Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/4832 E. 2023/5546 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4832
KARAR NO : 2023/5546
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14/02/2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, sanık …’a yüklenen rüşvet verme suçundan CMK’nın 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, vekilinin adı geçen sanığa ilişkin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, CMK’nın 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05/07/2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa’nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek incelemenin; katılanlardan Adana SGK İl Müdürlüğü vekilinin sanıklar … ve … haklarında rüşvet alma, Hazinenin ise tüm sanıklar haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklardan …’ın, Adana SGK İl Müdürlüğü Kayıt Dışı İstihdam Servisinde şef, …’un ise aynı birimde memur oldukları, kayıt dışı personel çalıştırmasından dolayı tanık … ve sigortasız olarak çalıştığı tespit edilen sanık …’a cezai işlem uygulanacağına dair gelen tebligatlar üzerine, bu şahısların kendilerine yaptıkları başvuru sırasında işlemlerin iptali için rüşvet istedikleri ve …’ın bu kapsamda 1.250 TL verdiği iddia edilen somut olayda; … ile …’ın süresinde yaptıkları itiraz üzerine Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele İtiraz Komisyonunca itirazların kabulü ile işlemlerin iptaline karar verildiği, 5237 sayılı TCK’nın, 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Yasa’dan önceki haliyle 5237 sayılı TCK’nın 257/3. maddesinde düzenlenen “görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama” suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu görevi kötüye kullanma suçuna TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edecekleri nazara alındığında, cezai işlemlerin iptal edildiği anlaşıldığından sanıkların meşru zeminde bulunduğunun kabulü gerekeceği,
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kamu görevlisi olan sanıklar … ve …’a yüklenen rüşvet alma isnadının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanıklar lehine bulunan 5237 sayılı TCK’nın mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanık …’a yüklenen rüşvet verme eyleminin ise TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturacağı, bu suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirlenen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 15/02/2013 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE
26/04/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.