Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2019/3770 E. 2023/525 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3770
KARAR NO : 2023/525
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Zimmet, icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar …, …, … ve … hakkında), icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanık … hakkında), zimmet (sanık … hakkında)
HÜKÜMLER : a) Sanıklardan …, … ve … hakkında denetim görevinin ihmali, … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
b) Sanıklardan … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve denetim görevinin ihmali suçlarından, … hakkında zimmet suçundan mahkumiyet.

Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2018 tarihli ve 2018/27 Esas, 2018/115 sayılı Kararının sanık … ve müdafii ile sanıklar …, …, …, … ve … müdafiileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanıklar …, … ve … hakkında denetim görevinin ihmali, … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun’un 264 üncü maddesi de gözetilerek sanıklar müdafiinin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanıklardan … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve denetim görevinin ihmali suçlarından, … hakkında ise zimmet suçundan bozma üzerine kurulan mahkumiyet hükümlerinin; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 13/04/2012 tarihli ve 2012/241 Esas, 2010/2652 Soruşturma, 2012/22 numaralı İddianamesiyle;
a) Sanıklardan …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet ile icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası,
b) Sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve tüm sanıklar haklarında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.07.2013 tarihli ve 2013/467 Esas, 2013/464 Soruşturma, 2013/51 numaralı İddianamesiyle sanıklar … ve … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve haklarında aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/78 Esasına kaydedilen kamu davası açılmıştır.

C. Dairemizin 18.01.2018 tarihli ve 2014/8230 Esas, 2018/214 sayılı Kararı ile 13.04.2012 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde verilen, sanıklara yönelik tüm isnatların zimmet olarak kabulüyle mahkumiyetlerine dair 20.03.2013 tarihli ve 2012/55 Esas, 2013/50 sayılı Kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bozma sonrası, Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 28/03/2018 tarihli ve 2013/78 Esas, 2018/31 sayılı Kararı ile bağlantı nedeniyle 30.07.2013 tarihli iddianame ile açılan 2013/78 Esas sayılı davanın incelemeye konu bu dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
E. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temyiz incelemesine konu karar ile;
a) Sanık …’ın zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci, 43 üncü ve 248 inci maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 11 ay 16 gün hapis,
b) Sanık …’in denetim görevinin ihmali suçundan aynı Kanun’un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan aynı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 inci maddeleri uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
c) Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında denetim görevinin ihmali, … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … ve diğerleri müdafii 28.11.2018 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, 24.12.2018 tarihinde gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
B. Sanık … 30.11.2018 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, 25.12.2018 tarihinde gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
C. Sanık … müdafii temyiz dilekçesinde, genel sekreter olarak görev yapan sanığın tüm yetkilerinin alınıp yönetim kuruluna verildiğini, kooperatif çalışanları yönetim kurulu başkanının yakınları olmakla başkanın lehine beyanda bulunduklarını, zimmet olarak isnat edilen meblağın sanığın emekli olduğu tarihte kasada mevcut olduğunu, etkin pişmanlık olarak değerlendirilen meblağın sanık tarafından iade edilmediğini, müvekkili üzerinden açığın kapatıldığını, borsa çalışanlarının kendi açıklarını muvazaalı işlemlerle müvekkili üzerine yıktıklarını belirterek açıklanan ve re’sen değerlendirilecek nedenlerle incelemeye konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
… genel sekreteri-muhasebecisi olarak görev yapan sanık …’ın, 24.12.2007-01.01.2010 tarihleri arasında yapmış olduğu ödemelere ilişkin miktarları muhasebe kayıtlarına, gerçek ödeme miktarlarından fazla olacak şekilde kaydetmek suretiyle toplamda 46.799,57 TL kurum parasını mal edindiği iddiasıyla zimmet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 28/03/2011 tarihli ve 2 sayılı suç duyurusuna, muhasebe işlemlerine ait defter, kayıt ve belgelerde yapılan incelemelere, teftiş ve bilirkişi raporlarına göre sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık …’in yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin ikinci ve 257 nci maddesinin birinci fıkraları uyarınca belirlenecek cezaların üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağından, olağanüstü zamanaşımı süresi 12 yıldır.
Suç tarihinin denetim görevinin ihmali suçu yönünden 01.01.2010, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçu yönünden ise 25.04.2010 olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, suç kastındaki yoğunluk, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek cezanın alt ve üst sınırı arasında makul bir oranda belirlenmesi gerektiği; bozma ilamına konu kararda sübutu kabul edilen, analiz yapmak amacıyla alınan numunelerin ve kayıp makbuz bedellerinin mal edinildiği isnatlarının bu kez sübut bulmadığının kabulü karşısında, zimmet miktarı üçte iki oranında azaldığı ve buna bağlı olarak fiil sayısı da eksildiği halde alt sınırdan aynı oranda uzaklaşılıp zincirleme suç nedeniyle aynı miktarda artırım yapılmakla, belirtilen ilkelere aykırı davranılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
A. Sanıklardan …, … ve … hakkında denetim görevinin ihmali, … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiinin kanun yolu başvurusu itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve denetim görevinin ihmali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2018 tarihli ve 2018/27 Esas, 2018/115 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.