Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2019/6121 E. 2023/2895 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6121
KARAR NO : 2023/2895
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Basit zimmet, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Basit zimmet suçundan mahkumiyet, nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığı

İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2013 tarihli ve 2012/143 Esas, 2013/167 sayılı Kararının sanık müdafii ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Suçtan zarar gören Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesi kapsamında bir hüküm olmayan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karara yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve zimmet suçundan kurulan hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Urla Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.03.2010 tarihli ve 2007/1937 Soruşturma, 2010/237 Esas, 2010/79 numaralı İddianamesiyle sanığın görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Urla Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2011 tarihli ve 2011/772 Esas, 2011/1062 sayılı Kararıyla sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki suçları oluşturacağı belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
3.İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2013 tarihli ve 2012/143 Esas, 2013/167 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 249 uncu, 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, nitelikli dolandırıcılık suçundan da hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyizi, zimmete konu 1.500,00 TL’yi kooperatif avukatının çalışanına verdiğine ancak makbuz olmadığı belirtildiği için alamadığına, bu hususta çalışanın tespit edilerek beyanının alınması gerektiğine, üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
2.Katılan …, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin temyizi, sanık hakkında zimmet suçundan indirim hükümlerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, dolandırıcılık suçu açısından da beraat veya mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
06.05.2005 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 2007 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, son suç tarihinin 06.05.2005 olması sebebiyle bu suçun 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanık lehine olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu anlaşılmıştır.
2.Suç tarihi olan 06.05.2005 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar, 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle suçtan zarar gören Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin hüküm verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2013 tarihli ve 2012/143 Esas, 2013/167 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.