YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6008
KARAR NO : 2023/8265
KARAR TARİHİ : 12.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/263 Esas, 2016/190 Karar
KATILANLAR : …, …, S.S. … Konut Yapı Kooperatifi
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇLAR : Nitelikli zimmet (sanıklar …,… ve … hakkında), basit zimmet (sanıklar …,…,… hakkında), icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklardan … hakkında 3 kez, … hakkında 2 kez, … hakkında 2 kez, … hakkında 4 kez, … hakkında 3 kez)
HÜKÜMLER : Sanıklardan …,…,… , … ve … hakkında eylemlerinin kül halinde basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyet, … , … ve … hakkında atılı suçlardan beraat
TEMYİZ EDENLER : Suçtan zarar gören vekili, sanıklar … ve … müdafii ile sanıklar …, … ve …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2013/263 Esas, 2016/190 sayılı Kararının suçtan zarar gören vekili, sanıklar … ve … müdafii ile sanıklar …, … ve … tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ve bu suçtan verilen hükümleri temyiz hakkı olmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanıklar hakkında zimmet suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılan Hazine vekilinin beraat, sanıklar … ve … müdafii ile sanıklar …, … ve …’ın mahkumiyet hükümlerine yönelik temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.09.2013 tarihli ve 2012/33199 Soruşturma, 2013/13206 Esas, 2013/823 numaralı İddianamesiyle sanıklardan …, … ve… hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma (… hakkında 2 kez, … hakkında 4 kez, … hakkında 3 kez) ve nitelikli zimmet suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 257 nci maddesinin birinci fıkrası, … ve … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma (… hakkında 3 kez, … hakkında 2 kez) ve basit zimmet suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 257 nci maddesinin birinci fıkrası, …,…,… hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2013/263 Esas, 2016/190 sayılı Kararı ile sanıklardan …, … ve …’ın eylemlerinin kül halinde basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, …, …,… ‘in ise atılı suçlardan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan Hazine vekili, yargılama aşamasında kurumun duruşmalardan haberdar edilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ve sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulmasının yerinde olmadığından bahisle hükümleri temyiz etmiştir.
2.Sanıklar … ve … müdafiinin temyizi, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespiti yapılan inşaat maliyetinin yanlış hesaplandığı, sanıklar hakkında daha önce de aynı suçtan soruşturma yapıldığı ve takipsizlik kararı verildiği, kesinleşen takipsizlik kararına rağmen aynı konuda kamu davası açılamayacağı hususlarına ilişkindir.
3.Sanık …’ın temyizi, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespiti yapılan inşaat maliyetinin yanlış hesaplandığı, kendisinin 2010 yılında kooperatif yönetiminde görev aldığı ve göreve başladığı dönemde kendisinden önce görev yapan şahısların zimmet suçundan soruşturma geçirmiş ve haklarında takipsizlik kararı verilmiş olduğu, kendisinin de daha önce bir usulsüzlük olmadığı kanaatiyle yönetime girdiği, kısa dönem görev yaptığı ve kabul edilen eylemlerin kendisinden önceki döneme ait olduğu hususlarına dairdir.
4.Sanık …’ın temyizi, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespiti yapılan inşaat maliyetinin yanlış hesaplandığı, göreve başladığı dönemde kendisinden önce görev yapan şahısların zimmet suçundan soruşturma geçirmiş ve haklarında takipsizlik kararı verilmiş olduğu, kendisinin de daha önce bir usulsüzlük olmadığı kanaatiyle yönetime girdiği, bahse konu sanıklar hakkında verilen ve kesinleşen takipsizlik kararına rağmen aynı konuda kamu davası açılamayacağı, kabul edilen eylemlerin bir kısmının kendisinden önceki döneme ait olduğu hususlarına yöneliktir.
