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 27.01.2022 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
D. Sanık … hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” şeklinde “kamu görevlisi” tanımının yapıldığı, maddenin gerekçesinde de “…kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak yegane ölçüt, gördüğü işin bir kamusal faaliyet olmasıdır” dendikten sonra kamusal faaliyetin “Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir” biçiminde tanımlandığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.04.2011 tarihli ve 2010/9-258 Esas, 2011/46 sayılı Kararında “5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki “kamu görevlisi” tanımında yer alan “katılan kişi” ibaresi ile madde gerekçesinde yer alan “kamusal faaliyet” açılımından hareketle, bir kimsenin ceza yasası uygulamasında “kamu görevlisi”, yapılan faaliyetin de “kamusal faaliyet” sayılabilmesi için kamu adına yürütülen bir hizmetin bulunması, bunun da Anayasa ve yasalarda belirlenmiş usullere göre verilmiş bir siyasal karara dayalı olması ve ayrıca faaliyetin kamuya ait güç ve yetkilerin kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir” denildiği,
Ayrıca, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu’nun (6235 sayılı Kanun) 1 inci maddesindeki birliğin ve odaların kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olduğuna ilişkin belirleme dışında görevlilerinin odanın para ve malları üzerinde işledikleri eylemleri sebebiyle kamu görevlisi gibi cezalandırılacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, her ne kadar 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun (5174 sayılı Kanun) 76 ncı maddesinde “Odalar, borsalar ve Birliğin organ üyeleri ile personeli, görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden, bu kuruluşların paralarıyla para hükmündeki evrak, senet ve sair varlıkları ile muhasebe ve muamelata ilişkin her çeşit defter ve evrak ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılırlar” denilmişse de; aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin (b) bendinde yapılan “oda” tanımında, bu ibareden ticaret ve sanayi odası, ticaret odası, sanayi odası ve deniz ticaret odasının anlaşılması gerektiğinin belirtildiği, dolayısıyla bu kapsam dışında kalan ve 6235 sayılı Kanun’a tabi olan İnşaat Mühendisleri Odasına bağlı çalışan sanığın zimmet suçunun faili olamayacağı ile anılan suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmayacağı ve eyleminin sübutu halinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7188 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
E. Sanık … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde ise;
Mahkemece hem zimmet hem de sahtecilik suçlarından hüküm kurulması 5237 sayılı Kanun’un 212 nci maddesi hükmü gereğince isabetli bulunmuştur.
Sanığın kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği iddia ve kabul edilen somut olayda; belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi yetkisinin hakime ait olduğu nazara alınarak, suça konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma sonucu sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Kamu görevlisi olmayan sanığa isnat olunan sahte banka hesap defterleri ile sistem üzerinden hazırlanması gereken belgeleri office programları kullanarak düzenlemesi şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2014/1 Esas, 2016/189 sayılı Kararıyla kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hükümler ile diğer mağdur … katılanlara yönelik eylemler nedeniyle nitelikli zimmet suçundan kurulan hükümlere yönelik … vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2014/1 Esas, 2016/189 sayılı Kararında katılanlar vekilleri ile O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekillerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
3. Gerekçe bölümünün (C), (D) ve (E) bentlerinde açıklanan nedenlerle İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2014/1 Esas, 2016/189 sayılı Kararına yönelik sanık … müdafii, katılanlar vekilleri ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanık … yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2023 tarihinde karar verildi.