YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5611
KARAR NO : 2023/5726
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/491 Esas, 2019/1330 Karar
SUÇ : Basit zimmet
HÜKÜMLER : 1)İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.09.2018 tarihli ve 2017/416 Esas, 2018/510 sayılı Kararı ile; basit zimmet suçundan mahkûmiyet,
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 2019/491 Esas, 2019/1330 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi,
3)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 19.08.2020 tarihli ve 2019/491 Esas, 2020/1330 sayılı ek Kararı ile; temyiz isteminin reddi.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen temyiz isteminin reddine dair ek Karar ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin asıl Kararın sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesine eklenen 5 inci fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 1136 sayılı Kanun’a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24 üncü madde ile de anılan Kanun’un 59 uncu maddesinin 5 inci fıkrasının, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, sanığın da anılan geçici maddeye istinaden 15 günlük yasal süre içerisinde 07.12.2021 tarihli dilekçeyle hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine ilişkin 19.08.2020 tarihli ek kararın kaldırılarak esasın incelenmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 2019/491 Esas, 2020/1330 sayılı ve 22.05.2019 tarihli asıl, 19.08.2020 tarihli ek Kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin kararları temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.06.2017 tarihli ve 2017/89178 Soruşturma, 2017/18394 Esas, 2017/3093 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2017 tarihli ve 2017/296 Esas, 2017/184 sayılı Kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.09.2018 tarihli ve 2017/416 Esas, 2018/510 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4.Sanığın istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.05.2019 tarihli ve 2019/491 Esas, 2019/1330 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.08.2020 tarihli ve 2019/491 Esas, 2020/1330 sayılı ek Kararı ile sanığın temyiz başvurusu, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği reddedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, kararın temyizinin mümkün olduğuna, ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, davacı katılanın babasının trafik kazası nedeniyle hayatını kaybetmesinden dolayı Euro Sigorta A.Ş. nezdinde gerekli hukuki girişimlerde bulunup 17.01.2011 tarihinde 125,000 TL tahsil ettiği halde bahse konu meblağı katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu iddia ve kabul edilerek basit zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan … arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve hükümden sonra 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.05.2019 tarihli ve 2019/491 Esas, 2019/1330 sayılı Kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2023 tarihinde karar verildi.