YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6110
KARAR NO : 2023/7754
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2007/44 Esas, 2012/120 Karar
SUÇ : İcrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, zimmet
HÜKÜMLER : Sanıklar hakkında icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi, basit zimmet suçundan mahkumiyet
… 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2012 tarihli ve 2007/44 Esas, 2012/120 sayılı Kararının sanıklar müdafileri ve suçtan zarar görenler vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklara isnat edilen icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz hakkının bulunmadığı,
Suçtan zarar gören … vekilinin yokluğunda verilip 29.05.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen hükümlere yönelik 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî sürenin son gününün 05.06.2019 Çarşamba günü olduğu, bu tarihin resmi tatil olan Ramazan Bayramına denk geldiği, tatilden sonraki Cuma gününde idari izin uygulandığı, idari izin günlerinin resmi tatil olmaması nedeniyle süreler ve bu bağlamda temyiz süresinin işlemeye devam ettiği fakat bakanlık vekilinin yasal süre geçtikten sonra 12.06.2019 Çarşamba günü temyiz isteğinde bulunduğu,
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, 1412 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin altıncı fıkrasına paralel bir şekilde “Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği” hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de “fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği”nin belirtilmesine, Ceza Genel Kurulunun 24/06/2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında “Zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği” görüşünün benimsenmesine, Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861, 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen zamanaşımı nedeniyle düşürülme kararlarına karşı sanıklar … ve … müdafiilerinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığı,
Anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında basit zimmet suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir nitelikte olduğu, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanıklar müdafiilerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesince temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2007 tarihli ve 2007/8190 Soruşturma, 2007/752 Esas, 2007/203 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ile zimmet suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 247 nci maddesi uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereğince de hak yoksunluklarına hükmolunması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2012 tarihli ve 2007/44 Esas, 2012/120 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, basit zimmet suçundan ise mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Suçtan zarar görenler vekillerinin temyiz isteği; icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi hükümlerine yönelik olup bu süre gerçekleşmediğinden verilen hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında basit zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna,
3. Sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz isteği ise; icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarının sanıklar tarafından işlendiğine dair dosya kapsamında kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bu suçlardan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin ise eksik inceleme ile verildiğine, iddianamede zimmet miktarının gösterilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların kamu görevlisi gibi cezalandırılamayacaklarına dolayısıyla da zimmet suçunun faili olamayacaklarına, bu suç yönünden zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak diğer sebeplere,
İlişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanıkların temyiz incelemesine konu mahkumiyete esas alınan eylemlerinin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin birinci fıkrasında ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit zimmet suçunu oluşturacağı, bu suçun zamanaşımı hükümleri yönünden sanıklar lehine olan 765 sayılı Kanun’da öngörülen cezasının üst haddine göre aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır.
2. Suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar, 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle suçtan zarar görenler vekilleri ile sanıklar … ve … müdafiilerinin icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteklerinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.03.2012 tarihli ve 2007/44 Esas, 2012/120 sayılı Kararında basit zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,22.06.2023 tarihinde karar verildi.