Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/6001 E. 2023/7529 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6001
KARAR NO : 2023/7529
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/249 Esas, 2015/335 Karar
SUÇLAR : Zimmet, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, resmi ve özel belgede sahtecilik, denetim görevinin ihmali
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2014/249 Esas, 2015/335 sayılı Kararının sanık … müdafii ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Tebliğname başlığında adına yer verilen sanık … hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik temyiz talebi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklardan …’a isnat edilen resmi ve özel belgede sahtecilik, …’a isnat edilen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve denetim görevinin ihmali ile …’e isnat olunan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin anılan suçlar yönünden kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve zimmet suçundan açılan kamu davasında sanık … hakkında bu suçtan kurulan hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun’un değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde katılan sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenler sanık … müdafii ile katılan Hazine vekilinin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.12.2014 tarihli ve 2014/13088-17 Soruşturma, 2014/4000 Esas, 2014/286 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 62 nci maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin ikinci, 43 üncü ve 248 inci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılması, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğu uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
B.Temyiz incelemesine konu karar ile sanığın yüklenen suçtan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 248 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunluğu uygulanmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine vekilinin temyiz sebepleri, sanık hakkında indirim sebebi uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
Sanık … müdafii 25.11.2015 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, 30.12.2015 tarihinde gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
S.S. Pozantı Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifinde muhasebeci olarak görev yapan sanığın, kooperatifin banka hesabından tahsil ettiği ve kasadan aldığı toplam 32.133,77 TL’yi mal edindiği, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamak amacı ile sahte belge tanzim ettiği iddiasıyla nitelikli zimmet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; sanığın, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından teftiş sırasında alınan 29.07.2013 tarihli ifadesinde, kooperatif tarafından ödenmesi gereken faturaları toplayıp yönetim kuruluna bankadan çekilecek tutarları bildirdiği ve kooperatif yönetim kurulunun talimatı ile kooperatif hesabından parayı çektiğini, çektiği paraları faturalara karşılık kendisinin ödediğini, 2012 yılında gerçek olmayan faturalar ile bankadan çektiği tutarları mal edindiğini, bankadan çekmiş olduğu bir kısım paraları kasaya girmediğini, kooperatif yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyelerini kandırdığını beyan ettiği, kovuşturma evresinde alınan savunmasında 2012 yılının defter kapatımında yaptığı bir hatadan dolayı açığı çıktığını, bu açığı kapatabilmek için bilgisayar programı hakkında bilgisi olduğundan dijital ortamda sahte belge hazırladığını, olay ortaya çıkınca 32.000,00 TL civarındaki farkı sanık … ile birlikte bankaya giderek yatırdığını, yanında … bulunduğu için banka personelinin parayı yatıranı … olarak yazdığını fakat parayı yatıran olarak kendisinin imza attığını, yaptığından pişman olduğunu beyan ettiği, üzerine atılı suçu ikrar ile etkin pişmanlık göstererek ödemede bulunduğu gerekçesiyle yüklenen suçu işlediğinin sabit olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 248 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasından 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılması sırasında hesap hatası sonucu 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmedilmesi,
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrıca cezasının infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması yerine memuriyet görevini kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği ibarelerine yer verilmesi ve bu maddedeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması sonucu doğuracak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde süre belirtilmeksizin hak yoksunluğuna karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle suçtan zarar gören Hazine vekilinin sanıklardan … hakkında resmi ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat, … hakkında denetim görevinin ihmali suçundan verilen beraat, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2014/249 Esas, 2015/335 sayılı Kararına yönelik katılan Hazine vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereğince hüküm fıkrasının (B) bendinde sonuç cezanın belirlenmesine ilişkin kısmında yer alan “1 yıl 13 ay” ibaresinin “2 yıl 1 ay”, aynı bentte yer alan 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına ilişkin kısmın, mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek, “Suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere 2 yıl 1 ay süreyle bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,15.06.2023 tarihinde karar verildi.