Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/1514 E. 2023/7922 K. 05.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1514
KARAR NO : 2023/7922
KARAR TARİHİ : 05.07.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/266 Esas, 2016/394 Karar
KATILANLAR : … İstanbul Yatırım Anonim Şirketi, Ticaret Bakanlığı
SUÇLAR : Zimmet
HÜKÜMLER : Sanıklardan …, … ve … haklarında ölüm nedeniyle düşürülme, diğer sanıklar hakkında beraat
TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekilleri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar haklarında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2005 tarihli ve 2005/6978 Soruşturma, 2005/6199 Esas, 2005/3393 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 510 uncu, 522 nci ve 80 inci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.06.2008 tarihli ve 2006/435 Esas, 2008/601 sayılı Kararı ile sanıkların atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine hükmedilmiştir.
3.Katılanlar vekillerinin temyizi üzerine hükümlerin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 02.05.2012 tarihli ve 2011/12774 Esas, 2012/36107 sayılı Kararı ile sanıkların eylemlerinin zimmet suçunu oluşturabileceği, delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2012 tarihli ve 2012/1166 Esas, 2012/1383 sayılı Kararı ile eylemlerin zimmet suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
5.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2012/266 Esas, 2016/394 sayılı Kararı ile sanıklar …, … ve …’in kovuşturma aşamasında vefat etmeleri nedeniyle haklarındaki kamu davalarının düşürülmesine, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında ise atılı zimmet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan … Anonim Şirketi vekilinin temyiz istemi; beraatlerine karar verilen sanıkların özenli tacirin gereklerini ve yine taşıdıkları sıfat ve kamusal boyutu itibarıyla gereken denetimleri icra etmemeleri nedeniyle oluşan atılı zimmet suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
2.Katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz istemi; tüm sanıkların atılı zimmet suçundan cezalandırılması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Formula İstanbul Yatırım Anonim Şirketi ve bu şirketin ortakları olan İstanbul Ticaret Odası ile İTO Eğitim ve Sosyal Hizmetler Vakfı yöneticileri olan sanıkların, İstanbul ili Tuzla ilçesinde yaptırılacak Formula 1 Yarış kompleksine ait altyapı bina ve tesislerin anahtar teslimi yapımı işini, altyapı işlerinin Karayolları 2004 yılı birim fiyatlarından %12 tenzilatlı, bina işlerinin ise Bayındırlık Bakanlığı 2004 yılı birim fiyatlarından %10 tenzilatlı olarak yapılması hususunda teklif sunan … Mühendislik Şirketine ihale edilerek şirket ortağı sanık … ile sözleşme imzaladıkları, yapım işinin icrası sırasında, pist yapılan arazide çok sert kaya tanımı yapılmış olması ve buna göre yüksek oranla ödeme yapılmasına rağmen yapılan denetimde böyle bir jeolojik yapı bulunmadığı, taşıma katsayısının ilgili genelgelere göre 1 olarak uygulanması gerekirken 2 olarak uygulandığı, dolgu alanlarının tamamında ayrım yapılmaksızın klaslı kazı fiyatı uygulandığı, kırma taş malzeme fiyatının piyasa rayiçlerinin üzerinde belirlendiği, 2003 ve 2004 yıllarında yapılan işlerde, 01.01.2002 tarihinden önce yapılan sözleşmelere ilişkin yüksek birim fiyatların kullanıldığı, böylece yüklenici … Firmasına toplam 11.007.015 TL fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, Mahkemece; sanıkların şirketi zarara uğratmak, yüklenici firmaya hak ettiğinden fazla menfaat sağlamak kastıyla işlemler yaptıklarına dair inandırıcı deliller olmadığından bahisle beraatlerine karar verildiği, kararların katılanlar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesince sanıkların eylemlerinin zimmet suçunu oluşturabileceği, delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, Mahkemece bozma ilamına uyularak görevsizlik kararı verilmesini müteakip üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada, nüfus kayıtlarına göre sanık …’ın 26.03.2007, …’in 10.12.2012, …’in 04.11.2009 tarihinde vefat etmeleri nedeniyle adı geçen sanıklar hakkındaki kamu davalarının ayrı ayrı düşürülmesine, diğer sanıkların ise isnat edilen eylemlerde şirketi zarara uğratıkları hususunda mahkumiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller olmadığından bahisle sanıkların atılı zimmet suçundan ayrı ayrı beraatlerine hükmedildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A.Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Sanıklar …, … ve … haklarındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
B.Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
İsnada konu son hak edişin yapıldığı 30/09/2004 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 24/06/2003 olarak gösterilmesi Mahkemesince düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin sübutu halinde basit zimmet suçunu oluşturacağı ve bu suçun suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu anlaşılmıştır.
Suç tarihi olan 30.09.2004 ile inceleme günü arasında 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
C.Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise
Sanık …’un, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 20.01.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A.Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2012/266 Esas, 2016/394 sayılı Kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan “TCK’nın 64 maddesi gereğince ayrı ayrı düşürülmesine,” ibaresinin “5237 sayılı Kanun’un 64 üncü ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği ayrı ayrı düşmesine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B.Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2012/266 Esas, 2016/394 sayılı Kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar haklarındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
C.Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2012/266 Esas, 2016/394 sayılı Kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.