Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/6623 E. 2023/7530 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6623
KARAR NO : 2023/7530
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/313 Esas, 2016/186 Karar
SUÇ : Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/313 Esas, 2016/186 sayılı Kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Tebliğname başlığında adına yer verilen sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz talebi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Keskin Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.08.2015 tarihli ve 2015/508 Soruşturma, 2015/245 Esas, 2015/243 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 255 inci maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
B.Temyiz incelemesine konu karar ile sanığın yüklenen suçtan, 5237 sayılı Kanun’un 255 inci maddesinin 6352 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesi ile değişik birinci fıkrası, aynı fıkranın ikinci cümlesi, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 4 tam gün karşılığı 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, müvekkili hakkında tesis edilen hükmün yeterli delil bulunmadan sadece katılan ifadelerine dayandığına, bu hususun şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırılık teşkil ettiğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’ın Keskin Mal Müdürlüğünde kaloriferci olarak görev yaptığı fakat 5-6 yıldır Mal Müdürlüğü Milli Emlak Servisinde çalıştığı, 2-B kapsamında devlet hazinesine ait olan bazı taşınmazları satın almak için müracaat eden katılanlar ve mağdura bu işlem için harita çizdirmeleri gerektiğini belirterek temyiz dışı sanık …’a yönlendirdiği ve bu çizimler için mağdur …’den 1.600,00 TL, katılan …’den 2.500,00 TL ve parça parça olmak üzere 1.500,00 TL ücret aldığı iddiasıyla yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, sanık …’ın Keskin Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü Milli Emlak Servisinde görev yaptığı, temyiz dışı sanık …’ın ise Keskin Kadastro Şefliğinde kadastro teknisyeni olduğu, kuruma müracaat eden katılanlar ve mağdurdan sanık …’ın harita çizilmesi karşılığında para talep ettiği, katılan … ve mağdur …’nün sanığa elden para verdiklerini, katılan …’nin ise sanık kendisinden para talep etmesine rağmen vermediğini beyan ettikleri, böylelikle sanık …’ın üzerine atılı yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçunu işlediğinin katılanlar ve mağdurun beyanları ile sabit olduğu kabulüyle cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Keskin Kaymakamlığı Mal Müdürlüğünün 24.07.2015 tarihli cevabi yazısında, sanığın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi, yardımcı hizmetler sınıfında kaloriferci kadrosunda yer almakta olup 04.01.2013 tarihinde itibaren Milli Emlak, Personel ve Muhakemat Servislerinin iş ve işlemlerinde yardımcı olmak amacıyla görevlendirildiği ve 26.02.2015 tarihinde Milli Emlak Servisindeki görevinin sona erdiğinin bildirildiği, katılanlar ve mağdurun başvurularına konu evrak dosya arasında bulunmadığından, başvuru çerçevesinde yapılması gereken işlemlerin ve hazırlık aşamasındaki savunmasında gelen talepleri Milli Emlak Servisine gönderdiğini ve gerekirse yazı yazdığını belirten sanığın görev kapsamı ile işlemlere katılma usulünün dosya kapsamından tam olarak anlaşılamadığı nazara alınarak; bu hususlar açıklığa kavuşturulmak suretiyle sanığın görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapmak için menfaat temin ettiğinin anlaşılması halinde fiilinin rüşvet alma, kroki çizilmesi için kuruma ödenmesi gereken meblağ bulunup da sanık tarafından görevinin sağladığı güven kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen hileli davranışlarla katılanlar ve mağdurdan fazla ücret alınması halinde ise fiilinin ikna suretiyle irtikap suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu suçlardan dolayı yargılama yapma, delilleri değerlendirme ve suç vasfını belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu, bu nedenle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 12 nci maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Keskin Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/313 Esas, 2016/186 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2023 tarihinde karar verildi.