YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3222
KARAR NO : 2022/14314
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet verme (sanık … hakkında iki kez), rüşvet alma (sanıklar … ve … hakkında bir kez, sanık … hakkında iki kez), kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (sanık … hakkında bir kez, sanık … hakkında iki kez), suçluyu kayırma (sanık … hakkında bir kez, sanık … hakkında iki kez), ihmali davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar …, …, … , … ve … hakkında)
HÜKÜM : Sanık … hakkında rüşvet alma ve sanık … hakkında rüşvet verme suçlarından mahkumiyet, tüm sanıklar hakkında atılı diğer suçlar yönünden beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün rüşvet alma suçu dışındaki diğer suçlardan doğrudan zarar görmediği gibi vekilinin 01/02/2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükümleri bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra verdiği 21/03/2019 tarihli dilekçeler ile temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanıklar … ve … müdafilerin bu sanıklar hakkında verilen mahkumiyet, O yer Cumhuriyet savcısının ise beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;
Sanıklara yüklenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı TCK’nın 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 11/09/2012 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanık … hakkında rüşvet verme, sanıklar …, … ve … hakkında rüşvet alma, sanıklar … ve … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile suçluyu kayırma suçlarından verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;
Dosya içerisinde yer alan ve suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 250. maddesi ile görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29/05/2012 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığı, ayırma ve görevsizlik kararlarına göre; sanıklardan …’ın da içlerinde bulunduğu bir kısım şahıslar hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt kapsamında uyuşturucu ticareti yapma suçundan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme tedbirleri kararlarının alındığı, gerçekleştirilen soruşturma faaliyeti sırasında kamu görevlisi olan sanıklar …, … ve …’ın da suç örgütüne mensup olduğu değerlendirilerek aynı suçtan tedbir kararları alınmak suretiyle soruşturmaya dahil edildikleri, nihayetinde sanıkların yapılan operasyonla yakalandıktan sonra kamu görevlisi olan şüphelilerin eylemlerinin örgüte yardım etme dışında kaldığının ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerinin kabulüyle suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme suçlarından haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilip dosyanın tefriki ile genel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, bunun sonucunda sanıklar hakkında atılı suçlardan kamu davası açıldığı ve haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar … ile … yönünden hüküm kurulurken örgütlü uyuşturucu ticareti yapma suçundan alınan tedbir kararlarına istinaden tutulan tape kayıtlarının da hükme esas alındığı gözetildiğinde;
Anayasa’nın 38/2. maddesi hükmü gereğince kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, 5271 sayılı CMK’nın 217/2. maddesi uyarınca yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği, 206/2-a maddesi gereğince ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunacağı, 230/1-b maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerektiği cihetle, sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüt faaliyetleri çerçevesinde uyuşturucu ticareti yapma suçundan alınan tedbir kararları sonucu rüşvet suçuna ilişkin konuşmaların tespit edilmesi, CMK’nın 135. maddesinde, bu yolla elde edilen tesadüfi delillerin hukuki durumunun ise aynı Kanun’un 138/2. maddesinde düzenlenmesi, buna göre yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse bu delilin muhafaza altına alınacağı ve durumun Cumhuriyet savcılığına derhal bildirileceğinin belirtilmesi, “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı CMK’nın 138. maddesi teknik araçlarla izlemeyi kapsamadığı gibi Kanun’da teknik araçlarla izlemeye ilişkin olarak 138. maddedeki düzenlemeye benzer bir hükme yer verilmediğinden, teknik araçlarla izleme sırasında tesadüfen elde edilen delillerin soruşturma veya kovuşturma sırasında CMK’nın 217. maddesi kapsamında delil olarak kullanılmasının olanaklı olmaması, bunların yanında UYAP’tan yapılan sorgulamada iddianamede rüşvet suçuna konu edilen 15/01/2012 ve 31/03/2012 tarihli olaylar yönünden sanıklardan …’ın da içlerinde yer aldığı bir kısım şahıslar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, bu örgüte üye olma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kamu davası açılması karşısında,
Öncelikle yukarıda değinilen olaylara ilişkin dava dosyasının getirtilerek incelenmesinden, ayrıca 13/04/2012 tarihli olay yönünden açılmış bir kamu davası olup olmadığının araştırılmasından, varsa ilgili deliller ile sanıklar hakkında rüşvet suçundan alınmış tedbir kararları, bunlara dayanak tape ve fiziki takip tutanaklarının aslı veya onaylı suretlerinin dosya içerisine konulmasından, şayet bu suçtan alınmış bir tedbir kararı yoksa CMK’nın 138/1-2. maddesindeki düzenlemeye aykırı hareket edildiğinden mevcut tape kayıtları ile fiziki takip tutanaklarının hukuka aykırı nitelikte olduğu, yine Ceza Genel Kurulunun 26/01/2016 tarihli, 2015/9-669 Esas ve 2016/38 sayılı Kararında işaret edildiği üzere, ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği ve özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ikrarda bulunanın beyanın ciddiyetini ve bundan doğacak sonuçları bilip bilmediği, ikrarın başkaca deliller veya emarelerle desteklenip desteklenmediği, hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği, şüpheden arınmışlığını ve belirliliğini zayıflatacak biçimde ikrardan dönülüp dönülmediği gibi hususlar da göz önünde bulundurulmak suretiyle, somut olaydaki ikrarın delil değerinin ortaya konulması ve ispat sorununun bu şekilde çözümlenmesinin gerektiği nazara alındığında, iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden alınan ikrarın da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği gözetilip bu deliller dışlanarak mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Rüşvet alma suçunu TCK’nın 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık … hakkında aynı Kanun’un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar … ve … müdafileri ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek, mahkumiyet hükümleri yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla, CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunan hükümlerin BOZULMASINA 07/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.