YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1892
KARAR NO : 2023/3619
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1-Sanıklar …, …, …,… hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat,
2-Sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat,
3-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat, özel belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
4-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat, zimmet suçundan mahkumiyet.
Mahalli mahkemece verilen hükümler ve karar temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tebliğnamede görüş bulunan sanık … hakkında hakaret ve cinsel saldırı suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, CMK’nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup, temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun’un 264. maddesi de gözetilerek katılan kurum vekilinin anılan karara ilişkin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile mahallinde mercince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görüldüğünden dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, vakıf çalışanı olmayan sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle söz konusu suçtan adı geçen sanıklar hakkında kurulan hükümleri temyiz etme hakkı bulunmayan Adana İl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının vekili aracılığıyla vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; katılan kurum vekilinin sanıklar …, …, … ve … hakkında sahtecilik suçundan verilen beraat hükümleri dışındaki tüm hükümlere, müdafiinin sanık … hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazları ile sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Hüküm fıkrasında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 204/1. maddesi gereğince cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı ve atılı suçtan beraat hükümleri kurulduğu belirtilmesine rağmen suç isminin özel belgede sahtecilik yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
1-Sanıklar …, …, …, … ve … haklarında nitelikli dolandırıcılık, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı TCK’nın 204/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 06/06/2011 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar haklarında açılan kamu davalarının aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3-Sanık … hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
TCK’nın 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşabilmesi için kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına mal edinmesi ya da kullanması gerektiği gözetildiğinde, Vakıflar Kanunu’ndan ayrı kendi özel kuruluş yasası olan 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununa göre kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının, anılan Yasa’nın 1 ve 7/1. maddelerinde yer alan “Sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmek, ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmak” amaçları nazara alındığında, faaliyetlerinin kamusal faaliyet niteliğinde olduğu, aynı Kanun’un 4 ve 8. maddelerinde sayılan vakfın gelirleri arasında genel bütçeden ayrılan ödenek ve hasılatların da bulunduğu, keza bu Kanun’un 7/2. maddesine göre de sınırlı biçimde sayılmış olan kamu görevlilerinin sıfatları gereği mütevelli heyetinde yer aldıkları, bu kişiler dışında kalan vakıf çalışanlarının ise kamu görevlisi olarak kabul edilemeyecekleri nazara alındığında, kamu görevlisi sıfatı olmayan sanığın mahkemece sübutu kabul edilen gerçekte alınan ekmek miktarından daha fazla fatura düzenletmek ve bu faturalara göre ödeme yapılmasını sağlayarak arada oluşan farkı fırın yetkilisinden geri almak şeklindeki eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu zimmet suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın eyleminin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranış niteliğinde olduğu ve TCK’nın 247/2. maddesinde düzenlenen nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden, basit zimmet kabulü ile eksik ceza tayini,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, katılan kurum vekili ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 28/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.