YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3574
KARAR NO : 2021/487
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Düşme
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafin 24/04/2019 tarihli dilekçesinin temyiz iradesi içermediği nazara alınarak yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 27/05/2014 tarihli ve 2013/1-746 Esas, 2014/282 sayılı Kararında; “Ceza muhakemesinin amacı olan somut gerçeğin ortaya çıkarılması için delillerin duruşmada ortaya konulmasından sonra, bu delillerden sonuç çıkarma, yani tartışma safhası başlamaktadır. Böylece ortaya konulan delillerle ilgili taraflara 5271 sayılı CMK’nın 216/1. maddesinde belirtilen sıraya göre söz hakkı verilecek ve tartışma imkanı sağlanacaktır. Tartışma safhası tamamlandıktan sonra, önce bireysel iddia makamını temsil eden katılan ve vekili, sonra da kamusal iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü beyan edecektir. Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, bu suretle CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Kovuşturma safhası sonunda da iddia makamı, duruşmaya getirilip tartışılan delilleri değerlendirerek esasa ilişkin iddialarını mütalaası ile ortaya koyacak, sanık veya müdafi de buna ilişkin savunmasını yapabilecektir. Bu, tez (yani iddia) ile antitezin (yani savunmanın) çatışmasıyla, sonuca (yani karara) ulaşılan bir süreç olan muhakeme sonucunda sağlıklı bir karara ulaşabilmenin gerekli ve zorunlu şartı olduğu gözetilerek, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını yargılama konusu olan tüm suçlar yönünden açıklaması ve bu mütalaanın mahkûmiyet yönünde olması durumunda uygulanması talep edilen kanun ve maddelerini de kapsaması zorunlu
kabul edildiğinden, Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaası alınmadan, keza son söz hakkının duruşmada hazır bulunan sanık …’e tanınmaması suretiyle CMK’nın 216/3. maddesine de muhalefet edilerek hüküm kurulması,
Hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanığın eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 202/2. maddesinde düzenlenen ihtilasen zimmet suçu kapsamında kaldığı kabul edilerek suç ve hüküm tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de; 765 sayılı TCK’nın 202/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 247/1-2. maddelerinde düzenlenen nitelikli zimmet suçunun 22 yıl 6 aylık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu ve bu sürenin dolmadığı, bu itibarla yargılamaya devamla işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu yasal olmayan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 10/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.