YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6059
KARAR NO : 2023/8349
KARAR TARİHİ : 13.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2214 Esas, 2020/242 Karar
KATILANLAR : Hazine, İçişleri Bakanlığı
SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜMLER : A) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.05.2019 tarihli ve 2018/396 Esas, 2019/213 sayılı Kararı ile; atılı suçlardan beraat,
B) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2019/2214 Esas, 2020/242 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2214 Esas, 2020/242 sayılı Kararının, katılanlar İçişleri Bakanlığı ve Hazine vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklardan …, …, … ve …’e isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği İçişleri Bakanlığının rüşvet alma suçundan, Hazinenin ise tüm suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2018 tarihli ve 2013/164443 Soruşturma, 2018/37468 Esas, 2018/7224 numaralı İddianamesiyle sanıklardan Osman hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, diğer sanıkların aynı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2019 tarihli ve 2018/396 Esas, 2019/213 sayılı Kararı ile ile sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat kararları verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2214 Esas, 2020/242 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekillerinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine vekili, eksik inceleme ve kanaatle hüküm verildiği, bu itibarla kararın usûl ve yasaya aykırı olduğu sebebiyle kararı temyiz etmiştir.
Katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz dilekçesi, olayın meydana geliş şekli, sanıklar arasında suç konusu hakkında yoğun ilişki bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde suçun sübut bulduğuna ve beraatlerine hükmedilmesi yönündeki kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru olan sanık …’nın sanıklardan …, … ve …’un çalıştırdığı kumarhaneye baskın yapılacağını önceden haber vermesi karşılığında sanık … aracılığı ile menfaat temin ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun’un rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252 nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle; kamu görevlisi olmayan sanıklar …, … ve … hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/281 Esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılarak bir örneğinin dosya arasına getirtilmesinden sonra bütün deliller birlikte değerlendirilip, şarta bağlı rüşvet anlaşması yapılamayacağı, suçun oluşabilmesi için görev gereklerine aykırı olarak belirli bir işin yapılması veya yapılmaması karşılığında çıkar sağlanacağı konusunda taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında gerçekleştirilmiş bir anlaşmanın bulunması gerektiği hususları da göz önünde tutularak rüşvet suçunun unsurlarının oluşmaması halinde eylemlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve bu suça iştirak etme suçları kapsamında kalıp kalmadığının karar yerinde tartışılması sonrasında sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması nedeniyle beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle rüşvet verme suçu yönünden İçişleri Bakanlığı vekilinin sanıklar …, …, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2214 Esas, 2020/242 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.07.2023 tarihinde karar verildi.
…