YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7063
KARAR NO : 2023/7260
KARAR TARİHİ : 08.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/252 Esas, 2015/231 Karar
SUÇLAR : Nitelikli zimmet, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2014/252 Esas, 2015/231 sayılı Kararının sanık ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Ticaret Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce davaya katılma talebinde bulunulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü ile 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun (5362 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
… vekilinin 16.11.2020 teslim alınma tarihli dilekçesinin aleyhe temyiz iradesi içermediği, katılma talebi ile vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik olduğu, bakanlık lehine kanun yolu muhakemesinde vekalet ücreti hükmedilmesine yasal olanak bulunmadığı, bu itibarla incelemenin sanığın temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.06.2014 tarihli ve 2014/11130 Soruşturma, 2014/4715 Esas, 2014/413 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2014/252 Esas, 2015/231 sayılı Kararı ile sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan da, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; kararın eksik inceleme ile verildiğine, atılı suçların sübuta ermediğine, zimmet suçunun vasfının yanlış belirlendiğine ve suça konu miktarın değerinin az olmasına rağmen hakkında 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesinin uygulanmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılmadığına, sahtecilik suçundan verilen hapis cezasının yeterli gerekçe gösterilmeden ertelenmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiğine ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Gölcük Seyyar Pazarcılar Odası başkanı olarak görev yapan sanığın, denetim kurulu tarafından yapılan inceleme sonrası odaya ait 7.654,26 TL parayı zimmetine geçirdiğinin tespit edildiği, sanık hakkında yapılan suç duyurusu sonrası zimmeti gizlemek amacıyla bu miktarı başka şahıslar adına borç göstermek suretiyle 2011 yılı mizanında değişiklik yaptığı, böylece nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddialarıyla kamu davası açıldığı ve atılı suçlardan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında üzerine atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de; mahkemece şikayetçi sıfatıyla ifadelerine başvurulan ve katılanlıklarına karar verilen denetim kurulu üyelerinin aşamalardaki ifadelerinde özetle; odanın 2011 yılına ait hesaplarının denetiminde sanığın huzur hakkı dışında 7.654,26 TL parayı zimmetine geçirdiğini belirlediklerini, yapılan tespit sonrasında ise zimmeti gizlemek için mizanda değişiklik yaparak bu parayı diğer yönetim kurulu üyeleri almış gibi gösterdiğini beyan ettikleri, sanığın alınan savunmalarında ise üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, odanın evrakının muhasebecileri olan mali müşavir Savaş isimli şahısta bulunduğunu, bu belgeler incelenmeden denetim kurulu üyelerinin söz konusu miktarı ne şekilde belirlediklerini bilmediğini ifade ettiği, dosya içerisinde yer alan fotokopiden ibaret denetim kurulu tutanaklarının şikayetçilerin ifadeleri ile uyumlu olduğu ve denetim kurulu üyelerince 45 gün içinde olağanüstü genel kurul yapılmasına karar verildiği, bunun yanında oda genel sekreteri Nurhayat tarafından tutulan 25.01.2012 tarihli tutanakta ise sahteciliğe konu mizandaki değişikliğin geriye dönük olarak mali müşavir Savaş tarafından 24.01.2012 tarihinde sisteme girildiğinin ve bu işleme muhalif olduğunun belirtildiği ancak dosya içerisinde gerek gerçek gerekse zimmetin ortaya çıkmasından sonra sahte olarak düzenlendiği iddia edilen her iki mizanın da aslının bulunmadığı ayrıca mizanların ne şekilde ve kim ya da kimler tarafından düzenlendiği, sistem üzerinden düzenlenmesi durumunda sisteme giriş yetkisinin kimde olduğu, sistemden çıkarılan belgenin ne şekilde hukuki sonuç doğurduğu hususlarının araştırılmadığı, bu kapsamda oda genel sekreteri Nurhayat ile oda muhasebecisi olduğu bildirilen Savaş’ın ve sahte olduğu iddia edilen mizanla zimmete konu tutarın huzur hakkı ödemesi yapılmış gibi adına kayıt yapılan şahısların da tanık sıfatıyla beyanlarının alınmadığı, asılları temin edilmeyen ve sahteliği duruşmaya getirilerek mahkeme heyeti tarafından incelenmesi gereken her iki mizanın fotokopisi üzerinden Sayıştay emekli uzman denetçilerine inceleme yaptırılarak suça konu mizanın iğfal kabiliyeti bulunduğuna dair tespitlerinin mahkemece kabul edildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla; öncelikle zimmet olayının tespitinden önce düzenlenen ilk mizan ile zimmetin tespiti sonrası belirlenen miktarın iddianamede isimlerine yer verilen şahıslar üzerine kaydedilerek sahte olarak düzenlendiği iddia edilen ikinci mizanın asıllarının temin edilerek dosya içerisine alınmasından, bu konuda oda genel sekreteri Nurhayat ile oda muhasebecisi Savaş’ın tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmasından, 5362 sayılı Kanun’da mizanın oda tarafından düzenlenen belgeler arasında sayılmaması karşısında hukuki niteliğinin ve sonuç doğurmaya elverişli olup olmadığının belirlenebilmesi açısından oda ve ilgili kurumlarla yazışma yapılarak gerekli araştırmanın yapılmasından, sahte olduğu iddia edilen mizanda zimmet miktarı adlarına borç olarak kaydedilen veya huzur hakkı ödemesi yapılmış gibi gösterilen şahısların açık kimliklerinin tespiti ile bu parayı alıp almadıklarının, şayet parayı aldıklarını bildirirler ise ödemenin banka kanalı ile mi yoksa elden mi yapıldığının, elden yapılmışsa herhangi bir ödeme makbuzu düzenlenip düzenlenmediğinin, odanın bu yöndeki uygulamasının ne şekilde olduğunun tanıklardan ve odadan sorulmasından, buna ilişkin ilgili evrakın temininden, yine denetim kurulunun çağrısı üzerine olağanüstü genel kurul yapılıp yapılmadığının, yapılmışsa zimmete konu olayın gündeme alınıp alınmadığının ve akıbetinin ne olduğunun tespiti için ilgili toplantı tutanaklarının getirtilmesinden, akabinde toplanan tüm belgelerin ve sahteciliğe konu mizanın duruşmada incelenerek mahkeme heyetinin buna ilişkin gözleminin ne olduğunun zapta yansıtılmasından sonra, sonucuna sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Zimmet suçunun işlenmesinden ve sanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasından sonra kasa açığını kapatmaya yönelik sahte mizan düzenlenmiş olmasının zimmet suçunu nitelikli hale getirmeyeceği gözetilmeden sanığa verilen cezada 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayini,
Sanığın zimmetine geçirdiği kabul edilen 7.474,26 TL’nin, suç tarihindeki ekonomik koşullara ve Dairemiz uygulamalarına göre, değer azlığı sınırında kalması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar anılan madde-fıkra ve bentteki tüm hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi yerine, yarısından az olacak şekilde ve oda yöneticiliğinden yasaklanmasına karar verilmek suretiyle eksik ve sınırlı uygulama yapılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2014/252 Esas, 2015/231 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanığın kazanılmış hakları saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2023 tarihinde karar verildi.