YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/334
KARAR NO : 2023/6431
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/35 Esas, 2019/156 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma olarak kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle düşme
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.12.2007 tarihli ve 2007/5875 Soruşturma, 2007/1672 Esas, 2007/156 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.09.2008 tarihli ve 2008/1 Esas, 2008/218 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3. Sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2014/155 Esas, 2014/175 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
4. 19.06.2014 tarihli karar sanık … katılan vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 12.12.2018 tarihli ve 2018/4307 Esas, 2018/9616 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
5. Bozma üzerine … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2019/35 Esas, 2019/156 sayılı Kararı ile sanığın eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve bu suç için Kanun’da öngörülen asli ve ilaveli dava zamanaşımı sürelerinin dolduğu kabul edilerek düşme kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi; sanığın sabit olan eylemi zimmet suçunu oluşturduğu halde suç vasfında yanılgıya düşülerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde S.S. Pınarlar Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olan sanığın görev süresi sona erdikten sonra kayıtlara göre kasa hesabı bakiyesi olan 1.074,55 TL’yi yeni yönetime devretmediği, bu miktarın banka hesabında da olmadığı böylece zimmet suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
23.09.2008 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu yargılamada; sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş, belgeleri ve defterleri muhasebeciye teslim ettiklerini ifade etmiş, 01.01.2006-20.01.2006 tarihleri arasındaki kooperatif kayıtlarının bulunmadığını ileri sürmüş, sanık müdafii ise bilançoda gelir olarak görülen 980,73 TL’nin nereden geldiğinin belli olmadığını ve herhangi bir açıklamaya yer verilmediğinden gerçekte bu miktarın kasa hesabına girip girmediğinin belirlenemediğini bildirmiş, bunun yanında dosyaya sunduğu 29.12.2004 tarihli karar defteri nüshasında belirtildiği üzere temyiz dışı sanıklardan Hüseyin’in döneminde kooperatif için mazot, yemek ve kırtasiye kalemlerinden oluşan harcamalar yapıldığını ancak bunların bilançoya işlenmediğini savunmuştur. Kooperatif muhasebecisi tanık Fahri karar defterlerinin kendisine teslim edildiği yönündeki savunmayı doğrulamamıştır. Bunun dışında kovuşturma aşamasında temin edilen 06.06.2008 tarihli bilirkişi raporunda; kooperatife ait tüm defterlerin yeni yönetime teslim edilmediği, 2000-2005 yıllarına ait karar defterlerinin bulunmadığı, sanığın savunmasında geçen karar defteri ve mührün kaybolduğu ve buna yönelik yerel gazeteye de ilan verildiği şeklindeki ifadenin ilan tarihinin devir tarihinden sonraya ait olması karşısında kuşku uyandırdığı, dosyadaki incelemeye konu evrak ve belgeler eksik olsa da gerek dosya kapsamına gerekse kooperatifin resmi muhasebecisinden alınan tasdikli belgelere göre yeni yönetime devredilmesi gereken miktarın 1.032,74 TL olduğu ve bunun zimmete geçirildiği tespit edilmiştir. Mahkemece; açıklanan bu hususlar karar yerinde tartışıldıktan sonra kooperatif tarafından tutulması zorunlu defterlerin sanıklar tarafından tutulmadığı, mevcut defterlerin tasdiklerinin yapılmadığı, gelir gider hususunda aralarında kooperatifin işleyişine yönelik belirlemede bulunulmadığı, savunmada ileri sürülen harcamaya ilişkin miktarın zimmet iddiasında belirtilen para olduğunun kabul edilmesi gerektiği, sanıkların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında üzerlerine atılı suçun farkında dahi olmadıkları, bu haliyle zimmet suçunu işlediklerine ilişkin soyut iddia dışında dosyada herhangi bir delilin yer almadığı ve zararın da bulunmadığı ancak defter tutmama, alınan kararları defterlere işlememe ve gelir ile gider durumlarını kalem kalem belirtip bunları belgelendirmeme şeklinde fiilleriyle görevlerini ihmal ettikleri ve bu eylemlerinin de ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
