Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2019/4142 E. 2022/14562 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4142
KARAR NO : 2022/14562
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

HÜKÜM : Zimmet suçundan mahkumiyet, özel belgede sahtecilik suçundan beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanığın üzerine atılı suçlardan CMK’nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan … ile …’in katılma ve hükümleri temyiz etme hakları bulunmadığından, vaki temyiz taleplerinin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, özel belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar gören Tarım ve Orman Bakanlığının temyiz hakkı olduğu gözetilerek; incelemenin sanık müdafin müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet, suçtan zarar gören … vekilinin ise özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen özel belgede sahtecilik suçunun TCK’nın 207/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 25/09/2013 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
… Ziraat Odası başkanı ve Ziraat Odaları Birliği yönetim kurulu üyesi olan sanığın, … Yakutiye Ziraat Odası yönetiminin feshedilmesi nedeniyle 14/07/2009 ile 21/08/2009 tarihleri arasında geçici olarak anılan odaya başkanlık yaptığı, başkan olduğu dönem içerisinde …’dan …’a geldiği günlerde Kervansaray otelde kaldığına ilişkin toplam 1050 TL tutarında faturayı oda kaydına işletip masraf gösterdiği, otel sahibi tanık …’nın beyanlarına ve fatura dip koçanlarında yapılan incelemelere göre faturaların miktarlarının doğru olduğu ancak adına kesildiği kişilerin farklı olduğu, sanığın söz konusu faturaların kişi kısmında değişiklik yaparak kendi adını ve Ziraat Odası kaydını düşerek faturaları odanın gider kaydında gösterdiği, bu suretle kendisine menfaat temin ettiği iddia ve kabul edilen somut olayda; eylemin hukuki niteliğinin tayini amacıyla, harcırah ödemelerinin ne şekilde yapıldığı, günlük miktarı, harcamaların belgeye dayanmaması halinde ödeme miktarının değişip değişmeyeceği ile görev mahalli dışına geçici görevli giden personele ödenecek harcırahın tabi olduğu usul ve esasların Bakanlık, Birlik ve Odadan sorulup tespitinden, keza ödemeye ilişkin belge ve kararların getirtilerek ödemenin kim tarafından yapıldığının, ödeme evrakında kimlerin imzasının bulunduğunun tespit edilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun ve suç niteliğinin belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 61/5. maddesindeki sıralamaya aykırı olarak 248. maddenin 249. maddeden önce uygulanması,
5271 sayılı CMK’nın 231/8. maddesine, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, buna karşılık dava konusu somut olayda suç, bahse konu yasal değişiklikten önce işlendiğinden, yasal engel oluşturmayacağı gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK’nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle hakim tarafından değerlendirilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu, bu itibarla sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, CMK’nın 231/6. maddesinde yer alan objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin “…sanık hakkında açıklaması geri bırakılmış bir karar bulunmasına rağmen atılı suçun işlendiği…” şeklindeki yasal olmayan yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Suçun, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşme tarihinden önce, dolayısıyla denetim süresi başlamadan işlendiği nazara alınmadan, ilgili dosyanın yeniden ele alınmasının temini amacıyla mahkemesine ihbarda bulunulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 13/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.