YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5776
KARAR NO : 2023/7899
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/20 Esas, 2016/138 Karar
KATILANLAR : …, Hazine, Kepez Belediye Başkanlığı
SUÇLAR : Zimmet, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Sanık … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan beraat, sanık … hakkında zincirleme basit zimmet suçundan mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık … müdafileri, katılanlar Kepez Belediye Başkanlığı ile Hazine vekilleri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2014/20 Esas, 2016/138 sayılı Kararının, sanık … müdafileri, katılanlar Kepez Belediye Başkanlığı ile Hazine vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, süresinden sonra ve tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanık …’a isnat edilen görevi kötüye kullanma suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılan … ve sanık … müdafiilerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince yukarıda belirtilen husus dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.12.2013 tarihli ve 2013/27014 Esas, 2012/16813 Soruşturma, 2013/1463 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi, sanık … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2014/20 Esas, 2016/138 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci ve 249 uncu maddelerinin birinci fıkraları, 43 üncü maddesi, 248 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 58 inci maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunluklarına, sanık … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan … vekilinin temyiz istemi; sanık … hakkındaki beraat kararının bozulması, sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmü yönünden indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
B.Katılan Hazine vekilinin temyiz istemi; sanık … hakkındaki beraat kararının eksik inceleme ile verildiğine ve usul ve yasaya aykırı olduğuna,
C.Sanık … müdafiilerinin temyiz istemi; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğuna, sanığın zimmetine para geçirmediğine, köy bütçe defterinin nasıl ve kim tarafından tutulduğu, gelir ve giderlerin kimin tarafından yazıldığı hususları araştırılmadan karar verildiğine, bütçe defterinin sanığın muhtarlık görevinde bulunmadığı, hükümlü olarak cezaevinde bulunduğu bir dönemde 2010 yılı sonunda düzenlendiğine, 2010 yılı sonu itibarıyla sanığın muhtar olmadığı halde sanki bütçe kayıtlarını sanık tutmuş gibi karar verildiğine, tanık …’ın yeniden dinlenmesi gerektiğine, maaş ödenmediği hususunda tanık …’ın iddiasından başka delil olmadığına, …’ın iddialarında babası ile sanık arasındaki seçim nedeniyle oluşan husumetin etkili olabileceği yönünde tanık ifadelerinin bulunduğuna, sanığın 08.07.2010 tarihinden itibaren 1 ay süre ile izinli olduğu, ondan önceki dönemde de davaları olması nedeniyle …’un muhtarlığa vekalet ettiğine, bu durumun defter kayıtlarından da anlaşılmakta olduğuna, kayıt ve belgelerde hesapların tutulmasında sanığın eyleminin ve imzasının olmadığına, kayıtlardaki imzaların kime ait olduğu araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğine, gelir giderlerin düzenlenmesinin yıl sonu itibarıyla yapıldığına ve bu tarihte sanığın cezaevinde bulunduğuna, işlemlerin … tarafından yapıldığına, emanette bulunan maaş bordrolarının 2010 yılı Aralık ayında düzenlendiğine, verilen cezanın fazla olduğuna, asgari hadden ayrılmayı gerektiren neden olmadığına, maaş bordroları ve köy gelir gider defterlerinin 2010 yılı Aralık ayında tek seferde düzenlendiğinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına, paraya çevirme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, belediye ve köy tüzel kişiliğinin aynı anda katılan olması ve her ikisine de vekalet ücreti verilmesinin doğru olmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Duacı köyü muhtar vekili olarak görev yapan sanık … hakkında, köyün sigorta prim borçlarını 25/02/2011 – 30/04/2011 tarihleri arasında müracaat ederek 6111 sayılı Kanunla yeniden yapılandırmak ve taksitlendirmek suretiyle ödenebilir hale getirilmesini sağlayabilecekken bu yönde herhangi bir müracaatta bulunmayarak köy tüzel kişiliğini zarara uğrattığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık savunmasının aksine, görevi kötüye kullanma kastı ile hareket ettiğine dair, cezalandırılmasına yeterli delil elde edilemediğinden beraatine, suç tarihinde Duacı köyü muhtarı olarak görev yapan sanık …’ın da köy muhtarı olması sebebiyle kendisine tevdi edilen ve köy tüzel kişiliğine ait paradan, köy tüzel kişiliğinde sekreter olarak çalışan tanık … ‘ın 2010 yılı Ocak ve Ağustos ayları arasındaki maaşını ödemediği halde 4.634,70 TL tutarındaki bu parayı maaş ödemesi adı altında ödenmiş gibi göstererek uhdesinde tutmak suretiyle zincirleme olarak zimmetine geçirdiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 18.03.2014 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir
B. Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde
Sanık ve müdafiinin, sanığın zimmetinde para bulunmadığı, 08.07.2010 tarihinden önce 1 ay süreyle izinli olduğu ve ondan önceki dönemlerde de davaları olması nedeniyle muhtarlığa …’un vekalet ettiği, gelir ve gider kayıtlarının yıl sonu itibarıyla yapıldığı ve o tarihte sanığın cezaevinde olduğu, kayıt ve belgelerin sanık tarafından tutulmadığı ve imzasının olmadığı kayıt ve belgelerden de bu hususun anlaşılacağı şeklindeki savunmaları ile tanık …’ın soruşturma aşamasında 2009 Kasım ayından itibaren 9 ay süreyle maaşını alamadığını belirtmesi, aynı mahiyette noterden ihtar çekmesi ancak duruşmadaki beyanlarında 3 aylık maaşını alamadığını belirtmiş olması karşısında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için, tanığın yeniden dinlenerek beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, ödemenin ne zaman yapıldığının ve miktarının sorulması, ödemelere dair tüm belgelerin, keza köye ait defter, kayıt ve belgelerin dosya arasına alınmasından sonra dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek bu eylem ve ayrıca 21.04.2015 tarihli bilirkişi heyetince ayrıntılı olarak incelenmeyen ve mahkemece de hüküm kurulmadığı anlaşılan iddianamenin (b), (c) ve (d) bentlerindeki zimmet eylemlerini de kapsar nitelikte ve sanığın tüm savunmalarını irdeler şekilde, uhdesinde kalan köy parası bulunup bulunmadığı ile varsa miktarını belirleyen rapor alınmasını müteakip hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerekirken, belirtilen ilkelere ve 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki orantılılık ilkesine aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, seçilme hakkının ve muhtarlık görevi yapmasının yasaklanmasına karar verilerek sınırlı uygulama yapılması,
Duacı Köyünün tüzel kişiliğinin sona erdiği gözetilmeden köy temsilcisi … lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle;
1.Hazine vekilinin görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteğinin,
2.Sanık … müdafiinin süresinden sonra ve tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin,
5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 ve 318 inci maddeleri uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
B. Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2014/20 Esas, 2016/138 sayılı Kararına yönelik katılan … vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2014/20 Esas, 2016/138 sayılı Kararına yönelik sanık … müdafileri ile katılan … vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.
…