YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3136
KARAR NO : 2023/7159
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/225 Esas, 2019/342 Karar
SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma, sahtecilik, görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Eylemlerin sübutu halinde bir bütün olarak görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabulüyle bu suçtan beraat
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.09.2010 tarihli ve 2010/9721 Soruşturma, 2010/3776 Esas, 2010/175 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları delaletiyle 235 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin birinci ve üçüncü alt bentleri, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2013 tarihli ve 2010/159 Esas, 2013/137 sayılı Kararı ile sanıkların atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine hükmedilmiştir.
3.O yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine hükümlerin Dairemizin 19.04.2018 tarihli ve 2014/11501 Esas, 2018/2981 sayılı Kararı ile “Sanık …’in Cumhuriyet Başsavcılığında alınan “ihale yapılmadan önce zorunluluk nedeniyle biz bazen mal alıyorduk” şeklindeki beyanı, kaçamaklı savunmalar, teklif mektuplarındaki yazıların ilk bakışta aynı kişi tarafından yazıldığı izlenimini uyandıracak kanaat oluşturması, işler yapılmadan ödeme yapıldığına dair kanıt da mevcut olmamasına göre, önceden yapılan alım nedeniyle kamu görevlisi sanıkların fiili durumu hukukileştirmeye çalıştıkları kabul edilip, doğrudan temin usulünün bir ihale şekli olmaması da nazara alınarak; öncelikle sanıkların eylemleri nedeniyle objektif cezalandırma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle tartışılması ve gerçekleşmiş olması halinde sanıklara atılı eylemlerin bir bütün halinde iştirak halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, 5237 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık …’in özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçuna iştirak edebileceği gözetilmeden yazılı şekilde beraat hükümleri kurulması,” gerekçesiyle bozulmuştur.
4.Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2019 tarihli ve 2018/225 Esas, 2019/342 sayılı Kararı ile sanıkların eylemlerinin sübutu halinde bir bütün olarak görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabulüyle bu suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısı 18.11.2019 tarihli temyiz dilekçesi ile; dosya kapsamına göre sanıkların eylemlerinin sabit olduğu ve mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken beraatlerine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükümleri temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE
1.Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin sübutu halinde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 26.11.2010 tarihli sorgular olduğu ve bu tarih ile hüküm tarihi arasında 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu nazara alınarak sanıklar hakkında düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2019 tarihli ve 2018/225 Esas, 2019/342 sayılı Kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,06.06.2023 tarihinde karar verildi.