5.Sanık …’ün temyizi, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespiti yapılan inşaat maliyetinin yanlış hesaplandığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’ın S.S. … Konut Yapı Kooperatifinde 25.06.2000 ile 01.08.2011 tarihleri arasında değişik dönemlerde yönetim kurulu başkan ve üyeliği görevlerini üstlendikleri, …’un ise kooperatifle yapılan iş sözleşmesi gereği taşeron olarak çalıştığı, şikayetler üzerine yapılan soruşturma işlemleri kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre, incelenen defter ve kayıtlarda sanıklar … , … ve…’ın gerçekte ticari faaliyeti olmayan, sahte fatura kesmek için kurulan firmalardan mal almış gibi faturalar alarak harcama kalemlerinde gösterdikleri, bu tutarın toplamda 148.368,18 TL olduğu, keza kooperatif yöneticisi olan sanıkların, sanık …’la yapmış oldukları anlaşmalara aykırı olarak yapılan iş karşılığında, işin yapıldığı tarihteki piyasa şartları ile bağdaşmayacak şekilde toplamda 52.275 TL menfaat sağladıkları, hakeza yapılan inşaatın belgelerde görünen maliyeti ile bayındırlık birim fiyatları arasında kooperatif üyeleri aleyhine fahiş farklılıklar olduğu, sanıkların bu şekilde toplamda 1.569.338,35 TL’yi uhdelerinde tuttukları ayrıca sanıkların farklı dönemlerde kooperatif adına farklı şahıslardan yüksek faiz karşılığı borç alarak kooperatifi zarara uğrattıkları şeklindeki iddialarla nitelikli zimmet, basit zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davasında, Mahkemece; iddiaya konu alanda yapılan keşif sonrasında alınan ve dosyaya mübrez Sayıştay emekli denetçileri tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre, toplanan aidatlarla yapılan toplam harcamaların 2011 yılına uyarlanması neticesinde toplam 337.354,16 TL’nin sanıklar …,…,…,…’ın müştereken zimmetinde bulunduğu kabul edilerek bu sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetlerine, sanık …’a menfaat sağlandığı şeklindeki iddianın kanıtlanamadığı, yine sanıklar … ve … ‘in çok kısa sürelerde görev yaptıkları ve atılı suçu işlediklerine dair tespitte bulunulamadığı gerekçeleriyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar …,… ve … hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddiaların reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaatine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanıklar …,…,… hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık … hakkında verilen hüküm yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İddia konusu eylemlerin sanıkların kooperatif yönetim kurulunda görev aldıkları farklı dönemlere ilişkin olduğu nazara alınarak, her döneme ilişkin başkan ve muhasip üyelerin ayrı ayrı tespiti ile gerektiğinde tarafların yeniden beyanlarına başvurmak suretiyle kooperatif adına parasal işlerin fiilen kim ya da kimler tarafından yapıldığının belirlenmesi sonrasında dosyanın kül halinde konunun uzmanı Sayıştay emekli uzman denetçilerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilip; suç tarihleri arasındaki tüm belgelerin incelenerek sanıkların üzerlerine atılı zimmet iddiaları yönünden tüm savunmaları karşılar ve sorumluluklarını irdeler şekilde zimmetlerinde kooperatife ait para bulunup bulunmadığı, varsa görevde oldukları dönemlere göre her bir sanık yönünden ayrı ayrı olmak üzere zimmet miktarını belirten denetime elverişli rapor alınmasından sonra hasıl olacak sonuca göre 5237 sayılı Kanun’un 61 inci, 248 inci ve 249 uncu maddeleri kapsamında da değerlendirme yapılmak suretiyle hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanıkların farklı dönemlerde kooperatif adına farklı şahıslardan yüksek faiz karşılığı borç para alarak kooperatifi zarara uğrattıkları şeklindeki eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçtan ayrıca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, zimmet suçu kapsamında değerlendirilerek yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2013/263 Esas, 2016/190 sayılı Kararına yönelik katılan Hazine vekilinin sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2013/263 Esas, 2016/190 sayılı Kararında katılan Hazine vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Hazine vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
3. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2013/263 Esas, 2016/190 sayılı Kararına yönelik sanıklar … ve … müdafii ile sanıklar …, … ve …’ın temyiz istekleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.07.2023 tarihinde karar verildi.