Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/4919 E. 2023/6651 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4919
KARAR NO : 2023/6651
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2002 Esas, 2019/207 Karar
SUÇLAR : Basit zimmet, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : A) İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli ve 2015/475 Esas, 2018/347 sayılı Kararı ile; eylemlerin kül halinde basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyet,
B) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 23.01.2019 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/207 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi,
C) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 22.07.2020 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/207 sayılı Kararı ile; temyiz talebinin reddi,

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/207 sayılı Kararı ile 22.07.2020 tarihli ek Kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesine eklenen 5 inci fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 1136 sayılı Kanun’a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24 üncü madde ile de anılan Kanun’un 59 uncu maddesinin 5 inci fıkrasının, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanık müdafiinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik incelemeye konu temyiz isteminin 1136 sayılı Kanun’un geçici 24 üncü maddesindeki 15 günlük süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa’nın 36 ncı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiği, kaldı ki sanık müdafiinin 06.12.2021 havale tarihli dilekçesiyle bu süre içerisinde de temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine ilişkin 22.07.2020 tarihli ek kararın kaldırılarak esasın incelenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.07.2015 tarihli ve 2015/92774 Soruşturma, 2015/29368 Esas, 2015/2468 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2015 tarihli ve 2015/176 Esas, 2015/228 sayılı Kararı ile sanık hakkında basit zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2018 tarihli ve 2015/475 Esas, 2018/347 sayılı Kararı ile sanık hakkında eylemlerinin bütün halinde basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4.Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/207 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.07.2020 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/207 sayılı ek Kararı ile sanık müdafiinin temyiz talebi reddedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesi, 1136 sayılı Kanun’da yapılan değişiklik gereğince hükmü temyiz etme haklarının olduğu, ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, suçun unsurlarının oluşmadığı, iddia konusu eylemin sanık tarafından gerçekleştirilmediği, ilk derece mahkemesince dosyaya sunulan tüm delillerin dikkate alınmadığı, değer azlığı, erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğu, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu ve mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği hususlarına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünde yürütülen takip dosyasında borçludan 68.536,09 TL tahsil ettiği halde bu paranın 15.418,76 TL’lik kısmını katılana vermeyerek mal edindiği kabul edilerek ilk derece mahkemesince basit zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin bu kararı istinaf etmesi üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından dosya üzerinden yapılan incelemede istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
IV. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 23.01.2019 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2019/207 sayılı Kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.05.2023 tarihinde karar verildi.