YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5075
KARAR NO : 2023/6988
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/480 Esas, 2012/455 Karar
SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs
KARAR : Uyarlama konusunda karar verilmesine yer olmadığına
Sanık hakkında verilen kararın; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2009 tarihli ve 2009/5903 Soruşturma, 2009/1301 Esas, 2009/209 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci, 53 üncü, 54 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması, hak yoksunluklarına, eşya müsaderesine ve mahsuba hükmolunması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2011 tarihli ve 2009/77 Esas, 2011/280 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğu ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hükmedilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 07.09.2012 tarihinde hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 77 ilâ 94 üncü maddelerinde değişiklik yapan hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesi ile dava dosyası Mahkemesine iade edilmiştir.
4. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2012 tarihli ve 2012/480 Esas, 2012/455 sayılı Kararı ile sanık hakkında uyarlama konusunda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde denetim görevini yapan polis memurlarının, sanık … ve hakkında beraat kararı verilen sanık Eşref Aykal’ın bulunduğu aracı durdurdukları, araçta arama ve kimlik kontrolü yapmak istedikleri, araçta hırsızlık suçunda kullanılabilecek nitelikte eşyalar bulunduğunun tespiti üzerine sanıkları polis merkezine götürmek istedikleri sırada, sanık …’ın görevli polis memuruna diğer sanıktan aldığı bir miktar parayı uzatarak yetmiyor ise daha da fazlasını temin edeceğini söylediği, haklarında çeşitli suçlardan yakalama kararı olduğunun belirlendiği ve sanık …’ın hakkında işlem yapılmasını önlemek amacı ile resmi görevliye rüşvet teklif ettiğinden bahisle açılan kamu davasında, Mahkemece; 21.09.2011 tarihli ve 280 sayılı Kararı ile mahkumiyet hükmü kurulduğu, hükmün sanık … tarafından temyizi üzerine Yargıtay’a gönderilen dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2012 tarihli ve 51136 sayılı yazısı ile 6352 sayılı Kanun’un 77 ilâ 94 üncü maddelerinde değişiklik yapan hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi amacı ile dosyanın Mahkemesine iade edildiği, bu kapsamda yapılan incelemede sanığın 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl hapis, eylemi teşebbüs aşamasında kaldığından aynı Kanun’un 35 inci maddesi gereğince takdiren 3/4 oranında indirim yapılarak 1 yıl hapis ve 62 nci maddesinin uygulanması neticesinde 10 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde suç için kanunda öngörülen temel cezanın değişmediği ancak maddenin 3 ve 4 üncü fıkralarında rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suçun tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağı, teklifin kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâlinde ise verilecek cezanın yarı oranında indirileceği şeklinde düzenleme getirildiği, bu takdirde 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa takdiren 4 yıl hapis cezası verilip, 252 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapıldığında 2 yıl, aynı Kanun’un 62 nci maddesi uygulandığında ise 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılması gerektiği, bu halde yasa değişikliği öncesi verilen hükmün sanık lehine olduğu, dolayısı ile uyarlama kararı verilmesi gerekmediğinden sanık hakkında uyarlama konusunda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.06.2006 tarihli ve 174-170 sayılı Kararında da izah edildiği üzere; iade tarihinde yürürlükte bulunan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların
Ertelenmesi Hakkında Kanun’un (6352 sayılı Kanun) geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, ilgili suçlardan dolayı 05.07.2012 tarihinden önce ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz edilmesi halinde, lehe yasanın uygulanması yönünde mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği açıkça anlaşılanları doğrudan mahkemesine iade yetkisi verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade işlemi, temyiz sürecini sonlandıran, önceki hükmü ıslah ve değiştirme de dahil olmak üzere mahkemeye yeniden bir hüküm tesis etme yetki ve ödevini veren yeni bir süreci harekete geçirdiğinden iade kararının yerel mahkemece benimsenip duruşma açıldığında, artık önceki hükmün varlığını yitirmiş olacağı ve yeniden hüküm verme zorunluluğunun doğacağı, sonraki hükmün önceki ile aynı olmasının, bunun yeni bir hüküm olma özelliğini ortadan kaldırmayacağı, zira duruşma açılmasıyla birlikte mahkemenin öncekinden bağımsız ve yeni bir hüküm verme olanağına sahip olduğu,
İnceleme konusu somut olayda ise; İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2011 tarihli mahkumiyet kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun hükümlerine göre yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın iade edildiği ancak mahkemece duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde eski düzenlemenin sanık lehine olduğundan bahisle uyarlama konusunda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği,
Bu itibarla, yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da açıklandığı üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 6352 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası gereği yaptığı iade işleminin, bozma kararı niteliğinde olması ve bu işlemle iade edilen dosyaya ilişkin davanın 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesi uyarınca görülmeye devam edilerek 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi kapsamında yeni bir hüküm tesisi gerekirken, duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde, eski düzenlemenin sanık lehine olduğundan bahisle uyarlama konusunda herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına dair verilen sonraki kararın, yasal unsurları taşımadığı ve infazda tereddüt oluşturacağı anlaşıldığından, hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2012 tarihli ve 2012/480 Esas, 2012/455 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden kararın, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.