YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5765
KARAR NO : 2023/7456
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/295 Esas, 2016/94 Karar
KATILANLAR : Adalet Bakanlığı, Hazine
SUÇLAR : Nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, haksız mal edinme
Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2013/295 Esas, 2016/94 sayılı Kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazine ile Adalet Bakanlığının katılma ve belirtilen suçtan verilen hükümleri temyiz hakları olmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında nitelikli zimmet ve haksız mal edinme suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca Hazine ile Adalet Bakanlığının nitelikli zimmet ve haksız mal edinme suçlarından kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2013 tarihli ve 2012/56475 Soruşturma, 2013/19139 Esas, 2013/1120 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ve haksız mal edinme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına, 55 inci ve 63 üncü maddeleri gereği müsadere ve mahsup hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2013/295 Esas, 2016/94 sayılı Kararı ile sanığın atılı suçlardan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraatine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyizi, dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişki giderilmeden sanık lehine olan raporun dikkate alınarak karar verildiği, sadece zimmet suçuna yönelik değerlendirme yapıldığı ve diğer suçlar yönünden hiçbir uzman incelemesi yapılmadığı, mükerrer fiş kullandırma eyleminin dosya kapsamında bulunan delillerle birlikte sabit olduğu ve gerekçenin yerinde olmadığı hususlarına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Antalya Adliyesinde yemekhane sorumlusu olarak görev yapan sanığın, yemek fişlerini mükerrer sattığı, her gün görevli olarak kendisinin doldurup imzaladığı günlük yemek maliyet gelir ve gider icmali tablosunu gerçeğe aykırı olarak doldurduğu, 2011 ile 2013 yılları arasında bu şekilde gerçekleşen eylemleri neticesinde 28.436,39 TL parayı zimmetine geçirdiği ayrıca almış olduğu maaş ve sair gelirleriyle mütenasip olmayacak şekilde çok sayıda gayrimenkul edindiği iddiasıyla hakkında zimmet, sahtecilik ve haksız mal edinme suçlarından açılan kamu davasında, Mahkemece; dosyaya mübrez bilirkişi raporuna göre, günlük yemek icmallerinin malzemelerin ambardan çıkış ve mutfağa girişlerini gösterdiği, kasa-banka gibi parasal işlemlerle ilgisi bulunmadığı, bu husustan ise sanığın sorumlu olmadığı, soruşturma aşamasında sanık aleyhine beyanda bulunan tanıkların kovuşturma aşamasında çelişkili beyanda bulundukları ve bu şekilde sanığın atılı suçları işlediği hususunda şüphe hasıl olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2013/295 Esas, 2016/94 sayılı Kararına ilişkin Hazine ve Adalet Bakanlığının kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan verilen beraat hükmünün incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
3. Sanık hakkında haksız mal edinme suçundan verilen beraat hükmünün incelenmesinde ise;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 3628 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince zamanaşımı süresini kesen son işlemin 23.12.2013 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenle; anılan hükme yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde karar verildi.