YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3911
KARAR NO : 2023/7164
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/42 Esas, 2013/507 Karar
SUÇLAR : Rüşvet alma (sanık … hakkında), rüşvet verme (diğer sanıklar hakkında)
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanık … hakkında …’e yönelik rüşvet alma suçuna ilişkin eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulü ile bu suçtan) Beraat (sanık … hakkında …’a yönelik rüşvet alma ve diğer sanıklar hakkında rüşvet verme suçlarından)
Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/42 Esas, 2013/507 sayılı Kararının, sanık … müdafileri ve suçtan zarar görenler vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Suçtan zarar görenler Hazine ve İçişleri Bakanlığı vekilinin temyizinin sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik olduğu görülmüştür.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklara isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığı’nın kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Hazinenin rüşvet alma ve rüşvet verme suçları, 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca da İçişleri Bakanlığının rüşvet alma suçu yönünden başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları kabul edilmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılanlardan Hazine vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme ile İçişleri Bakanlığı vekilinin rüşvet alma suçlarından verilen beraat hükümlerini, sanık … müdafiilerinin ise sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2013 tarihli ve 2013/2385 Soruşturma, 2013/1295 Esas, 2013/111 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki kez; sanıklar … ve … hakkında rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluğu uygulanması, sanık … hakkında ise rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 254 üncü maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/42 Esas, 2013/507 sayılı Kararı ile sanıklar …, … ve … hakkında rüşvet verme, sanık … hakkında ise sanık …’den rüşvet alma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, sanık …’ın sanık …’ten rüşvet alma suçuna ilişkin eyleminin ise icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu değerlendirilerek bu suçtan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereği 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın 51 inci maddesince ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar Hazine ve İçişleri Bakanlığı vekili; sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının bozulması talebiyle ve sair nedenlerle beraat hükümlerini temyiz etmiştir.
2. Sanık … müdafileri ise; sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde … İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği infaz masasında polis memuru olarak görev yapan sanık …’ın, infazı kesinleşmiş cezaları bulunan sanıklar … ve …’dan rüşvet aldığı, sanık …’nın ise sanık … ile aralarında gerçekleşen rüşvet alma ve rüşvet verme eylemleri sırasında aracılık ettiği iddia edilerek, sanık … hakkında rüşvet alma, diğer sanıklar hakkında ise rüşvet verme suçlarından açılan kamu davasında, Mahkemece; sanık …’ın …’den rüşvet alma suçuna ilişkin eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyetine, sanık …’ın öteki eylemi ve diğer sanıklar yönünden ise sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri mevcut delillerle sabit olmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında katılanlar Hazine ve İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan incelemede;
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte olan 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 10.09.2013 tarihli mahkumiyet hükmü olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
A. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin rüşvet verme suçu yönünden 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar hakkında verilen beraat hükümleri yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/42 Esas, 2013/507 sayılı Kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2013 tarihli ve 2013/42 Esas, 2013/507 sayılı Kararına yönelik sanık müdafilerin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2023 tarihinde karar verildi.