Sonraki aşamalarda verilen 19.06.2014 tarihli kararda aynı gerekçe ile sanığın eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ancak açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası adli para cezasına çevrilerek açıklanmış, temyize konu 12.03.2019 tarihli kararda ise bu suç yönünden asli ve ilaveli dava zamanaşımının dolduğu belirtilerek açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında öncelikle … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16.11.2007 tarihli iddianamenin düzenlenerek Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu iddianamede iddia konusu olayla birlikte mahkeme kabulünde belirtilen kooperatife ait yasal defterlerin tutulmaması ve mevcut olanlarının da yasal tasdiklerinin yapılmaması isnadının da yer aldığı, buna ilişkin sevk maddesi kısmında zimmet suçu dışında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin üçüncü fıkrasının da gösterildiği, … Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2007 tarihli ve 2007/128 iddianame değerlendirme numaralı kararıyla anılan iddianamenin iadesine karar verildiği, iade gerekçelerinden birinin de “usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi uyarınca sadece zimmet suçuna yönelik yargılamanın ağır ceza mahkemesinde yapılması gerektiği” olduğu, bunun üzerine dosyanın fezlekeyi düzenleyen Dereli Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararıyla gönderildiği, Dereli Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2007 tarihli ayırma kararıyla şüpheliler hakkındaki 6762 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun dosyadan tefrik edilerek sadece zimmet suçu yönünden fezleke düzenlendiği, akabinde 12.12.2007 tarihli iddianame ile sanığın da içlerinde yer aldığı bir kısım şüpheliler hakkında yargılamaya konu zimmet suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklinde yer alan düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olup açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra sanığın denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı bir suç işlendiğinden bahisle diğer şartların da varlığı değerlendirilerek hüküm açıklanırken, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin hesabında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen durma süresi de dikkate alınacaktır.
Bunların yanında 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesi genel, tali ve tamamlayıcı bir norm olup, görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Suç tarihinde S.S. Pınarlar Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olan ve kooperatif parası üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan sanığın görev süresi sonunda 1.074,55 TL kooperatif parasını yeni yönetime devretmeme şeklinde isnat edilen eyleminin sübutu halinde zimmet suçunu oluşturacaktır. Ancak dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarına konu incelemelerin temin edilebilen sınırlı belgeler üzerinden yapıldığı, raporlarda sanık … müdafiinin belirttiği hususlarının eldeki bilgilerle karşılaştırılmadığı, 06.06.2008 tarihli bilirkişi raporunda 2000-2005 tarihlerini kapsayan karar defterlerinin olmadığı belirtilmesine rağmen dosyaya sunulan 29.12.2004 tarihli yönetim kurulu kararını gösterir karar defteri suretinin nereden temin edildiğinin irdelenmediği, bu haliyle yetersiz bilirkişi raporları hükme esas alınıp savunmanın doğruluğu araştırılmadan savunmaya itibar edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bu itibarla; öncelikle 29.12.2004 tarihli yönetim kurulu kararının nereden temin edildiğinin sanık … müdafiine açıklattırılmasından, alınan ifadeler doğrultusunda defterlerin temini için gerekli araştırmanın yapılmasından, varsa kooperatifin gelir ve gider durumunu gösteren banka kayıtları ile kooperatife ait tüm bilgi ve belgelerin muhasebeci tanık Fahri’ye sorularak dosya arasına konulmasından sonra Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan bilirkişi heyetinden iddia ve savunmayı irdeleyen, sanığın görevi devraldığı tarih ile devrettiği tarih arasında kooperatif gelirleri ile giderlerini gösteren, sanığın uhdesinde para kalması halinde zimmet miktarını belirleyen ayrıntılı rapor aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, kooperatif yasal defterlerini tutmama, alınan kararları defterlere işlememe ve gelir ile gider durumlarını gösterir hususları kalem kalem belirtip bunları belgelendirmeme isnatlarından açılmış bir dava bulunmamasına rağmen iddianın dışına çıkılarak ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip kesinleştikten sonra kesinleşme tarihi ile ihbara konu kasıtlı suçun işlendiği tarihe kadar arada geçen durma süresinin dava zamanaşımına eklenmesi halinde hüküm tarihi itibarıyla görevi kötüye kullanma suçu yönünden dahi zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2019/35 Esas, 2019/156 sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2023 tarihinde karar verildi.