YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6015
KARAR NO : 2023/7213
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/808 Esas, 2016/231 Karar
SUÇ : Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/808 Esas, 2016/231 sayılı Kararının, sanık … müdafii, katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Katılan … vekilinin, 18.03.2016 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükme karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 20.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Hüküm bir bütün olup bölünemeyeceğinden, sanığa hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezası kesin nitelikte olmamasına rağmen hüküm fıkrasının kanun yolu kısmında adli para cezasının kesin olduğunun belirtilmesinin hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek hükmün bir bütün olarak incelenmesinin gerektiği nazara alınmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden sanık müdafii ile O yer Cumhuriyet savcısının hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2015 tarihli ve 2014/33321 Soruşturma, 2015/9078 Esas, 2015/7651 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 239 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/808 Esas, 2016/231 sayılı Kararı ile sanık hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 239 uncu, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 300 tam gün karşılığı 6.000 TL ve doğrudan hükmolunan 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri
Kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna, iddia konusu belgelerin ticari sır mahiyetinde olmadığına, sanığın kasıtlı olarak bu eylemi gerçekleştirmediğine yöneliktir.
B. Katılan vekilinin temyiz sebepleri
Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesine karşın tarafına vekalet ücreti takdir edilmemesi sebebiyle hükme yönelik temyiz isteminde bulunmuştur.
C. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri
Hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun’un hangi maddesi gereği sanık hakkında ceza tayin edildiğinin açıkça gösterilmemiş olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı hareket edildiği gerekçesiyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılan … Sanayii Anonim Şirketinde kalıplı üretim elemanı olarak çalışan sanığın işten çıkarılması üzerine şirkete ait ticari işletmenin işleyişine ilişkin özel belgeler olan ve ticari sır niteliğindeki hammadde izleme kartları ile makine silo takip formlarını Arçelik Bulaşık Makinası İşletmesine götürerek yetkilisi bulunan tanık …’a verdiği iddiasıyla sanık hakkında ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçundan kamu davası açıldığı ve mahkemece atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Katılan şirkete ait hangi nitelikteki bilgilerin ticari sır kapsamında değerlendirildiğinin somut verilerle gösterilmediği ve hangi bilgilerin paylaşıldığı hususunda bir açıklık bulunmadığı nazara alınarak, sanık ve müdafiinin aşamalardaki söz konusu bilgilerin ticari sır veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerden olmadığı savunmalarının da üzerinde durulup, Arçelik Bulaşık Makinası İşletmesine verildiği iddia edilen belgelerin ticari sır mahiyetinde olup olmadığının belirlenebilmesi bakımından özellikle bu konunun uzmanlarından oluşacak bir bilirkişi kurulundan rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu ve gerekçeden yoksun biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Temel cezanın belirlenmesi sırasında hüküm fıkrasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 239 uncu maddesinin birinci fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Hükmolunan kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrildiği halde, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirtilerek çelişkiye neden olunması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149-163 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkrasındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesi zorunlu olduğu halde bu hususun karar yerinde hiç tartışılmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/808 Esas, 2016/231 sayılı Kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 07.06.2023 tarihinde karar verildi.