Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/6720 E. 2023/7900 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6720
KARAR NO : 2023/7900
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/131 Esas, 2013/227 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.03.2012 tarihli ve 2012/1955 Esas, 2012/5039 Soruşturma, 2012/151 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

B. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2013 tarihli ve 2012/131 Esas, 2013/227 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 03.06.2008 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karara aykırı olarak kendisine aylık ücret tahsisi yapmak suretiyle zimmet suçunu işlediği iddiasıyla ilgili olarak beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan vekilinin temyiz istemi; kooperatife davanın ihbar edilmediğine, temel ceza ve zincirleme suç nedeniyle artırımın alt sınırdan yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, huzur hakkı olarak aldığı paranın hukuka uygun olduğu gerekçesi ile verilen beraat kararının kaldırılarak cezalandırılması gerektiğine, sanığın zimmetine geçirdiği paranın net olarak belirlenmediğine yöneliktir.
B. Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın zimmetine para geçirmediğine, satıp parasını aldığı iddia edilen kalemlerle ilgili kooperatife başka araç ve gereç aldığına, İl Özel İdaresinden alınan kredinin kooperatif borçlarının ödenmesinde kullanıldığı yönündeki savunmalarına itibar edilmediğine, bu konudaki kanıtların toplanmadığına, sadece bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğuna, kooperatifin işin uzmanı olmayan köy halkından kişiler tarafından yönetildiğine, profesyonel şekilde muhasebe kayıtlarının tutulmasının mümkün olmadığına, kayıtlara girmeyen mal ve ürün alımlarından kaynaklanan icra takiplerinin bulunduğuna, bu icra dosyalarının hangileri olduğu ve neden kaynaklandığı, yapılan takipler sırasında ödeme yapıldığı halde borçlanma belgeleri alınmadığından mükerrer icra takiplerine maruz kalındığına, icra giderleri ve anormal faiz ödemeleri hususları göz ardı edilerek salt kooperatifin giriş ve çıkış kayıtları üzerinden hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, kooperatife alındığı belirtilen demirbaş ya da ürün alımlarının ne olduğu, bu alımlarla ilgili icra takip dosyaları araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın suç tarihlerinde S.S. … Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı, bu dönem içerisinde, kooperatifin 50 üyesinin, Tarım Bakanlığı destekleme projesi kapsamında almış oldukları damızlık düvelerin birinci ve ikinci taksit geri ödemelerini makbuz karşılığında kooperatife yaptıkları, ancak sanığın toplamda 75.630.00 TL tutarındaki damızlık geri ödemelerini süresinde bankaya yatırmadığı ve ayrıca hesaplara da intikal ettirmeyerek bu miktar parayı zimmetine geçirdiği, daha sonra ayran üretimi için İl Özel İdaresinden kooperatife verilen 50.000,00 TL krediden net ele geçen 48.646,72 TL parayı amacı dışında kullanıp damızlık düvelerin faiz geri ödemesinde kullandığı, buna göre ortaklardan tahsil edilen 75.630,00 TL’nin sanığın zimmetinde kaldığı, yine sanığın 2005 ve 2006 yıllarında yapılan genel kurullarda yetki almadan ve yönetim kurulu karar defterinin 08.01.2007 tarihli kararına ekleme yapmak sureti ile kooperatife ait slaj makinesi, pulluk, tırmık ve ayrıca çapa makinesinin toplam 7.500 TL’ye farklı kişilere satılmasına karar verildiğini yazdığı ve sattığı, karşılığında aldığı paraları da kooperatif hesaplarına intikal ettirmeyerek zimmetine geçirdiği kabul edilerek cezalandırılmasına, sanığın 03.06.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan karara aykırı hareket ederek kendisine aylık ücret tahsisi yapmak suretiyle zimmetine para geçirdiği iddiasıyla açılan kamu davasında; bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, huzur hakkı olarak aldığı 6.000 TL’nin usulüne uygun olduğu ve zimmet suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12.03.1990 tarihli ve 1990/8-3-70, 09.10.2007 tarihli ve 2007/11-44-200 sayılı Kararlarında vurgulandığı biçimde ve 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının mümkün olmadığı nazara alındığında; sanık hakkında düzenlenen iddianamede “ortaklardan tahsil edilen 75.630,00 TL’nin sanığın zimmetinde kaldığı” şeklindeki eyleme yönelik açılmış bir dava bulunmadığı ve bu hususta dava da açtırılmadığı halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen bahse konu fiile ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine aykırı davranılması,
Sanığın kendisine aylık ücret tahsisi yapmak suretiyle zimmetine para geçirdiği iddiasıyla ilgili olarak söz konusu eylemde suçun yasal unsurlarının oluşmadığı şeklindeki mahkeme takdirinde isabetsizlik yok ise de; suçun hukuki konusu ve maddi unsuru nazara alındığında, iddianame ile sanık hakkında zimmet suçundan tek dava açıldığı ve bu nedenle sadece bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden davanın bölünerek sanık hakkında hem mahkumiyet hem de beraat kararları verilmesi,

Sanığın satılan tarım makineleri karşılığında kooperatife başka araç ve gereçler aldığını savunması karşısında, bu hususun kooperatif kayıtlarından araştırılmasından ve tanık beyanlarına başvurulmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun ve maddenin beşinci fıkrası gereğince yasaklama kararına hükmedilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2013 tarihli ve 2012/131 Esas, 2013/227 sayılı Kararına yönelik katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.