Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/6048 E. 2023/7171 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6048
KARAR NO : 2023/7171
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/166 Esas, 2013/180 Karar
SUÇLAR : Zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma
HÜKÜMLER:1-Sanık … hakkında zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet,
2-Diğer sanıklar hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan beraat.

… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2013 tarihli ve 2012/166 Esas, 2013/180 sayılı Kararının sanık … müdafii ve suçtan zarar görenler vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazine ile Adalet Bakanlığının katılma ve bu suçtan verilen hükümleri temyiz etme haklarının olmadığı anlaşılmıştır.

5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan … ile Hazinenin kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükmün vekilleri tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Hazinenin, 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 18 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince de Adalet Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları kabul edilmiştir.
Sanık … hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.11.2012 tarihli ve 2012/9238 Soruşturma, 2012/3118 Esas, 2012/202 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında zincirleme basit zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2013 tarihli, 2012/166 Esas ve 2013/180 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zincirleme basit zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 5 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin ve beşinci fıkraları gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılanlar vekillerinin temyiz istemleri; sanık …’un cezasından indirim uygulanmasının hatalı olduğuna ve sanıklar Yaşar ile Halil’in üzerlerine atılı suçun sabit olmasına rağmen sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanık … müdafiinin temyiz istemi; sanığın üzerine atılı eylemin, yapılan satışlara ait kayıtların düzenli tutulmamasından kaynaklandığına ve bu nedenle eylemin zimmet değil görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna, yine sanık hakkında her ne kadar etkin pişmanlık indirimi olarak hükümden önce parayı yatırdığı gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun’un 248 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uygulanmış ise de, sanığın iddianame düzenlenip mahkemece savunması alınmadan parayı yatırdığı belirtilerek daha fazla indirim hakkı öngören aynı Kanun’un ikinci fıkrasının ilk cümlesi gereğince indirim yapılması gerektiğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde … 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi kantininde kantin sorumlusu olarak görev yapan sanığın, 09.11.2010 tarihli son kontrolör denetiminden sonra tespit edilemeyen tarihlerde birçok kez kurum personelinin cezaevi kantininden nakit parayla yaptıkları alışverişlerden toplanan nakit paraları saymanlığa eksik teslim ettiği ve kalan kısmını mal edinerek toplamda 32.830,22 TL parayı zimmetine geçirdiği iddia olunan somut olayda, Mahkemece; sanığın üzerine atılı eylemin sübuta erdiği kabul edilerek zincirleme basit zimmet suçundan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ek tebliğnamede isimlerine yer verilen … ve … hakkında bir temyiz olmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle … ile Hazine vekillerinin sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2013 tarihli ve 2012/166 Esas, 2013/180 sayılı Kararında katılanlar vekilleri ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekillerinin ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2023 tarihinde karar verildi.