YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2405
KARAR NO : 2023/2719
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit zimmet
HÜKÜM : Zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet
Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2013 tarihli ve 2013/243 Esas, 2013/283 sayılı Kararının, sanık müdafii ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ünye Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.06.2010 tarihli ve 2010/623 Soruşturma, 2010/1128 Esas, 2010/108 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında basit zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2010 tarihli ve 2010/185 Esas, 2010/269 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci ile beşinci fıkraları uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
09.11.2010 tarihli hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2013 tarihli ve 2012/8714 Esas, 2013/6056 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden basit zimmet suçundan hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi ve zimmet miktarının değeri az olduğu halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temyiz incelemesine konu karar ile sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 249 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci ile beşinci fıkraları uyarınca 3 yıl 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın aşamalarda suçu ısrarla inkar etmesine karşın 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca cezasında indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğuna ve kararın aleyhe olan kısmının bozulmasına ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık tarafından suçun işlenmediğine, suç kastının bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde … Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliğinde tescil memuru olarak görev yapan sanığın, 14 araçla ilgili süresinden sonra tescil işlemlerini yaptıran ilgililerden tahsil ettiği idari para cezalarına ilişkin makbuz düzenlemeyerek bu paraları uhdesine geçirdiği iddiasıyla hakkında zimmet suçundan kamu davası açıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; sanığın tescil işlemlerini gerçekleştiren ilgililerin beyanları göz önüne alındığında zincirleme nitelikli zimmet suçunu işlediği kabul edilerek atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Dairemizin 03.06.2013 tarihli ve 2012/8714 Esas, 2013/6056 Karar sayılı ilamında sanığın eylemlerinin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu belirtilmişse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.01.1983 tarihli ve 8-486/6 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, bozma ilamına konu hüküm ya da hükümlerle ilgili olarak açıkça onama kararı verilmedikçe bahsi geçen bozma ilamının kesin ve mutlak bir bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suça konu 14 aracın satış ve tescil tarihleri arasındaki bir aylık sürenin geçtiğinin ve bu hususta idari para cezasının tahsiline dair herhangi bir makbuz düzenlenmediğinin bürodaki tescil dosyaları ile sayman mutemetleri kasa defterinin incelenmesi sonucunda anlaşılması ve bu şekilde zimmet miktarının belirlenmesi karşısında, parayı mal edinme şeklinin kaba hile niteliğinde olması ve basit bir incelemeyle ortaya çıkması nedeniyle eylemlerinin zincirleme şekilde basit zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
Sanığın kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek zimmet konusu miktarın tamamını hükümden önce ödediği mahkemece de kabul edilip hakkında 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılması gerekirken, kamunun uğradığı zararın Yargıtay bozma ilamından sonra giderilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağı şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinin uygulanmaması,
5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 249 uncu maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin bu sıra dahilinde uygulanması gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanun’un 61 inci maddesine aykırı davranılması,
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca yapılan artırım sırasında cezanın 8 yıl 16 ay 15 gün yerine 9 yıl 4 ay 15 gün olarak belirlenmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sanık hakkında yasaklama kararına hükmolunduğu sırada hüküm fıkrasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası yerine altıncı fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2013 tarihli ve 2013/243 Esas, 2013/283 sayılı Kararına yönelik katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.