Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/4933 E. 2023/3084 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4933
KARAR NO : 2023/3084
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : İcbar suretiyle irtikap
HÜKÜMLER : Beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2013 tarihli ve 2012/16591 Soruşturma, 2013/3416 Esas, 2013/405 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2013 tarihli ve 2013/333 Esas, 2013/523 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyizi, sanıkların kaynak suyu üretim fabrikasına geldiklerini gösteren kamera kayıtlarının bulunup bulunmadığının araştırılması yönünde tahkikatın genişletilmesi ile dosyadaki delil durumuna göre sanıkların mahkumiyeti yerine beraatlerine karar verilmesi nedeniyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanıklardan Cevat’ın belediye başkanı, Halil’in ise belediyenin iştiraki olan şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptıkları, işletim hakkı belediyenin iştiraki şirkete ait olan kaynak suyu fabrika tesislerinde üretilen kaynak suyunun satışı, pazarlaması ve dağıtımı maksadıyla katılan şirket ile belediye iştiraki şirket arasında 01.04.2007 tarihinden 31.12.2014 tarihine kadar geçerli olacak şekilde sözleşme imzalandığı, fabrika üretime başladıktan sonra 2007 yılının Ekim veya Kasım ayında sanık …’in ve 23.06.2012 tarihinde ölen …’in fabrikaya gelerek spor kulübüne para yardımında bulunma ve belediyenin bazı ödemelerinin karşılanması için kendilerinden düzenli olarak 10.000,00 TL istedikleri, katılan …’ın bu rakamı ödeyemeyeceklerini belirtmesi üzerine “o zaman ileride zor durumda kalırsınız, bizde yardımcı olmayız” dedikleri, bir süre sonra sanık …’ın fabrikaya geldiği ve bu olay kendisine anlatıldığında “bu şekilde olsun” demesi sonrasında katılanların her ay nakit olarak Ahmet’e 10.000 TL ödeme yaptıkları, bir süre sonra da 2012 yılının Mart ayına kadar çek düzenleyip verdikleri, bu şekilde toplam 470.000 TL ödeme yapıldığı şeklindeki şikayet üzerine sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olmadığından beraatlerine karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1.Sanıklara isnat edilen eylemlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen “görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama” suçunu oluşturduğu, hükümden önce 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi ile de 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı ancak son suç tarihine nazaran en lehe olan yasal düzenlemenin bağımsız ceza içeren 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrası olduğu ve bu suçtan belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 30.09.2013 tarihli sorgular olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2013 tarihli ve 2013/333 Esas, 2013/523 sayılı Kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.